Cumhurbaşkanının başkanlık muradıyla kilitlenmiş iktidar barışın yol haritasını açıklayamıyor. Bölük pörçük ve birbiriyle çelişen beyanlardan niyet ve alamet okumaya devam… Medya üzerinden süren “müzakerenin” hayatî konusu özerklik meselesi. Var mı yok mu, kuş mu deve mi, belli değil. Arınç açık: “Onlar da özerklik istemiyorlar zaten, istemezler. Çünkü başta yola çıkarken bazı konuların kesinlikle kabul edilemeyeceği, bunların dile getirilmemesi de söylendi. (…) Bu, halkımız tarafından hiçbir zaman kabul görmeyecek şartlardır. Dolayısıyla, özerklik dendiği zaman (…) yerel yönetimleri kastettiklerini ifade ettiler. Yerel yönetimlerde özerkliğin olması (…) esasen bizim kendi kabulümüzdür. Ancak siyasî anlamda onların istediği noktaya gelebilmek için biraz daha sürecin ilerlemesi lâzım.” Arınç ilerde bakarız mı diyor? Ancak bunun ilerde olabilmesi için dahi hükümetin toplumu ademimerkeziyete bugünden hazırlaması ve bunu Kürdistan’la sınırlı tutmaması gerekir. Oysa ne tarihten gelen birikim var, ne ademimerkeziyet gibi özünde demokratik bir konuyu değerlendirebilecek demokratik altyapı var ne de başkanlık muradı özerklik konuşmaya izin veriyor. Kimse kendini ve diğerini kandırmasın. Özerklik konusu, anadilde eğitim ve kalıcı barış inşası için gereken tüm diğer temeller gibi demokrasi olmadan neden olmaz, anladık mı şimdi?

MÜZAKERE İNCELİKLERİ

DİSA, H. Böll ve Beşikçi Vakıflarının düzenlediği barış inşası temalı toplantıda Kuzey İrlanda müzakerecisi George Mitchell’in hayatî sözü hatırlatıldı: “Karşı taraftan hayalini terk etmesini isteme”! İktidarın Arınç’ın yukarıdaki beyanıyla koyduğu kırmızıçizgi, “unutun o hayali” demeye geldiği ölçüde doğuştan sakat.

HDP’NİN SEÇİM FORMÜLÜ

Taşradaki görünürlük, hummalı faaliyet ve Demirtaş’ın demokrat kişiliği partinin seçime yükleneceğini gösteriyor. Ne âlâ. Yine de HDP barajı aşamayabilir. Bu olasılığı “yeni Meclis meşru olmayacak”, “ayıp olacak”, “barış inşası olumsuz etkilenecek” diyerek bertaraf etmeye çalışanlar var. İyi de bu kumarın adresi kim? Olsa olsa muğlâk bir “yeni seçmen kitlesi”! Zira karşı tarafta barajın kalkmayacağından emin, bildiğini okuyan, meşruiyeti kendi tabanına sınırlı, bu taban dışındakilere paşa keyfine göre bazen bahşeden, lûgatçesinde asla “ayıp” diye bir kelime bulunmayan ve Kürtlerin yeniden silâha sarılmayacağını bilen bir iktidar var. HDP’nin Meclis’e girmemesi durumunda başkanlık rejimi için gereken mebus sayısına ulaşmak ballı börek değil mi? O yüzden bu kumar her bakımdan tehlikeli kopmalarla bitebilir, tüm bedeliyle… Taraflardan azamî sorumlulukla hareket etmelerini talep etmekten başka gücümüz yok.

28 ARALIK ROBOSKİ YILDÖNÜMÜ

Son yargı paketinde askerlerin görev suçlarına yönelik soruşturmaya hükümetten izin zorunluluğu getirildi. Yasalaşırsa, savcılar bir askerî görevi sırasında işlediği iddia edilen, Roboski katliamı gibi bir suç ile ilgili doğrudan soruşturamayacak. Nasıl anma ama?

28 ARALIK YAŞAM MİTİNGİ

Zeytinini, suyunu, kıyısını, korusunu koruyanlar… Ormanına, bostanına, tarım alanlarına sahip çıkanlar… Şehirleri, garları, parkları, mahalleleri, evleri, meydanları için direnenler… Yerin yedi kat altında da üstünde de çalışırken hayat mücadelesi verenler… Evimizi, bahçemizi, mahallemizi, korumuzu ve ormanları savunmak için… Yaşam hakkı verilmeyen hayvanları savunmak için… Okuluma, kamusal sağlık ve ulaşım hakkıma, hastaneme, Haydarpaşa Garıma, Taksim Meydanıma dokunma demek için… İğneada’yı, Istrancaları, Çanakkale’yi, Körfez’i, Sakarya’yı, Sapanca’yı, Bursa’yı, İstanbul’u savunmak için…“Ya hepimiz engelliyiz, ya hiçbirimiz” demek için… Marmara ve İstanbul’u doğa düşmanı yağma projelerine karşı savunmak için, 28 Aralık’ta Kadıköy’de bir aradayız” demek yasak!

[email protected]

[email protected]

  • Abone ol