Devlet 2014'den beri HDP’yi ve demokrasiyi sürekli tırpanlıyor.

Şimdi tırpana takılan kimi vekillere fezleke.

Gare, anti demokratik gidişe sonuç alıcı pompa olamayınca stratejik yürüyüş fezleke operasyonuna bırakıldı.

Türkiye tartışıyor: Hedefte HDP mi, demokrasi mi?

Bu soru bile demokratik bilinç düzeyinin net bir göstergesi oluyor.

Zira anayasaya göre yasal bir partinin milletvekillerine yargının dokunma hakkı bulunmuyor, ta ki yeni seçime kadar.

Dokunulmazlık kelepçesine, zindana vesile olanların devlete sadakati bir kez daha sınava giriyor.

Sermayenin en has elemanları oylarını açıklayarak demokrasi aleyhindeki gidişata yön veriyor.

Ama sermayenin aslan demokratları oyu ne olursa olsun, “oylamanın bizatihi kendisi demokrasiyi oylamaktır” diyemiyor.

Demeyeceğini zaten bilen biliyor da bilmeyenler, böyle ilkesiz tutum içindekilerden nasıl bir demokrasi bekliyor?

Her Ak Partiye karşı olan demokrat olmaz ki!

Bu tür pratikler, tek adam kendilerinden olsa, tek adam rejimine dahi karşı çıkacağından şüphe duyurtuyor.

Zira “Hele dosyalar bir gelsin bakalım” dedikten sonra demokratlıkları bitiyor.

Özetle inkar ve asimilasyon paradigması ışığında 2014 kararları, şimdi fezleke olarak karşıda ve devlet ittifakları teke inmiş bulunuyor.

Budamalar başlıyor. 

Çatı içindeki mırın kırın, dışa azar, parmak sallama, safları sıklaştıran bir “klik” çatışmasından öte olmadığı devletin her anti demokratik adım atışında ortaya çıkıyor.

Hele savaşa olumlu oy verip de zamlardan, yoksulluktan hesap sormuyorlar mı,  gerçekler çılgına dönüyor.

Bu kadarı mı tespit edemiyor, harcanan emeğe mi acınıyor, içine mi sinmiyor, işine mi gelmiyor, “yeriniz mi, yeniniz mi dar”,  ne oluyor?

Biliniyor.

Birileri neden hala devletin eski hali İslam sosuyla icra ediliyor diye celalleniyor ve kendisi de eskiyi demokrasi sosuna batırıp batırıp yeniymiş gibi sunuyor?

Olmuyor, fiilen ülkenin demokratik kırıntısı ve geleceğiyle oynanıyor.

Esasında yapılan net, sermayenin geleceği çok yönlü güvenceye alınıyorken paradigmatik  yol temizliği de yapılıyor.

Demokrasi soslu parti ve dostları, oylama onayıyla, ırkçı bir paradigma uğruna anayasaya da İslam yazılmasına doğru bir adım daha yol ve bir nefes daha  aldırıyor, ama asıl sermayeye yaranmak, onun favorisi olmak istiyor:

"Onu alma beni al."

Devlet, CHP’yi azarlasa da sadakatine güveniyor. 

Ama CHP içindeki demokratlar sonraki ilk sıranın kendileri olduğunu herhalde görüyor.

Halkın demokratik örgütlenmelerinin kendi proğramlarında özgür olacağı, ortaklaşılan asgari paydalarda demokratik bir çatının acilen kurulması, demokratik muhalefetin o çatı altında birikmesi, biriktirmesi gerekiyor.

“Tırnağın varsa başını kaşı.”

Bu özlem halkın.

Tarih, TiP'in devlet partisine "ortanın solu" dedirtmesi demokrasi ittifakının önemine kılavuz oluyor.

  • Abone ol