Türkiye, eleştirme yetkinliğinin kendisinde geliştiğini ve yeterli bilgiye hemen hemen her konuda sahip olduğunu düşünenlerin bir hayli fazla olduğu bir ülke. Siyasetin siyasetçiye, ekonominin ekonomiste ve eğitimin eğitimciye bırakılmasından ziyade, en az o dalların uzmanları kadar bilgiye sahip olduğumuzu göstermeden geri adım atmanın erdemliliğini göstermeyi içine sindiremeyenlerin toplum içinde sıkça karşımıza çıktığı bir ülke.

Farklı alan uzmanlarının yaptığı yorumlara baktığımızda kimi dış ülkeler ile gelişmişliğimizin veya geri kalmışlığımızın kıyaslamasını yaparak zaman harcarken kimisi de tarihten örneklerle geriye veya ileriye gittiğimizin resmini çekmeye çalışır. Yurt dışında yapılan çalışmaları gelişmişlik açısından karşılaştırmanın önemi yadsınamaz olsa da her durumu sadece bu kriterden ele almanın verdiği basitlik,  aslında kişinin çaresizliğini gösteren bir kanıt olarak değerlendirilebilir.

Yurtdışından Türkiye bakınca.... ABD'den Türkiye bakınca... Avrupa'dan Türkiye'ye bakınca... diye başlayan klişe ama kendi düşüncesini önemli göstermenin yegane şartının yurt dışından bakmak olduğunu hissettiren cümlelerin sonunun nasıl bittiğini de artık ezberledik. ... bakınca Türkiye görünmüyor.Türkiye'ye nerden bakarsanız bakın ama bu gelişmişliğinizi gösterdiğinizi zannettiğiniz yorum gücü yüksek olarak algılatmaya çalıştığınız cümlelerin bir kıymeti olmadığı gibi, kendi ülkesine dışarıdan değil içerden bakabilmeyi başaramayan bir uzmanın yorumlarının kıymeti harbiyesi de hiç yok.

Türkiye'ye OECD ülkelerinin verilerinden veya PISA sonuçlarının analizlelerinden bakan bir hayli eğitimci olduğunu söylesek yanlış olmaz. O ülkelerin sonuçlarına göre ülkemizde yapılması gerek eğitimin sisteminin ipuçlarının bulunmasının önemi yadsınamaz bir gerçek olsa da, yıllardır bu bakış açısının çok faydalı olduğunu kabullenmemiz zor olacak.

Eğitimde uluslararası verileri karşılaştırırken o ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel imkanlarının aynı olmadığını ve bu imkanların sonuçları etkilediğini bilmemize rağmen yine geri kaldık söylemine sarılıp tehlike sinyalleri çalmanın acizliğini yaşıyoruz.

Pisa sonuçlarına bakarak eğitim hakkında yorum yapmanın yanlış olduğunu söylemesek de OECD ülkeleri  veya herhangi bir dünya ülkesi ile Türk eğitim sistemini karşılaştırmanın yanında ülkemizin kendine özel sorunları eğitimi nasıl etkilediğini ve bunun çözümlerini ele alabilmenin önemini kavrayamamanın çaresizliğini gösteriyoruz.

874 km2 bir alanın yarısından fazlasının engebeli olduğu, gelir dengesi farklılığının her ülkeden daha keskin olduğu, mezhep farklılıklarının hiç bir ülke kadar kaşınmadığı, görüş ayrılıklarının demokratiklikten ziyade düşmanlık algısı ile ele alındığı, çevresinde kimin dost kimin düşman olarak bilinmediği ülkelerle çevrili bir coğrafyanın olduğu bir ülkede eğitimdeki değerlendirmelerin sadece PISA sonuçlarına bakarak yapmanın yanlışlığını görmeliyiz.
 

  • Abone ol