Bu sözler hayatının ciddi bir kısmını İslam’ın ne kadar “geri” ve modernizm ile bağdaşması mümkün olmayan bir din olduğunu kanıtlamaya vakfetmiş Fransız tarihçi ve yazar Ernest Renan’a ait. Allah’tan dönemin Selefileri’nin (Selefilik tanımını geniş tutan bazı kategorizasyonlar gelenek ve ulemaya karşı eleştirel bakışları ile bilinen ve kitabi yorumu önceleyen İslami reformistleri de Selefi olarak tanımlar) mizaç ve düşünce yapısı günümüz Selefileri’nden epey farklıydı. Pan İslamcılığın fikir babalarından telakki edilen Cemaleddin Afgani, Renan’ın bu anti-İslam kampanyasına karşı Fransız konsolosluğunu ateşe vermekten çok daha akıllıca bir yola başvurdu ve Renan’a bir cevap yazdı.

Afgani’nin Renan’a yazdığı mektup son derece kibar ve saygılı bir üslupla yazılmış ve özünde diyalog kurmayı amaçlayan bir metindi. Müslüman ve Arap aleminin bilimsel gelişme konusunda geri kaldığı konusunda Renan ile hemfikir olduğunu söyleyerek başlıyordu Afgani mektubuna.

Ancak Renan’a yönelttiği bir soru ile devam ediyordu: “bilimsel düşüncenin gelişmesi önünde engel kuran İslam dini mi, yoksa bu din adına hareket eden insanların karakter hal ve tavırları mı?

Afgani Renan’a çok kritik bir soru daha yöneltiyordu, İslam’ı diğer dinlerden farklı kılanın ne olduğunu soruyordu Afgani. Her din farklı şekillerde hoşgörüsüzlük içerir, peki İslam’ı bu anlamda diğer dinlerden farklılaştıran ve ilerlemeye mani kılan nedir diyordu Afgani.

Fransa’da dün yaşananların arkasında ne var konuşmak için belki erken. Fransız dergisi Charlie Hedbo’ya yönelik korkunç, ahlaksız, vahşi ve bir o kadar da korkakça saldırıyı kim, niye ve nasıl yaptı bunları henüz bilmiyoruz.

Ancak bu bizi bazı Müslümanlar arasında yaygın bir hastalık konusunda ses çıkarmaktan da alıkoymamalı...

Fransa’da gerçekleşen saldırı ve akabinde bunu onaylayan, hoş gören ve hatta kutlayan tepkiler sonucunda yine günlerce İslam’ın ve Müslümanların “geri kalmışlığı” konuşulacak.

Evet, dün Fransa’daki vahşeti işleyen psikopatlara bakıp 1400 yıllık İslam geleneğine, tarihine, bilgeliğine dair sonuç çıkarmak mümkün değil. Evet, bir grup seri katilin şiddetini meşrulaştırmak için İslami sloganları kullanması, bu şiddetin İslam’dan veya dindarlıktan kaynaklandığını göstermez.

Fakat bu saldırıya gösterilen patolojik tepkiler bize dair bir şey söyler.

Tüm dinlerin tabuları ve hoşgörü limitleri vardır. Ne Hıristiyanlar ne de Yahudiler kendi kutsalları ile dalga geçilmesi için davetiye göndermezler. Lakin bu durum Müslüman coğrafyanın bir sorunu olduğunu inkarına da götürmemeli bizi. Bir sorun var burası kesin ve bu sorun Müslüman dünyasını zayıflaştıran ve çocuklaştıran bir sorun.

Müslümanlar olarak eşit mi olmak istiyoruz, yoksa bize çocukmuşuz gibi davranılmasını mı istiyoruz?

  • Abone ol