ALLAH daha nice uzun ömürler versin, haftalık anne ziyaretlerini aksatmam.

Önce Karaköy’den vapur sonra da Kalamış otobüsü...

O vapurlarda da daima kıç güverteye otururum.

Yaz veya kış, poyraz yahut lodos, sözkonusu âdet bebekliğimden beri hiç değişmedi.

Babamdan alışmışım. Kadıköy ricali geçmişte lüks denen bu mıntıkayı tercih ederdi.

Temmuz cehenneminde dahi püfür püfür eser. Zemheri ayında da rüzgâr karayelden savursa bile eğer sırtınızı pruvaya dönüp korunaklı ilk sıraya oturduysanız, üşümezsiniz.

Tabii her ışık mevsimine dönüşen şehir siluetini de ebedî sebil niyetine içersiniz.

***

FAKAT bu keyif artık seyrekleşiyor. Çünkü çoğu defa yeni vapurlara rastlıyorum.

Vakıa onların da kıç bankları var ama mekân eskilerinkine benzemiyor. 

Dolayısıyla şimdi en üst güverteye çıkıyorum. Lâkin şikâyetçi değilim.

Biraz Ren teknelerini andıran dizaynları ve iyi tasarlanmış konforlarıyla bu vapurlar baştan beri hoşuma gittiler. Yukarıdan leb-i derya manzara seyrediyorum.

Sancağa bak kubbe, iskeleye dön Boğaz, sanki kaptan köprüsünde çark tutmaktasınız.

Boş nostaljiyalar peşinde koşmadığım için de bariz bir defo olarak sırıtan ve mutlaka düzeltilmesi gereken uskur titreşimi olmasa yenilerini eskilerine tercih ederim.

Sonra, önceki gün tam mendireği dönerken bir rezaleti hatırladım ki, neşem kaçıverdi.

***

EFENDİM bundan bir müddet önce Ergenekon akrabası, yalancılık soytarısı ve kara propaganda tescillisi bir ulusalcı site şu haberi yayınladı.

Semt sakini olduğunu söyleyen hazret buyuruyordu ki artık yeni vapurlar Kadıköy’e uğramıyor, zira Gezi olaylarına en çok bura insanları katıldığı için eskileriyle cezalandırılıyor.

Pes! Gerçekten pes!

***

DOĞRUSU, ulusalcıların tıynetini bildiğim için onlardan her tür şarlatanlığı, müzevirliği ve iftiracılığı beklerdim ama yine de komplo teorisyenliğinde, fitne fücurlukta ve akıl tutulmasında işi bu raddeye vardırabileceklerine ihtimal vermemiştim.

Düşünebiliyor musunuz, kendisi tesadüfen eski vapurlara rastladığı için adam bunun altında hemen bityeniği keşfediyor ve Kadıköylülerin “cezalandırıldığını(!) söylüyor.

İnternet sitesi vasıtasıyla da kuyruklu yalana gerçeklik kazandırıyor.

Eh, şimdi ben diyeyim? Aksine, çoğu defa ötekilere rastladığım için demek anneme ne zaman gidip geleceğimi gaipten haber alan Şehir Hatları tarifeyi bana göre uyarlıyor.

Emrime yeni vapurları amade kılarak “liberalliğimi(!) mükâfatlandırmış oluyor.

Ve tabii yukarıdaki mantık aslında sonsuz vahim bir gelişmeyi ortaya koyuyor.

***

O da şudur ki, tuzu kuru ama kuş beyni sulu Beyaz Türklerin hızla ulusalcılığa meyleden kesimindeki iktidar nefreti ve öteki hıncı artık cinnet raddesine varıyor.

Çünkü onların düşünce sistematiği muhakeme denen dürtüden tamamen kopuyor.

Sözkonusu kopuş da yine onları bir yandan Suriye’nin Esed’i gibi evrensel bir katili dahi destekleyecek ölçüde bir fanatizme; diğer yandan ise Kadıköy’ün vapuru gibi bir tarife rastlantısını bilecezalandırma olarak algılayacak oranda bir paranoyaya sürüklüyor.

Başka bir deyişle, genel Kemalist şartlanma ve hayat tarzı korkusu en asgari mantık denklemlerini bile sıfıra indiriyor ki, ortada yalnız o içgüdüsel nefret kalıyor.

***

NE diyeyim? Yazıyı bari Fellini’nin film başlığıyla bitireyim: Ve, vapur gidiyor!

Kadıköylü hanımlar ve beyler vapur kalktı gidiyor, yenisini onun için kaçırıyorsunuz.


[email protected]

  • Abone ol