Alman Der Spiegel dergisi, Almanya'nın Dış İstihbarat Servisi (BND)'nin, Türkiye'yi dinlediğini iddia etti. Bunun ardından Merkel, olay kendisine sorulunca "İstihbarat hakkında bilgi veremem" dedi. Olay üzerine Dışişleri Bakanlığı, Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Eberhard Pohl'ü Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı, iddialar resmen soruldu.

Dinleme iddialarının kaynağı mühim, dinlemelerin ortaya çıkarıldığı tarih mühim. Dinlemelerin kaynağı Der Spiegel, dinlemelerin açığa çıktığı tarih "Çözüm Süreci" konusunda Öcalan'ın "30 yıllık tarihi süreç sonuçlanmak üzere" açıklamasına yakın, Paralel Örgüt'e yönelik operasyonlardan geçtiğimiz günlerde... Aynı günlerde bir PKK'lının heykeli yıkılması üzerinden Türkiye'de gerginlik yaşanıyor... Meselenin netleşmesi için olaylar silsilesine kısaca bakalım:

Dinlemelerin başladığı tarih 2009...

2009, Oslo görüşmelerinin başladı tarih. Hakan Fidan bu süreçte içeriden bir aktördü, sıkı durun memlekette dinleme skandallarının iç ayağı Paralel Örgüt, Hakan Fidan'ı hedefe koyan yine Paralel Örgüt, Hakan Fidan'ı ifade vermeye çağıran yine Paralel Örgüt.

2009, aynı zamanda Ahmet Davutoğlu'nun dışişleri bakanı olduğu tarih, dinlemelerin ortaya çıktığı tarih, Davutoğlu'nun başbakan olduğunun açıklandığı günler.

2009, Habur Olayı'nın yaşandığı tarih, ve Numan Kurtulmuş bugünlerde Habur Olayı'nın Paralel Örgüt'ün işi olduğu ima eden açıklamalar yapıyor. Habur Olayı'na bugünden baktığımızda hükümete kurulmuş komplolardan biri olduğunu artık çok net görüyoruz.

2009, aynı zamanda KCK tutuklamalarının başladığı tarihti. 14 Nisan 2009'da başlayan tutuklamalarda binlerce Kürt siyasetçi, öğrenci, sendikacı ve dernek üyesinin tutuklanmıştı.

2009, aslında Hakan Fidan ve Ahmet Davutoğlu isimleriyle birlikte Türkiye'nin iç meselelerini çözüp, dış meselelere yönelmeye başladığı tarih. İç mesele demek aslında Kürt Meselesi demek, ülkede uzun yıllar süren kan akıtan bir sürecin sonunun başlaması demek. Bu süreçten rahatsız olan iki kesim var: Avrupa ve Paralel Örgüt. Dinleme skandallarına imza atan iki kesim var: Avrupa -özelinde Almanya- ve Paralel Örgüt.

Avrupa denince aklımıza Çözüm Süreci'nde gerçekleşen Paris cinayetleri geliyor. Bakın Kurtuluş Tayiz, Akşam gazetesindeki "Başka bahaneniz kalmadıysa sürece devam edelim" başlıklı yazısında ne diyor: "... Üç PKK'lı kadını Paris'te vahşice katleden devlet içindeki bir ekipti. Paralel devletle mücadelede bu ekibin gücü, eylem kabiliyeti büyük ölçüde kırıldı."

Türkiye, Ak Parti hükümetiyle birlikte bir sürece girdiğinde çözüme karşı olanlar tavırlarını bazen net bazen ise bir takım gizli operasyonlar ile belli etti. Süreci tıkama noktasında ülke içinden ve dışından, ayrıca PKK içinden çözüm istemeyen taraflar elinden geleni yaptı. Buna rağmen süreç devam etti. Bugün, Abdullah Öcalan "30 yıllık tarihi süreç sonuçlanmak üzere" diyor. Bugün, Beşir Atalay,"Kandil'le direkt görüşülmesini arzu ediyorum" diyor. Yani süreç devam ediyor.

Meselenin bir de ekonomik boyutu var, ekonomi anladığım bir alan değil ama benim gibi anlamayanların bile anlayacağı dilden yazılmış olan Star gazetesinde yayınlanan, "Almanya'nın Türkiye'deki kolları ve uzun kulakları" başlıklı, Cemil Ertem imzalı yazıya bakılmalı. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu'nun gizli bir görüşme yaptığı, görüşmenin "ekonomi uzmanlarıyla" yapıldığının söylendiği şu günlerde...

Paralel Örgüt, bu ülkedeki Kürt Meselesinin müsebbibi olan derin devlet/Kemalist ruhun devamı bir pozisyonu temsil ediyor, bu minvalde devleti dinleyip, istihbarat sağlayıp, bununla illegal işler görmekten geri durmuyor. Bu minvalde Almanya'nın Türkiye'yi dinlediği zamanın, Türkiye içindeki iş görücüsü rolünü üstleniyor... Kürt meselesi, ırkçılığın binlerce canı aldığı bir mesele, bu meselenin çözümüne en yakın olduğumuz zamanda bir ihanet şebekesi, Türkiye içinden Merkel'e selam çakıyor: Heil Merkel!

  • Abone ol