Değil Hıristiyan, Eezidi, binlerce Sünni kadın, erkek ve çocuk öldüren. Sünni kadınları esirler diye cariye olarak teröristlerine peşkeş çeken yüzyılın en vahşi, en cani şüphesiz Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) yeni adıyla İslam Devleti (İD) terör örgütüdür.

Ne yazık ki bu vahşi örgütün sanal âlemde yayınladıkları videoları görmek istemeyen; onları besleyen, silah ve lojistik destek veren gözleri dolar, Euro bürümüş o gelişmiş medeni diye yıllardır örnek aldığımız devletler ve onların kuklaları İslam ülkelerinin liderleridir.

Irak parlamentosunda o acılı kadının feryadını, insanlığa seslenişini ve bayılmasını ne yazık kimse duymak ve görmek istemedi. Suriye ve Irak’ta korku saçarak ilerliyorlar. Kürd,  Türkmen, Şii Arap, Ezidi, Hıristiyan dinlemeyen çetenin üstün, modern silahlarına Peşmerge, PKK, KCK, PYD seferber olmalarına rağmen durdurmakta zorlanıyorlar.

İnsanlığı isyan ettiren pervasız katliamlara ne yazık ki devletler ve BM sessiz kalıyor. Musul’u aldıktan sonra hedefine Kürdleri koyan terör örgütü Suriye rejimi ve Irak ordusunun bıraktığı ve dışardaki devlet ve tüccarlarının sattığı silahlar ile çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç demeden vahşetini sürdürüyor; dünya da vahşeti izlemekle yetiniyor. Fransa Cumhurbaşkanı “Kürdler yiğit” diye gaz veriyor ama IŞİD’e karşı modern ve etkin silahları göndermiyor.

Kin ve nefretten beslenen yabancılardan oluşan bu çete ne yazık ki Türkiye üzerinden Suriye ve Irak’a geçiyorlar. Suudi ve Katar şeytanlarının parası ile beslenen caniler Radikal İslam bayrağı ile Suriye ve Irak’ı kan gölüne çevirdiler, çeviriyorlar.

Sincar’da (Şengal) IŞİD’in sivillere yönelik katliamında yaşamını yitiren 3 bin insan içinde 500 ü çocuk, 5 bin kişi kaçırıldığı için Obama “soykırım” dedi ve ABD hava harekâtı başlattı. Gelin görün Türkiye Başbakanı ABD operasyonundan hoşnut olmadığını “ellerinde rehinelerimiz var” diye karşı çıkıyordu. Savunma Bakanı İsmet Yılmaz “IŞİD’e operasyon söz konusu değil. ABD’nin operasyonuna da destek vermedik” diyordu. AKP hükümeti IŞİD çetelerine rehin olmuş kılını kıpırdatmadığı gibi lojistik ve askeri destek veriyordu. Biz değil CHP’li Faruk Loğoğlu diyor “ IŞİD’e AKP hükümeti değişik noktalarda her türlü yardımı yaptı, yapmaya devam ediyor.” Canilere yardım eden onları kınar mı?

Cumhurbaşkanlığı seçim propagandası süresince Filistin halkını dilinden düşürmeyen Başbakan (bizde Filistin konusunda hassasız); söz konusu IŞİD vahşeti olunca diline pelesenk vurmuşlar. Mesele o ki Türkiye ve IŞİD 40 milyon Kürdün statü sahibi olmasını istemiyor.

Gelişmelerden cesaret alan IŞİD dünyanın dört bir tarafından radikal gönüllü buluyor. Önce IŞİD idi, sonra İslam Devleti (İD) şimdi de Hilafet diyor. Bu tehlikeyi ilk gören PYD, ardında PKK/KCK oldu. Ne yazık ki Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (İKBY) tehlike kapıya gelene kadar görmedi. Türk Hükümetinin telkinlerine kanarak tuzağa düştü. Ama bu saatten sonra Kürdlerin elde ettiği kazanımları IŞİD gibi terör çetelerine kaptırmamalı.

IŞİD’in arkasında olan akıl babaları ve Araplar Musul’dan Suriye’ye koridor açmak, Türkiye sınırına kadar uzanan üçgeni ele geçirmek için Şengal, Rabia, Vanke, Zummar ve Maxmur’u ele geçirerek Dohuk, Zaho ve Erbil’i kıskaca almak istiyorlardı.

Ortadoğu kan gölüne dönmüşken Irak Kürdistan’ı istikrarı ile umut veriyordu. Erbil de bölgenin Başkenti, beyni; refahın göstergesi. Bu yüzden IŞİD bilinen ülkelerin desteği ile Kürd bölgesi ve Erbil’e yöneldi. Erbil savunması Kürd coğrafyasının tümünü ilgilendiriyor. 

İnsanlık dışı vahşet, zulüm ve işkencede sınır tanımayan IŞİD’in amacı insanları korku ve paniğe kaptırmaktır. Ki şu ana kadar da bunu başardı. Boşaltılan yerlerde elde etiği her şeye savaş ganimeti olarak el koyuyor. IŞİD bu vahşeti Musul’da yaşayan Araplarla birlikte yapıyor. Şengal halkı ve Hristiyanları din değiştirmeye zorluyor, Sünni Kürdü katlediyor.

Yazık ki başta yapılan ikazı dinlemeyenler vahşetin ve terörün kendilerine doğru geldiğini fark edince YNK, PDK, PKK, PYD ve KCK aralarındaki ihtilafı nihayet bir kenara bırakarak Kürd birliğini oluşturacak adımlar attılar. Dileriz bu ortak hareket samimi ve Kürd halkının yıllardır özlediği beklentilerine cevap vererek sonuna kadar devam eder.

Barzani’nin Kürdleri “ulusal birliğe” davet etmesi. PYD, PKK ve KCK’nin Şengal, Maxmur için silahlı birlik göndermesi. PDK, YNK’nin birlik çağrısına sıcak bakmaları Ulusal birliktelik ve diriliş işareti sayılmalıdır. Başarılı olması için söz konusu silahlı birliklerin tek komuta altında birleşerek savaşması Kürdistanı özgürleştirecek tek formüldür. Güç birliği Irak ve Suriye Kürdlerini bir birine yakınlaştırır, 4 parçadaki Kürdlerin ittifakını pekiştirir.

Kürdler, Irak ordusunun Musul’u IŞİD’e silah ve sayısal üstünlüğüne rağmen terk edip kaçması gibi rezilce bir konuma düşmediler çok şükür ama Maxmur’da ve Erbil’e 40 km. kala yaşanan tehlikeli pozisyonlar her zaman kaçınılmaz bir sonuç olacağını unutmamak gerekir.

Ayrıca Şengal’de saldırıya uğrayan Ezidi Kürdler ve Türkmenler konusunda Peşmerge güçlerinin ani çekilmesi her ne kadar savaş şartlarında olması gereken kural olsa da “ricattı”. Bu yüzden Peşmerge ve diğer Kürd güçlerinden başarılı bir sonuç beklenmesi için “Ulusal Kürd Birliği” sağlanması şarttır. Çünkü Kürdler tarih boyu askeri ve siyasi alanda yanlışlıklar yaptıkları için bugün 4 parçaya ayrılmış bir durumdalar.

Oysa Peşmerge’nin askeri geçmişi ne PKK ne KCK ne de PYD gibi yakın bir zamana dayanmıyor. 100 yıllardır İngiliz sömürge güçleri ve Irak merkezi Arap güçlerine karşı savaş veren uzun yıllara dayalı bir geçmişe sahip. Modern çağın savaş taktiğine sahip eğitim almak ve gerilla eğitimden geçen PKK, KCK ve PYD ile güç birliği yaparsa hedefe ulaşır. Çünkü günümüzde vur kaç gerilla taktiği terk edilmeden coğrafi bölgesini ve halkını savunacak statik yeni askeri rol üstlenen Kürdistan ordusu oluşturarak birlikte hareket etmek zorundalar.

10 yıllardır Irak Kürdistan yönetiminin niçin böyle günler için bir hazırlık yapmadığını Kürd halkı sorguluyor. Değişime niçin ayak uydurmadığı, gerilla tarzı ile birlikte yerleşik ordu düzeyi niçin güçlendirilmediği; gereken eğitim alınsaydı şimdi gerilla taktiği uygulayan IŞİD çetelerine karşı 2 farklı taktik ile daha başarılı olunmaz mıydı deniliyor.

Tabii ki kaynak ve para gerekiyor, ama ABD ordusunun Musul’da bıraktığı ve Irak ordusunun birkaç saatte IŞİD’e terk ettiği modern silahların bir bölümünü Kürdistan bölgesine götürmek için ABD müttefiki olan Kürdlerin gelecekleri için ısrarcı olması gerekmez miydi?

IŞİD baştan beri Kürdleri hedef alıyor. Çünkü coğrafi olarak çetenin yayılması önünde en büyük engel Kürdler ve coğrafyalarındaki zengin petroldür. Irak’ın üçe bölünmesi Şii Maliki’nin işine geldiği için IŞİD’in Sünni Kürdlere saldırması Arap, Acem ve Türkleri memnun ediyor. IŞİD eliyle Kürdleri bölgede temizlemek, sindirmek, yok etmek istiyorlar.

Ancak bölge ülkeleri, halkları, yöneticileri ve dünya bir gerçeği unutuyor. Kürdler kısa süreli bazı cephelerde kaybedebilir ancak savaşı bu saatten sonra kaybetmesini kimse beklemesin. Savaşı kaybettikleri an yok olacaklarını biliyorlar. Bu nedenle bütün Kürdler gelecekteki tehlikenin farkına varmalı ve Kürd Ulusal Birliğini mutlaka kurmalılar.

Kurtuluş birlikten ve berber tek vücut halinde mücadele etmekten geçer.

NOT: 20 güne yakın bir zamandır kendime kimseye haber vermeden izin verdim. Mail atan ve telefon ile soran meraklı okuyucularımın ilgilerine teşekkür ediyorum.

 

  • Abone ol