Baskın erken seçimle oluşan Cumhur ittifakın karşısında oluşan  her siyasi ortaklık,oluşumlar,eylemler ve düşünce içerisinde olanlar,OHAL’e karşı çıkanlar, Cumhur ittifakta bunlar  kesin  FETÖ’nün projesi olarak karşılanıyor.

Cumhur İttifakla siyaseten yolu kesişmeyen, FETÖ terör örgütü ile ilişkilendirmeyen,darbecilikle suçlanmayan  kimse kalmadı gibi..

Kısaca bunun bir sırlamasını yapalım.

11.Cumhurbaşkanı Akp’nini kurucusu ilk Başbakanı,uzun yıllar dışişleri bakanlığı yapmış Abdullah Gül’ün  Millet ittifakın ortak adayı olarak  ismini geçmesi; FETÖ’cülükle suçlandığı bir süreçte,yıllarca Erdoğan’a  muhalif olanların FETÖ’cülükle ve darbecilikle  suçlanması kadar doğal bir şey olmasa gerek.

Erdoğan’ın diplomasının sahte olduğu  gündeme geldi, bunu servis eden gündeme  getiren,dolaşıma sokanı Akp’liler  bu FETÖ’cülerin işi  diyorlar..

İyi Parti Kayseri Milletvekili Prof.Dr.Yusuf Hallaçoğlu:”Ben Erdoğan’a senin diploman sahte diyorum beni mahkemeye vermiyor” diye kamuoyuna açıklamada bulunuyor..

Bu ağır iddia karşısında diplomasını göstereceği yerde Erdoğan ve partili arkadaşları biz bu  FETÖ’nün oyunlarına gelmeyiz diyorlar.Bunun Fetö ile  ne alakası var Allah aşkına,diplomanı göster ve tartışmaları da bitir.

Akp,Mhp,BBP, cumhur ittifakı kuruyor bu milletin yararına oluyor,muhalefetin ittifakı ise FETÖ’nün projesi oluyor.Akıl alır gibi değil.

Muhalefet demokratik yoldan iktidarın değişmesi için mücadele veriyor; Erdoğan,beni dış güçlerle bir olup iktidardan uzaklaştırmak isteyen şer güçler bunlar diyor.

Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu yüzbin imza ile Cumhurbaşkanı adayı olmak için imza topluyor,Cumhur ittifaka adına konuşan dönem sözcüsü  Devlet Bahçeli bu imza atanlar  FETÖ’cüler olmasın, diye imza veren vatandaşı tehdit ediyor.

Şimdi bir iddia daha ortay atıldı olaylı Fenerbahçe-Beşiktaş maçının tatil edildiği dakikadan itibaren tekrar oynanmasına  Futbol Federasyonu karar verdi;Beşiktaş kulübü sahaya çıkmayacakları yönünde karar aldı ve maça çıkmadılar,Cumhur ittifaktan ve havuz medyasından FETÖ yine iş başında diye iddialar ortaya atıldı..Çünkü Cumhur ittifakın sözcüsü hatırlanırsa Devlet Bahçeli iptal edilen Fener-Beşiktaş maçının tatil edildiği dakikadan itibaren oynanmasını istemiş;Futbol Federasyonu da bu doğrultuda karar almıştı..

Bir hatırlatma yapalım Gezi olaylarında en dinamik ve örgütlü olarak meydanları dolduranların başında renkli Beşiktaş’ın meşhur Çarşı taraftar  grubu olmuştu ve Beşiktaş taraftarı darbecilikle suçlanmış, yargılanmışlar ve dava beratla sonuçlanmıştı.

Dikkat ederseniz OHAL ilanı ile yapılan sivil darbeden sonra  başta yargı olmak üzere talimatla çalışır olmuş,siyasal iktidarın işareti doğrultusunda karar vermiştir..

Bunlardan birisi Anayasa Mahkemesinin tutuklu gazetecilerden  Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkında tutuklanması değil, gözaltına alınması bile  bir hak gaspı kararı vererek tahliyesine karar verdiği halde..

Erdoğan AYM’nin kararını beğenmediği için yerel mahkeme bu kararı uygulamadı..

Hatta AYM’nin 56.Kuruluş yıl dönümünde AYM başkanı Erdoğan’ın da bulunduğu salonda AYM’nin kararları herkesi bağlar, eğer yargı  kararları  uygulanmazsa yargıya olan güven biter demiştir başkan.

Görüldüğü gibi en üst mahkemenin kararını yerel mahkeme uygulamıyor..

Futbol Federasyonunun kararını da Beşiktaş kulübü uygulamadı.

Türkiye’de yargı siyasallaşınca tüm kurul ve kurumlarda bir keyfiyet ortaya çıktı.

Erken seçim kararını kendisi almasına rağmen Erdoğan iyice gemiyi azıya aldı; ve aklına gelen her sözü tartmadan,rafine etmeden diline vererek hakaretleri havada uçuşuyor.

Hakaretleri,iftiraları ve galiz  konuşmaları insan yazmaya utanıyor.

Erdoğan’ın Ana muhalefet partisine Tezek benzetme yapması..

Namus ve şeref üzerine yemin ederek  tarafsız kalacağına ant içmiş Erdoğan’ın; kendisi gibi düşünmeyen ve siyasetine katılmayanlara yaptığı hakaretlerin ve iftiraların hangi birini yazalım..

HDP’yi Erdoğan her platformda  hedef göstererek sandığa gömün diyor..

Bir cumhurbaşkanının söyleyeceği söz bu olamaz.

Erdoğan’ın hedef göstermesinden sonra HDP’nin  diğer partiler kadar eşit koşullarda siyaset yapamayacağının her türlü işaretleri verilmiş görünüyor.

Bütün partilerin Cumhurbaşkanı adayları meydanlarda seçim çalışması yaparken,HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş hapishanedeki hücresinden avukatları aracılığı ile düşüncelerini açıklıyor..

Buna nasıl adil ve eşit şartlarda yarışılan bir seçim diyebiliriz?

Açık söylemek gerekirse Azerbaycan’da, Rusya’da yapılan seçimlerde muhalefet ne kadar özgürse,Türkiye’de 24 Haziran’da yapılacak   seçimin de   pek farkı olamayacağının işaretlerini görüyoruz.

Muhalefeti şer güçler olarak görmek ve  göstermek bunun somut örneği değil mi?

Muhalefetin terörle,darbecilikle suçlanmasını nasıl anlamalıyız.

Demokrasilerde muhalefeti olmayan iktidar meşru değildir.

Her ülkede bir iktidar vardır ama muhalefet yoktur..

Muhalefet demokratik toplumlarda olur.

Yine de bu şartlarda vatandaşlık görevimizi OHAL’in sonlandırılması, demokrasi ve hukuka dönülmesi konusunda, oyumuzu kullanmaktan başka bir seçeneğimiz  yok.

  • Abone ol