Bazılarının sandığı ve iddia ettiğinin aksine savaş başlatmak kolay değildir. Savaşı bitirmek de hafife alınacak, sıradanlaştırılacak bir gelişme olarak görülmemelidir.


Önce Suriye’deki savaşla başlayalım. Esad sonrası siyasal çözüm konusunda mesafe almanın Esad’ı yıkmaktan daha zor olduğunu tüm dünya görüyor. Savaşı bitirecek hamleleri yapmanın, kendiliğinden siyasal çözüm ortamını hazırlaması beklenemez. Suriye’nin toplumsal yapısı ve komşu ülkelerdeki halkların tutumu, yeni siyasal iradenin şekillenmesinde belirleyici olacaktır. Yenmek yada yenilmekten ibaret bir savaş karnesi üzerinde durmaktansa gelecek tasarımı üzerine odaklanmak gerekir. Savaşın gerçek kalıcı sonucunu şekillendirecek olan da savaş sonrası gelişmelerdir.

Elbette Kürt sorununun, Suriye sorunundan oldukça farklı boyutları vardır. Ancak genel tablo itibarı ile barış siyasetinin inşasının savaşı sonlandırmaktan daha kolay olmayacağını söyleyebiliriz.

Barışçı çözümün hukuki alt yapısının oluşumu, büyük oranda toplumsal siyaset gücüne bağlıdır. Geniş toplumsal katılımla siyasal karar süreçleri yönlendirilemezse, kanın durmasından ileriye gidilemez. Elbette uzun dönemde bu da anlamlı bir kazanım olarak görülebilir.

En kolay ulaşılabilir ve en etkin hitap edilebilir toplumsal muhataplar yanında, doğrudan karşı cepheyi bile hedefleyen siyaset dili geliştirilmelidir.

Seçim sisteminden kaynaklı yapısal sorunların aşılması bu noktada son derece hayati öneme sahiptir. Elbette sorun sadece hukuki kısıtlardan ibaret değildir ve bu sınırların aşılmasını sağlayacak olan da yine toplumsal siyaset çalışmalarıdır.

Anayasa konusunda yeni bir metin ihtimali ortadan kalkmış gözükmektedir. Yakın dönem için geriye iki ihtimal kalmıştır; birisi küçük pakete razı olmak, diğeri bu işi başka bahara havale etmek. Komisyon çalışma takviminin iki ay daha uzatılması iktidar partisi açısından iki ayrı anlam taşır. Biri işi zamana yaymak ve neden olamadığının siyasal argümanlarını geliştirerek süreci ilerleyebildiği ölçüde dondurup dolaba kaldırmak. Diğeri ise hiç gecikmeden eş zamanlı başka hamleler yaparak, 330 sorununu aşacak girişimlere başlamak. Bu alternatif için zaman daralıyor.

Barış sürecinde dikkate alınması gereken diğer önemli dinamik ise iktidar içi rekabet ve çekişmelerdir.

Sürecin karşısında pozisyon almamak, mutlak ve daimi destek anlamına gelmez. İş demokratik reformlar ve yargı süreçlerinin seyrinin değişmesine gelip dayanmıştır. Bu adımları atarken herkesi memnun edecek hamleler yapmak ya da restleşmeyi denemek, iki farklı yol haritasını beraberinde getirir.

Kavga etmeyi göze alır gibi başlayıp, uzlaşmaktan başka çare olmadığını kabullenmek, devlet içi gerilimlerin muhtemel seyir sürecini oluşturur.

  • Abone ol