Bir günde iki köşe yazarı dostumun köşelerinden ayrılışına tanık oldum. Uzun yıllardır tanıdığım, birlikte çalıştığım iki köşe yazarı arkadaşım...


Sabah Gazetesi Nazlı Ilıcak'la yolunu ayırma kararı verdi.Ahmet Taşgetiren ise kendisi BUGÜN'le yolunu ayırma kararı aldı.

Her iki olayda da sebep; içine düşülen fikir ayrılığı... 

....

Ahmet Taşgetiren'le tanışmamız 2005'te BUGÜN Gazetesi'ne gelişiyledir. Yeni Şafak'taki yazılarını kaçırmadan okurdum. Yeni Şafak'ın editorial çizgisiyle ters düşüp gazetesinden ayrıldıktan bir süre sonra BUGÜN'e geldi.

Onunla birlikte BUGÜN TV'de yıllarca program yaptık. Zaman zaman gazete içi sert polemiklerimiz de oldu. Ama birbirimize bir kere olsun can acıtıcı söz söylemedik. Ben, ilkeleri konusunda bu kadar uzlaşmaz ve kaya gibi sert duran ama bu ilkeleri savunurken bu kadar yumuşak, yapıcı ve kuşatıcı bir ifade kullanan az kişi gördüm.
 
....
 
Nazlı Ilıcak'la tanışmam 28 Şubat'ın ilk günlerine rastlar. O karanlık günlerde basında askeri vesayete karşı seçilmişlerin iktidar olma hakkını savunan o kadar az kişiydik ki, birbirimize sokulmamız, birbirimizden güç ve moral almaya çalışmamız kaçınılmazdı. Biz de öyle yaptık. Onun evi yıllarca 28 Şubat'a direnen kalemlerin ve darbe mağdurlarının buluşma yeri oldu. Ben Recep Tayyip Erdoğan'la, Abdullah Gül'le, Hasan Celal Güzel'le, Meral Akşener'le, şu anda her biri bir başka yere saçılmış olan 28 Şubat muhalifi birçok köşe yazarıyla Nazlı Hanım'ın evinde tanıştım.

2002 yılı sonunda o, eski Tercüman'ı, zamanın ruhuna uygun bir biçimde, liberal sağ bir çizgide yeniden çıkarmak için kollarını sıvadığında birkaç liberal isimle birlikte ben de bu projeye katıldım.
Ne yazık ki o proje çeşitli nedenlerle hayata geçirilemedi, başarısız oldu. Gazete önce Sabahgrubuna katıldı, adı değiştirilip BUGÜN oldu, sonra da bugünkü sahipleri olan İpek Grubu tarafından satın alındı. Nazlı Hanım'ın Sabah macerası işte o zaman başladı ve dün işine son verilmesiyle noktalandı.

....

Bu iki kısa öyküde, Türkiye'de köşe yazarlarının ortak kaderini buluyoruz.

Taşgetiren, 2005'te iktidarı destekleyen bir yayın organından iktidara yönelik eleştirilerinden dolayı ayrılmak zorunda kalıyor ama aradan 8 yıl geçtikten sonra bu defa da geldiği gazetenin aynı iktidara karşı izlediği politikayla uyum sağlayamadığı için bir kere daha köşesinden ayrılıyor.

Nazlı Ilıcak ise, Sabah Gazetesi'nde yıllarca iktidarın en zor günlerinde ona en büyük desteği verdikten sonra bugün o iktidara yönelik eleştirileri yüzünden işinden oluyor.

Siyaset dünyasında at oynatan kalemlerin bu dünyadaki altüst oluşlarla birlikte yaşadıkları savuruluşların hikayesidir bu...

 Her köşe yazarı çalıştığı gazetenin editorial çizgisi ile uyumlu olmayı tercih eder. Bu hem gazete yönetimi için hem de o yazar için arzu edilendir. Ama bu kontrol edilebilir bir durum değildir, böyle bir lükse her zaman sahip olunamaz. Gazetenin editorial politikası değişir, yazarın görüşleri değişir, siyasetin rengi, yapısı değişir ve her değişiklikle birlikte "köşeciler"in yazı hayatı da değişir. Bazen yazdığınız gazetenin içinde kendi adacığınızı oluşturmanıza tolerans gösterilir ve orada kendi doğrularınızı yazmaya devam edersiniz; bazen o adacık size dar gelir, boğulur, kendiniz çeker gidersiniz; bazen de özel adacıklara tahammül edilemez olur, gönderilirsiniz.

Ne yapalım, bu da bu mesleğin zorluğudur. Bu işe talip olanların böylesi bir belirsizliğe ve strese dayanıklı olmayı bilmeleri gerekir.

Ama bütün bu hengame içinde, kendinize olan saygınızı kaybetmeden, kişiliğiniz yaralanmadan var olabilmenin tek yolu kendi ilkelerinize sıkı sıkı sarılmaktır. Şartlar ne olursa olsun, inandığını ve sadece inandığını yazmaya devam edebilmek ve sonuçlarına katlanmaktır.

Sözünü ettiğim iki yazar arkadaşım da bunu yaptılar. O yüzden her ikisini de kutluyor, yazılarını yeni mecralarda okumak için sabırsızlanıyorum.

  • Abone ol