17 Aralık “rüşvet ve yolsuzluk operasyonundan” sonra Başbakan ve AKP çevreleri yolsuzluğun aydınlatılmasını isteyenlere verdikleri tepkiler;Anadolu’da yaşanmış kocasını aldatan kadının  aşk hikayesini hatırlattı bana..

Anadolu’nun ücra köşesinde bir kadın köyünde ve çevre köylerinde olmayan bir imkana sahipmiş hem de hiçbir kadında nasip olmayan  ekonomik bağımsızlığı varmış, her aya babasının ulusal kurtuluş savaşından kalan gazilik maaşını alıyormuş..Yalnız kadın evliymiş ama evliliğini resmi değil de imam nikahıyla sürdürür maaşını kaybetmemek için, adam da bu kadından olan çocukları ölen amcasının karısının üzerinden çocuklarının nüfus cüzdanlarını çıkartıyormuş,fakat kadın başka bir erkekle kocasını aldatıyormuş  köyde de  bilmeyen yok gibiymiş,bunun üzerine aile yakınları toplanır ve adama bu kadını boşamasını isterler..

Kadının kocası akrabaları ve dostlarını dinledikten sonra “ayağa kalkar sizin hiçbir şeye aklınız yetmiyor maaş alan avrat boşanır mı,bunlar deli mi ne diyetepki gösterir” aileden ve çevreden gelen olumsuz tüm tepki ve baskılara karşı çıkıp hiç bir şey olmamış gibi kadınla olan evliliğini sürdürür..

Bu hikayeyi anlattıktan sonra yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla hükümet istifa etmeli,yolsuzluğa bulaşmış,rüşvet alanlar yargıya hesap vermeli  diye gelen tepkilere,Başbakan ve  AKP  çevresi özellikle de medya üzerinden yolsuzluk ve rüşvet  nedeniyle hükümet istifa mı edermiş dercesine, pişkin bir şekilde savunmaya geçiyorlar,kendisini aldatan maaşlı kadının kocası gibi..

Halbuki yolsuzluktan suçlanan üç bakanın aldıkları rüşvet ise gizlenemeyecek kadar ortada duruyor.

Üç bakanın basına sızan haberlerden öğrendiğimiz kadarıyla meclise gönderilen fezlekeler dudak uçuklatıcı rüşvet rakamlarını  okuyoruz.Birde medyada  yaygın olan telefon tapeleri var bunu teyit eden, ayrıca bir bakanın 700 bin liralık kol saati ise bir başka rezaleti gösteriyor.

İşte basına sızan istifa ettirilen üç eski bakanın  fezlekesinden dudak uçuklatan dolar rakamları..

İstifa ettirilen  ekonomiden sorumlu devlet bakanı Zafer çağlayan’ın 85 milyon dolar,

içişleri bakanı Muammer Güler’in 10 milyon dolar,

AB’liğinden sorumlu bakan Egemen Bağış’ta 10 milyon dolar,rüşvet aldığı iddia ediliyor..

Bilindiği gibi bu üç bakandan ikisinin oğulları 17 aralık operasyonuyla tutuklanmıştı..

Bir bakanın oğlunun evinde altı çelik kasa ve bir para sayma makinesi 1 milyon 250 bin dolar ele geçirmişti polis.Bakanda oğlunun evinde bu ele geçirilenleri kabul etmiş, bizim oğlan cimri bankaya yatırmamak için evde parasını kasalarda saklıyor demişti.Ama tetikçi medya bunu da yazmıyor bu kadarına da pes vallahi.Nasıl yazsın operasyonda evinde 4.5 milyon doları ayakkabı kutusunda saklayan banka genel müdürüne Başbakan dürüst bir adam,rüşvet dağıtan iş adamına da hayır sever diyor.Sıkıysa tetikçiler yazsın..

Zafer Çağlayan’ın oğlunun evi aranamamıştı, babasının evinde kaldığı için,sızan haberlere göre eğer Zafer çağlayan’ın evini polis  arayabilseydi çok yüklü , para ele geçirileceği söyleniyor.

Rüşvetle suçlanan bakanlar TL ile değil de, rüşveti dolar ile almışlar nasıl olsa dolar’ın değer kaybı Liradan daha az, karı ise daha fazla..

Yolsuzluk ve rüşvetten hükümet istifa ederse adları gibi biliyorlar ve  AKP  kadrosundan gazetecilik yapan esnaf takımı hem işsiz kalacak, hem de meslektaşlarının ve kamuoyunun  yüzüne nasıl bakacaklar,herkesin yazdığı ortada duruyor.

Yargının başlattığı “Yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna” bu  yolsuzluk ve rüşvet operasyonu değilmiş,Başbakan Erdoğan’a ve hükümetine karşı yapılmış bir “yargı darbesiymiş,dış güçlerden gelen ve içteki uzantılarının hareketi “diye gündemi değiştirmeye rüzgarı kendi arkalarına almaya çalışıyorlar.Yargının kararlarını polisin uygulamamasını,yargının yürütmenin emrine alınmasını ise meşru görüyorlar.

25 Aralık’ta yapılması gereken ikinci operasyonu Başbakan bizzat  kendisi durdurdu, oğlumun üzerinden bana gelmeye çalışıyorlar diyerek, içinde oğlunun da gözaltına  alınmasına karşı “yargıya resmen darbe yaptı.”

Yargı artık yürütmeye bağlanmış,Başbakan izin vermedikçe polis savcının talimatlarını yerine getirmiyor.

 

AKP medyasında yazan bir ekonomistin bir makalesini okumuştum tarihini şimdi hatırlamıyor ama şöyle yazıyordu:  “eğer Ak Parti iktidarının ömrünü uzatacaksa; yapması gererken en önemli iş,kendi zenginin yaratmalı” diyordu..

Peki AKP’e zenginin nasıl yaratacak,zenginliğin de bir tarihi var ve üç kuşağa tekabül ediyor,kısa sürede zenginlik olur mu? Oluyor bizde maalesef.

“Bizde zenginliğin yolu,devlet  üzerinden ve kamu ihalelerini kendine yakın şirketlere vererek zenginlik oluyor”

AKP de bunu yapıyor, son on yılda büyük kamu ihalelerini hep aynı şirketlerin aldığını öğreniyoruz.

Onun için AKP kamu ihale kanunu tam 61 defa değiştirmiş.

Devlet harcamalarını ise Sayıştay’ı baypas yaparak  meclisteki çoğunluğunu kullanarak  geçiriyor.

Başka türlü kendi zenginini AKP nasıl türetecek?

AKP ve onun iş çevreleri ve dalkavuk medyası bu yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla yaşanılan, yargı krizi üzerinden ortaya çıkan kaostan hiç bahsetmiyorlar.Ama komplo teorileri hava da uçuşuyor.

Avcılıkta bir tabir vardır kırk gün kar yağar bir gün av olur diye ,iktidara gelmekte bizde böyle bir şeydir.Başbakan ve onun medyası,çevresi onun için direniyorlar.

12 yıldır tek başına iktidar olan Başbakan kendi zenginin yaratmaz,rakiplerini püskürtecek  medyasını hayata geçiremez ve kadrolaşmasını tamamlamazsa, gidişinin dönüşü olamayacağını çok iyi biliyor..

Anadolu’da geçen kocasını aldatan kadının  aşk hikayesi,AKP’nin yolsuzluktan istifa eder mi anlayışıyla örtüşmüyor mu?

Bir başbakan 12 yıldır yönettiği devlete çete der mi,kendine karşı bir paralel devlet oluşumu olduğun savunur mu?

Devleti yönetenlerin yolsuzluk,rüşvet,çeteleşme,paralel devlet konusunda üstesinden gelemediği başarısızlığını ve suçunu bir başka yerde aramadan, yargıya hesabını vermelidir..

Suçu seçimle bertaraf edemezsiniz,suç veya suçlunun  olduğuna ve olmadığına demokratik hukuk devletlerinde yargı karar verir,seçimler değil.

Beş ay öncesine kadar kahraman dediğin,destan yazdılar diye övündüğün polisleri şimdi çil yavrusu gibi dağıtıyorsun,hoşuna giden kararları veren yargıçları da başka yerlere tayin ettiriyor Erdoğan..Kavga da bile söylenmeyecek kadar,iktidarına destek veren cemaat mensuplarına kardeşlerim diye yere göğe sığdırmadığın, onun liderinden bahsederken heyecanından sesin titriyordu,ne oldu şimdi,ne kadar hakaret içeren sözler varsa hepsini söylüyorsun!.

AKP’nin iki numaralı ismi Hüseyin Çelik,devlette cemaat kadrolaşması var diyenlere,bu sözlere kargalar bile güler diyerek cevap veriyordu, bir televizyonda kanalında hem de  canlı yayında ..

Peki ne oldu da birden on iki yıldır yönettiğin devlete çete demeye,kardeşlerim diye ne kadar övgü ve güzel sözlerle değer verdiğin cemaate ve liderine şimdi, haşhaşiler,örgüt ve çete diye yaftalamaya başladı Başbakan?

Varsa eğer devlette bir çeteleşme ve paralel devle yapılanması, bunu delilleriyle ortaya koy ve yargıya teslim et,oğlunu da savcılığa ifade vermeye gönder..

Kamuoyunun sizden beklediği bu,gerisi teferruat sayın Başbakan.

  • Abone ol