Hürriyet gazetesi köşe yazarı Melis Alphan'ın ensest üzerine yazdığı iddialı bir yazı tahmin edilebileceği gibi önemli bir tartışma başlattı. Yaşanan tartışma aslında yine son zamanlardaki birçok makalemde vurguladığım bir kısır döngüye hizmet etmekten başka birşeye yaramadı.

Öncelikle ensest gibi çok önemli bir alanda çalışan kişi ve kurumlara saygı duyduğumu belirteyim. Çok hassas bir konu olan ensesti önlemek için ne kadar gayret sarf edilse azdır ve bu gayreti sarf edenler çok değerli bir iş yapıyor. Son günlerde konunun magazinel bir şekilde gündeme gelmesi bize ensesti tekrar tartıştırdı. TKDF ve başkanı Canan Güllü önemli bir alanda çalışıyor, dramlarla uğraşıyor evet ama toplumun % 40'ında ensest vakasına rastlandığı iddia edilen çalışmanın hangi kriterlere göre bu oranı bulduğu açıklanmalıdır. Bu çalışma 3 yıl önce yapılmış ve sonuçları tepkiden korkulduğu için açıklanmamış. Toplumda %40 oranında ensest olduğunu iddia etmek hakikaten yankı oluşturacak bir iddia. Araştırma açıklanmadığı için %40'ın neyin oranı olduğu tam anlaşılmıyor. Cinsel suçların %40'ı mı, ev ahalisi istismarının mı yoksa başka bir oran mı tam anlaşılmıyor. Ama bu iyi niyetimize rağmen Alphan bir de 'Bu oran ne anlama geliyor biliyor musunuz? Bu toplumun ciddi bir kısmının ensesti cinsellik olarak gördüğü anlamına geliyor!' cümlesiyle araştırma sonucu üzerinden önemli bir ithamda bulunuyor.

Eğer çalışma bilimsel bir araştırma ürünüyse sorgulanmayı hak ediyor, bunu kabullenmelidir. Çünkü bilimsel çalışmaysa bilimsel kriterlerle başlatılması, usulü hakkında etik kurallara uyması ve belli standart ölçütler açısından bilimsel yeterliğe ulaşması gerekiyor. Bunun ne derece karşılandığını bilmiyoruz zira önemli iddiası olan araştırma yayımlanmıyor. Bilimsel araştırma genel geçer geleneklere tabi değildir ve kendi bilimselliğine güveniyorsa metodunu ve sonuçlarını açıklamalıdır. Çünkü çok iddialı bir sonuçla çok rahatsızlık duyulan bir konuda adeta toplumu itham etmektedir. Yazar oranı muhafazakarlığa bağlayan araştırma açıklamasını 'Ensest Atlası yayımlandığında Güllü, son yıllarda ensest ilişki oranlarında artış olduğunu söyleyerek bunu sosyal çevreden uzaklaşıp içe kapanan toplumdaki muhafazakârlığa bağlamıştı' diyerek aktarıyor. Çok hassas bir konuyu siyasi bir pozisyon alarak açıklamak sakıncalıdır. Araştırmanın usulünu açıklamak bu kadar itham ve tartışma sonrası bir sorumluluk ve zorunluluktur.

Asıl konumuza gelelim. Bu konu yine kutuplaşmaya hizmet etti. Yeni Akit'in bir yazarı bu yazı dolayısıyla Hürriyet gazetesinin ensesti yaygınlaştırma gayretinde olduğunu iddia eden bir yazı yazdı. Bu minvalde iktidara yakın başka gazetelerde siyasi pozisyon alıcı makaleler de yayımlandı. Muhtemelen abartılı ve suçu muhafazakarlığa yüklemek isteyen yazıya fırsatı bulduğu sevinciyle hakaretlerle cevap veren Yeni Akit yazarının başlattığı kısır döngü malum oran iddiasından daha tehlikelidir. Zira çok önemli bir konudaki bahis sansasyonel oranlarla mantık dışılığa itiliyor ve önemli bir mesele halledeceğimize, iki cephe arasında aklı ve mantığı ortadan kaldıran bir kutuplaşmaya hizmet ediliyor. İki cephe de bahsettigim birbirini besleyen keyfilik, fırsatçılık, özensizlik, rakipçilik, rakip gördüğünü asağılama peşinde, adalet ve doğru maalesef bu kızgın ortamda buharlaşıyor.

Ensest gibi toplumun tüm farklı kesimlerinin birbirine yardımcı olacağı, ortaklaşacağı bir konuyu bile kısır çekişme konusu haline getiriyorsak çok tehlikeli bir toplumsal hastalıktan hepimizin muzdarip olduğu açıktır. Bu durum demokrat yaklaşıma çok ihtiyacımız olduğunu hatırlatmaktadır.

Oldukça hassas bir konuyu çözmeye çalışırken gösterilen özensizliğin, siyasi itham fırsatçılığının bir bumerang gibi döneceğini hala düşünemiyoruz. Bu tartışma ensest gibi bir derin yaranın çözümüne yardımcı olmayacağı gibi adalet ve demokrasi ortak paydasında buluşmak isteyen farklı kesimlerden oluşan az ve güçsüz bir grubu daha zor durumda bırakacaktır.

@gergerliogluof
www.omerfarukgergerlioglu.com

  • Abone ol