Eğer bir gün nesiller insanların nasıl vahşileştiğine ve nasıl vahşileşebileceğine,

Ya da geçmişte yeryüzünde insan neslinin tarihindeki en acımasız caniliğine,

Aynı toprakları paylaştığı halde ırkçılıktan dolayı nasıl insanlıktan okun yaydan fırladığı gibi fırladığına,

“Özgür dünyanın” böyle bir alçaklığı önemsemediği için insanın insanla imtihanına örnek vermek istediğinde Halepçe’de bütün bunları gösterebilir.

 

Kürtlere soykırım uygulandığı için değil,

Kürtler öldürüldükleri için değil,

Kürtler evlerinden yurtlarından kaçmak zorunda bırakıldıkları için de değil;

Halepçe’de “insanın” insana karşı işlediği ve küre-i arzda yaşamış hiçbir canlının yekdiğerine karşı uygulamaya duyularının, güdülerinin, hislerinin izin vermediği için de değil,

En vahşisinden canavarın bile işlemediği bu vahşete insanlığın sessiz kalmasına kahroluyorum.

 

Halepçe’de 16 Mart 1988’de Kürtlere karşı “ganimet” anlamına gelen Enfal operasyonu/saldırısı ile katliam uygulandı.

 

Halepçe’deki katliamı insanlığın yüzkarası oluşundan farklı bir şekilde anlamak gerek.

Halepçe’de II. Dünya Savaşında ölenlerden çok daha az insan hayatını kaybetti.

 

Halepçe’de insanların ölümüne değil, insanlığın yerin yedi kat dibine girmesinden dolayı kahroluyorum. Kürtler ilk kez katledilmemişlerdi. İnsanlar ilk kez soykırıma uğramamışlardı.

Halepçe’de olan insanlığın insanlık sınavında dibe vurmasıydı (bottom).

 

Halepçe;

Ah Halepçe!

Kurşunların gök gürültülü yağmasını kimyasal bombalar taşıyan uçaklarla sağlanmasına tanıksın.

Halepçe!

Bütün anneler, tehlikede ölümü göze alarak çocuğuna siper olur, üzerine sarılır, kollarının arasına alır, çocuğunun üstüne kapanır ama ona tehlikeyi yaklaştırmaz.

Ancak

Cansız bedenine anneleri bile yaklaşamadı bebeklerine. Belki tarihte ilk kez anne evladına siper olma fırsatını bulamadı, asıl acı olan da bu; kötürüm kalan anne evladının üzerine örtünemeden can verdi.

 

Halepçe’de insanlık sınandı, soru bütün zamanların en ağır sorusu ve (insanlık tarihi) için beş bin puanlık;

Halepçe’de Kürtleri Irak değil de petrol zengini olmayan bir ülke katledebilir miydi?

Buna cesaret veren petrol ülkesi olma özelliğinin vermiş olduğu alçakça şımarıklık değil miydi?

Sevinin modern dünya, bizi cetvele çizdiğimiz sınırlara hapsettiğiniz için sevinin.

Sevinin petrolü insandan daha değerli görenler sevinin,

Petrolün ham maddesi fosillerden de oluştuğu için önümüzdeki yüzyıllarda torunlarınız Halepçeli Kürtlerin fosilleşecek cesetlerini bilmem ne kadar zaman petrol olarak kullanabilecekler.

 

Halepçe’de Kürtler’in cesedi insanlık onurunun kobayıydı. Kobay kobay olarak kaldı,

Peki ya insanlık?..

 

Eğer Halepçe’de katledilenler Araplar olsaydı,

Eğer Halepçe’de soykırıma tabi tutulanlar İngilizler olsaydı,

Eğer Türkler, Almanlar olsaydı dünya buna nasıl karşılık verirdi dersiniz?

Demeyin,

Demeyin zira insanlıktan arta kalan bir kırıntı varsa bari o kalsın numune olarak.

İnsanlık Halepçe’de bottom.

Ya Filistin’de?

Guantanamo’da?..

Zaire’de,

Nijerya’da?

Yedi kat yerin dibinde bottom.

Twitter: @ahmetay_

  • Abone ol