Kendisini AKP Genel Başkanı ve Başbakan olarak gören biri, partiyi kuran, her detaya hakim bir liderin, üstelik arkasında yüzde 50 halk oyu varken hiç bir kritik karara imza atılmasına izin vermeyeceğini bilir.


Üstelik Merkez Bankası Başkanı’na kamuoyu önünde fırçadan, siyasi ahlak ve inşaat rantı yasasının gündeme gelmesine bile izin vermemiş bir lider. Başbakan (!) Davutoğlu’nun yanına bakanları alarak açıkladığı yasa teklifleri Saray’ın kapısından döndü ama Başbakan oralı olmadı. “Bir kurşun bile atılsaydı, Suriye’nin o bölgesini alacaktık” dedi.

Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Arınç basın toplantısında “Sayın Başbakan talimat verdi, bundan sonra torba yasa olmayacak” dedi, Meclis’e sayısız torba yasa teklifi geldi. Davutoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun demokratlığına kargalar güler” dedi.

Olup bitenden ders almadı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a rağmen MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı AKP’den aday olmaya ikna etti. Erdoğan’ın tepkisi “Fidan’ı kandırdılar, kırgınım” şeklinde oldu, Başbakan (!) Davutoğlu, “Hakan Fidan cesurdur, yiğittir, attığı adımdan geri dönmez” yorumu yaptı.

LİDERLİK KAVGASININ OYUNCAĞI

İşin ciddiyetini gören Fidan, Erdoğan’la görüşmek için atladı Umre’ye gitti, görüştü, ikna edemedi, attığı adımdan döndü ve adaylıktan vazgeçti. Davutoğlu aldığı talimat gereği Fidan’ı tekrar MİT Müsteşarlığı’na atadı. Çadır devletinde olmayacak görüntüler bunlar. Ülkenin en kritik kurumlarından birinin başında olan, PKK ile barış müzakerelerini yürüten ama asıl önemi Cumhurbaşkanı’nın “sır küpü” olmaktan kaynaklanan bir kamu görevlisi, AKP’nin liderlik kavgasının oyuncağı haline geliveriyor.

Türkiye, kişisel kaprisler, AKP’nin içindeki kavgalar arasında okyanustaki başı boş bir sandal gibi sürükleniyor. İktidar kavgaları o boyuttaki, ihracatın düşmesi, doların alıp başını gitmesi kimsenin umurunda değil. Bütün kavga, AKP listelerini kimin yapacağı üzerine kurulu.

Erdoğan’ın son hamlesi içeride ve dışarıda gerçek patronun kim olduğunu bir kez daha gösterdi. Dış dünyanın Davutoğlu’nu ciddiye almadığı, New York’ta yatırımcılarla yaptığı toplantılarda gün yüzüne çıkmıştı.

DAVUTOĞLU “23 NİSAN BAŞBAKANI”

Artık Türkiye’de seçmen nezdinde, bürokrasi nezdinde ve iş dünyası nezdinde de bu durum resmen ilan edilmiş oldu. Davutoğlu uzun süren bir “23 Nisan Başbakanı”nın ötesine bir kimlik taşımamaktadır. Seçimden sonra AKP anayasayı değiştirecek çoğunluğa sahip olsa da olmasa da değişen bir şey olmayacaktır. Davutoğlu, Özal döneminin Yıldırım Akbulut’undan daha kötü bir duruma sokmuştur kendisini ama bugün Türkiye’de bunu yazabilecek medya organı sayısı yok denecek kadar azdır.

Türkiye’nin bir Meclis’i, bir Bakanlar Kurulu, kurallar içinde karar verip uygulayabilen bir bürokrasisi kalmamıştır. Bu kendisine demokratik, hukuk devleti diyen bir ülke için acıklı bir tablodur.

AKP eskiyen her kurumun yaşadığı süreçten geçiyor. Taht kavgaları, zenginlik kavgalarıyla ülkeyi inanılmaz bir karanlığa sürüklüyor. Tarihten aldıkları tek ders, ‘bornozlu askerler’ olan bir zihniyetten başkası da beklenemez zaten.

  • Abone ol