Bir ildeki bir mahkeme evrensel hukukun kriterlerini de kullanarak hükümete Türkiye'nin içinde bulunduğu duruma ilişkin bir ayna tutuyor.

Bütün iyi şeylerin AK Parti’den, bütün kötü şeylerin ise, “işin fıtratından”“faiz lobisinden”“paralelcilerden” kaynaklandığı Türkiye’de, bir mahkeme hükumete ve Erdoğan’a sorumluluklarını azıcıkta olsa hatırlatma cür’eti göstermiş.

Dün Radikal’de İsmail Saymaz’ın haberinden öğrendiğimize göre Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesi Gezi protestoları sırasında “Katil Erdoğan” sloganı atan göstericilerin beraatine karar vermiş.

Kararın gerekçeleri düşündürücü ve öğretici.

Mahkeme ilk olarak, bizim ülkede bir algı bozukluğu nedeniyle hep tersinden yorumlanan kimin sert eleştiriyi tolere etmesi gerektiği meselesine ışık tutuyor. AİHM kararlarını da hatırlatarak, sıradan bir vatandaşa söylendiğinde “hakaret” olarak nitelendirilebilecek sözler karşısında bile iktidar makamındakilerin daha toleranslı olmak zorunda olduklarına dikkat çekiyor mahkeme...

Sonra, “Katil Erdoğan” sözü her ne kadar kaba ve provokatif olsa da, bunların kamuoyuna yansımış Gezi olaylarına dayandığını, sözlerin slogan şeklinde yaygın olarak kitleler tarafından söylenmesi için yeterli olgusal dayanağının bulunduğunu söylüyor...

Sanıklar, diyor, bu olguya dayanan, değer yargılarını bu şekilde keskin ve dikkat çekici bir dil kullanarak ifade etmiştir.

Bir ildeki bir mahkeme evrensel hukukun kriterlerini de kullanarak hükümete Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma ilişkin bir ayna tutuyor. Açık açık söylemese de, şunları ima ediyor ve hatırlatıyor:

Bu ülkede gençlerin polisin aşırı güç kullanması nedeniyle hayatını kaybettiğini;

Bu ölümlerin sorumlularının hiç birisinin ceza almadığını ve hatta polisin kullandığı ölçüsüz güce rağmen bizzat başbakan tarafından övüldüğünü;

Hiç bir ölümden dolayı hiç bir hükumet üyesinin kendini sorumlu hissetmediğini, kimsenin istifa etmediğini;

Hiç bir mağdurun yakınından özür dilenmediğini, acılarının paylaşılmadığını…

Bütün bunlar olmasa, haksız ve ölçüsüz bulacağımız bu sözlerin, ülkede meydana gelen pek çok fecaatte kendi sorumluluğunu zerre idrak etmeyen bir başbakana karşı sarsıcı bir eleştiri olduğu ima ediliyor.

Sulh Ceza Mahkemeleri'nin tarih olmaya doğru gittiği bu günlerde, bir Sulh Ceza Mahkemesi Türkiye’ye yetki, sorumluluk ve özgürlük konularında ciddi bir ders veriyor.

  • Abone ol