1924’te Mustafa Kemal’in emriyle laiklik ilkesi doğrultusunda kurulan Diyânet İşleri Başkanlığı, uzun yıllar boyunca “dinin” devlet kontrolü ve otoritesi altında hizmet vermesi için kurulmuş bir yapı olarak işlevini sürdürdü. Zira, cumhuriyeti kuran akıl için din, bu topraklarda merkeze alınmaması gereken ancak yan bir yapı taşı olarak gerek görüldüğünde kullanılması için hazır bekletilen, asl değil fürû’ kabul edilen, kullanışlı bir argümandı.

  Aslını isterseniz, “diyânet” ve “diyânî” ifadelerinin manası da Türkiye tipi laiklik anlayışıyla uyumlu. Şöyle ki; “diyânî” ifadesi insan ile Allah arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sosyal hayat için bir yaptırımı bulunmamaktadır. Dini açıdan bireyin/kulun işlediği kötü fiil, yalnızca Allah ile ilgili ve yaptırımı ahirete yöneliktir, dünyada bir karşılığı bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak da Türkiye tipi totaliter laik (yani her inanca eşit mesafede bir anlayış değil, her inancı baskı, kontrol altında tutan bir anlayış) sistemin tam da arzu ettiği gibi bir kurum oluşturulmuştur.

  O yıllardan bu yıllara kurum olarak Diyânet’te olumlu yönde birçok değişiklik oldu. Özellikle, Diyânet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez döneminde bu olumlu gelişmelere tanıklık ettik. Düne kadar kendi kabuğunda bir kurum olan Diyânet, yakın dönem itibariyle artık sorumlu olan, sorumlu hisseden bu yönelik çalışan bir kurum oldu. Birkaç somut örnek vereyim:

  “Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Avusturya parlamentosunda oylanacak “Avusturya İslam Yasa Tasarısı” hakkında açıklamalarda bulundu.

  Son dönemde Avrupa’da her ülkenin, kendine özgü bir İslam oluşturma çabasının bulunduğuna dikkat çeken Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Din konusu bir mühendislik konusu değildir. Ülke yöneticilerinin kendi ülkelerine özgü bir İslam oluşturma çabalarının beyhude bir çaba olduğunu belirtmek istiyorum... Avusturya, bu yasa tasarısını kabul ederse, 100 yıl geriye gitmiş olur...”

  Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuzey Carolina eyaletinin Chapel Hill kasabasında hunharca katledilen 3 gencin ailelerine taziye mektubu gönderdi, gönderilen taziye mektubunda, yaşanan elim olayın tüm Müslümanlar arasında derin bir infiale ve üzüntüye yol açtığı ifade edildi.

  Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Fildişi Sahili Yüksek İslam Konseyi Başkanı Ebubekir Fofana ve beraberindeki heyeti kabul etti.

  Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, son günlerde Mısır'da tartışma konusu haline gelen idam kararlarına ilişkin Ezher Şeyhi Prof. Dr. Ahmet Al-Tayyip'e hitaben bir mektup kaleme aldı.

  Avrasya İslam Şurası Başkanı sıfatıyla Ezher Şeyhi Al-Tayyip'e çağrıda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Avrasya İslam Şurasına üye ülke ve topluluklar adına alınan idam cezalarının kaldırılmasını istedi.

  2012’de Türkiye’de Aleviler üzerinden bir kumpas planı ile Alevilerin evinin işaretlenmesi sonrası; Evlerine işaret konulan Aleviler için "Gerekirse o evlerin önünde beklerim" mesajı veren Diyânet Başkanı, Malatya'daki olayla ilgili de "Hiç kimse inancından ötürü şiddete maruz kalmamalıdır" dedi.”

  Bu birkaç örnek bile artık bu kurumun ülke içinde ve dışında müdahil olan, sorumlu hisseden, çözüm için uğraşan bir kurum olma yolunda ilerlediğini gösteriyor.

  Diyanet’ten son dönem de hayırlı bir adım geldi, takdir edilesi bir çıkış: Diyânet İşleri Başkanlığı, Umre ibadetine Kudüs'ü de dahil etti. Vatandaşlardan gelen yoğun talepler sonrası Diyânet'in Umre hizmetleri için aldığı karara göre, kutsal topraklara yapılacak ziyaretler, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa'dan başlayacak.

  Zannediyorum bu adıma, şaşılacak şekilde İsrail’den de  olumlu bir yanıt geldi.

  Bu hayırlı adım için Diyânet İşleri Başkanlığı’nı tebrik ederim.

  Vakti zamanında bir anlayış, İsrail’i tanımamak adına, işgal altında bulunan Kudüs’e gitmemeyi telkin ediyor, bunun bir tepki olduğunu ilan ediyordu. Buna mukabil, “Kudüs muhafızı” Raid Salah, bu tavrın doğru olmadığını, bu tavır sonucunda Kudüs ile bağların koparılacağını, tam aksi bir şekilde Kudüs’ü ziyaret etmek gerektiğini, bu bağın sağlamlaştırılması gereğini vurgulamıştı.

  O halde; bekle bizi Kudüs, bu kez ihramlarımızla geliyoruz.

  • Abone ol