Ben yine yazımın konusuna girmeden gündemi kısa tutmaya çalışarak  bir özet yapayım.

Aslında hatırlatacaklarımızın hepsi başlı başına bir yazı konusu ama ülke gündemini takip eden birisi olursanız, bunun sıralamasını ve önceliğini yapmakta çok zorlanıyorsunuz.

Bir de bizim gibi sanayi devrimini tamamlanmamış, sanat ve edebiyata yabancı,batı standartlarında bir demokrasinin ve kuvvetler ayrılığının işlemediği; düşünce ve medya özgürlüğünün olmadığı bir ülke de yaşıyor ve yazıyorsanız  işiniz daha da zor.

Gündemi sarsan Büyükada da toplantı yapan ağırlığı yabancılardan oluşan 8 insan hakları aktivistlerinin 3.5 aydır tutuklu olmalarını; casusluk ve terör örgütlerine yardım ve  yataklıktan yargılanıyorlardı, ilk duruşma da  hepsinin tahliye edilmesi havuz medyasının ve Akp hükümetinin iddialarını bertaraf etti.

Büyükada davasına Havuz medyası casusluk ve ihanet davası diye manşetler atıyor,Erdoğan’da bu insan hakları savunucularını havuz medyasının manşeti doğrultusunda,ülkenin bir beka sorunu var diye  kamuoyuna iddialarda bulunuyordu.

Büyükada sanıkları Ankara-Berlin arasında diplomatik krizler yaratmış neredeyse kopma noktasına gelmişti.

Büyükada sanıklarının tahliyesine;Alman eski başbakanı sosyal demokratların efsane başkanlarından Gerhor Sehroder’in  Erdoğan ile olan dostluğunun çözdüğü iddiası kanıtlanmış gibi.

Büyükada davası sözde sanıklarının tahliyesi bir şeyi daha kanıtladı o da:Türkiye’de OHAL’den sonra yargının bağımsız olmadığı siyasi otoriteye bağlı hareket ettiği,bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Havuz medyası ve Erdoğan’ın  Büyükada davası sanıkları için söyledikleri ve atılan manşetleri nasıl savunacaklar çok merak ediyoruz.

Yine bir başka insan hakları ve sivil toplum aktivisti iş adamı Osman Kavala’nın 8 gündür gözaltında tutulması ve gözaltı süresinin uzatılması için 7 gün daha süre  istenmesi, ayrı bir skandal olarak karşımıza çıkıyor.

Osman Kavala’yı havuz medyası Gezi olaylarının finansörü ilan ederek hedef gösterdi;Erdoğan’da Türkiye’nin Soros’u ilan etti ve hesap verecekler diye ağır iddialarda bulundu.

Halbuki George Soros ile Erdoğan’ın yemek yediği Soros’tan Türkiye’ye destek vermesini istediği hatta Erdoğan Soros’a; Kızı Sümeyya Erdoğan’ın Soros’un desteklediği TESEV vakfında staj yaptığı açıklamalarını, 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yıllarca basın danışmanlığını yapmış olan  Ahmet Sever Erdoğan ve Soros’un aynı masada bir fotoğrafını koyarak, t24 sitesine koyması ve bir de  makale yazarak, bu konuya detaylı açıklamalarda  bulundu ama ne havuz medyası ne de Saray çevresi bu iddialara olumlu veya olumsuz bir tepki gösterdi.

Birde dış politikada Kuzey Irak’ta yaşanan Kerkük olaylarından sonra ilginç gelişmeler oldu o da:Erdoğan’ın Irak Başbakanı Haydar-el Abadi’yi Ankara’da ağırlaması ise tam bir tiyatro oyunu idi.

Abadi için Erdoğan kalibresiz,muhatabım değilsin,kıratıma binemezsin diyordu;şimdi dostum ve kardeşim Abadi’yi Türkiye’de ağırlamaktan onur duyuyorum diyerek kameraların önünde söylemesi ve Abadi’nin Arapça konuşmasının  tercümanlığını yapması,garip bir durum değil mi?

Gerçi içeride demokrasi güçleri ve yeryüzü Erdoğan’ın ilkesel bazda bir siyaset yapmadığını önceden ne konuştuğuna değil de,son konuşmasına bakmaya başladı;hatta Alman dışişleri bakanı Erdoğan’ın muhatap alarak konuşmak seviyeyi düşürüyor diye açıklamada bulundu.

Gündeme taşınmayan derin analizlerin yapılmadığı içte ve bölge barışını tehdit eden Kürt sorununu Erdoğan’ın artık bir terör sorunu olarak görmesi;Akp- MHP ittifakından sonra,Mhp’nin artık bir koalisyon partisi gibi hareket etmesi;OHAL’den sonra cemalcilerden boşlan devlet kadrolarına MHP’lilerin yerleştirildiği; Türkiye’de ve Mezopotamya coğrafyasında yaşayan Kürtlerin Erdoğan’a olan güvenlerinin olmadığını;Kerkük olaylarından sonra bu tüm çıplaklı ile kendini göstermektedir..Mhp ile ittifak Akp içindeki  Kürt kökenli milletvekillerinin MHP ile olan ortaklıktan çok ciddi rahatsızlık duydukları,Akp’nin Kürt bölgelerinde ki il teşkilatları tepkilerini açıkça çekinmeden dile getiriyorlar.

Geçmişte Refah partisi nasıl MHP ile genel seçimlerde ittifak yapması sonucu,Refah partisini bölgede bitirdi ise, şimdi de Akp-MHP ittifakı, Kürtler bu kez  Akp’ye Refah partisinin sonucunu yaşatacaktır.Hatırlandığı gibi Refah- MHp ittifakı yapılmadan önce Diyarbakır belediye başkanlığını Refah partisi kazanmıştı.

Hukuktan uzaklaşan bir toplumun tutarlı bir gündemi de olmaz bunu da bilelim..

Gündemi uzattım ama iki konuya daha değinerek bağlayacağım..

Birisi: gündeme pek taşınmayan hepimizi yakından  demek bile abes, birebir ilgilendiren Trafik terörü.

“Emniyet Genel Müdürlüğünün Trafik Araştırma başkanlığının 2017 ilk dokuz ayında meydana gelen 306 bin 813 kaza da ;2 bin 722 kişi olay yerinde ölürken,232 bin 310 kişi de yaralanmış.”

İkincisi:İşi cinayetleri devam ediyor Türkiye’de her gün 5 işçi iş kazasında  ölürken, 7 işçi de iş göremez duruma düşerek sakat kalıyor.

2017’nin ilk dokuz ayında tam 1485 işçi iş cinayeti sonucu öldü,Akp’nin 14 yıllık iktidarında 14 bin 882 işçi cinayet ekonomisi sonucu yaşamdan koparıldılar.Türkiye’de yılda iş kazalarında ölen işçi sayısı, AB üyesi ülkelerinde iş kazalarında ölen  işçi sayısının tam 7 katı  olduğunu biliyor musunuz?.

İşsizliğe,Yoksulluğa ve  gelir dağılımına girmiyorum.

Gelelim Meral Akşener’in ‘İyi Parti’sine!..

Meral Akşener’in Genel Başkanlığında 25 Ekim 2017 tarihinde siyasal yaşamımıza  ‘İyi Parti’ adında bir parti daha girdi ve TBMM’de grubu yok ama  parlamento da 5. Parti olarak, 5 milletvekili ile  temsil edilecek.

İyi Parti’nin  basına yansıyan ve kamuoyuna yaptıkları açıklamalara baktım; MHP’den umduğunu bulmayanların dışında toplumun değişik katmanlarında, pek heyecan yaratmış gibi gözükmüyor.

Dağ fare doğurdu veya ölü doğduğu gibi klişe sözler söylemek istemiyorum ama..

İyi Parti(İP) toplumun kangrenleşmiş sorunları üzerine projeler yapmış,reçeteler yazmış gözükmüyor.

-Mesela Kürt sorunu,Kıbrıs meselesi ve Ermeni konusuna hemen hemen İyi Partililer(İP) hiç değinmiyorlar.

-Düşünce ve medya özgürlüğü konusunda inandırıcı bir söylemleri yansımadı..

-Saydamlık,denetim gibi kavramlar pek dillendirilmiyor..

-Yolsuzluktan bahsediyorlar ama gelir dağılımı adaletsizliğini nasıl bertaraf edecekler?

-işsizlik yakıcı bir sorun olarak aşılmaz bir dağ gibi karşımızda dururken,kentlerin keşmekeş hale gelmesi,kentlerde çekilmez toplu taşımacılığı konusunda , ne gibi planları ve projeleri var bilemiyoruz.

-Kırsal kesimden önlenemeyen kentlere akın eden göç,hayvancılık ve çiftçilerin sorunu konusunda medyaya yansımış bir görüşlerini okumadık.

-Eğitim bizde bir yaz-boz tahtasına döndü,nasıl bir eğitim planları var?

-Eşit vatandaşlık politikaları ney?

-Din-devlet-toplum- birey ilişkileri nasıl olacak?

-Zorunlu din dersine nasıl bakıyorlar?

-Diyanet İşler Başkanlığı(DİB) ve Laiklik konusunda nasıl bir politika belirleyecekler?

-Alevilerin ibadet yerleri olan  Cem evlerini tanıyacaklar mı?

-Ana dilde eğitim  diye bir eğitim, politikaları var mı?

-İş cinayetleri,örgütlenme,emeklilerin alım gücü konusunda bir hazırlıkları var mı bilemiyoruz,yoksa kervan yolda dizilir misali mi bakıyorlar?

-Yasaklar,yolsuzluk ve yoksulluğu nasıl ortadan kaldıracaklar,bunlar ayak üstü ve bir iki yılda ortadan kaldırılacak,sabahtan akşama çözülecek  sorunlar değil ama bu konuda  ciddiye alınacak bir çalışmaları, kamuoyuna yansımış değil?

-İyi Parti  iktidarında başkanlık sistemini mi savunacak yoksa parlamenter sisteme mi dönecek?

-İyi Parti,Türkiye’nin AB üyesi olmasından  yana mı?

-Nasıl bir dış politika izleyecekler?

-Batı modelinde bir demokrasiyi mi savunacaklar, yoksa bize göre milli değerlerimiz ve ananevilerimize göre  diye, bir siyaset mi yapacaklar?

-Edebiyat,sanat, bireyin özgürlüğü ve azınlık haklarına  bakışlarını  çok merak ediyoruz?

-Ülke seçim barajının yüzde kaç olmasını istiyorlar,siyasi partiler kanunu,parti içi demokrasi ve siyaseti bir rant olmaktan çıkarmak için, ne gibi bir çalışmaları var?

-Siyasete vatandaşı nasıl katacaklar;yerel yönetimler ve ademi merkeziyetçilik konusunda ne düşünüyorlar?

Damardan bir soru ile yazıyı sonlandıralım:İyi Parti kurucuları diğer partilerde ne yoktu da böyle bir parti kurarak kamuoyunun önüne çıktılar,böyle bir partiye  toplumsal bir talep mi var”?

Bu sorular ışığında İyi Parti kurucularına siyasal yaşamlarında başarılar dileriz, yolları açık olsun.

  • Abone ol