Ah Jale ah!

Peygamberimizin mahremiyetine laf söylerken iyi, başkasının özel hayatına girerken kötü öyle mi? İkisi de kötü.
Mahremiyetler dışında konuşmaya talim etmeliyiz! Şu seviye istemediğimiz bir seviye. Çok söyledik.
Ötekileştiren, ayrıştıran, "takunyalılar" diye başlayan cazgır aşağılama sizin 40 yıllık sosyolojik şeyiniz. Öyle başladı bu dandun işler. Açık söyleyeyim bazen şöyle düşünüyorum yalan yok, hak ettiğinizi aldınız!
Çifte standart, kart bir sestir vicdanı olana, biliyoruz. Üstelik bir yakın tarih tartışması var ve resmi tarihin yalanları şöyle ya da böyle bir bir ortaya çıkıyor. Hakikatleri örtme işi bitti. Özel hayatlar değil tarih tartışılacak, kaçış yok artık.
Ha bir de şu söylenmeli, bel altı konuşmaları asıl siz başlattınız. FETÖ'nün pornolarına sarılan sizdiniz. Dinimize küfreden Charlie Hebdo'yu pencerelerinize asan yine siz. Tankları alkışlayan, halka (burada yazmaya utandığım sıfatlarla) "çomar" diyen de...
Ne yüzünüz kızardı, ne bir şey! Çünkü iktidar elinizden kayınca, iç savaş çıksın istediniz. Kibriniz burnunuzda bir cerahat! Ak ak bitmedi üstümüze, başımıza...
Müslümanlardan gelen her şeye burun kıvırdınız Jale! Kabul et bunu.
Burun! Bu kavram sınıfsal bir eşitsizlik anlatmakta. Burun kıvıranlar ve burun kıvrılanlar.
Sonunda ne oldu? "Burnunuz" kırıldı işte!
Jale, bak sana bandajlar, pamuklar veriyorum, burnunu sar diye. Bu yeni hâl ile barış artık bence...

***

Fitneye karşı duran, uzakta duran, hadi "teenni" diyeyim, orada duranlar için fotoğraf pek net.
Şunu kabul etmeli: Eski Türkiye'den çıkış sürecindeki büyük altüst oluşlar bir seviye düşüklüğüne neden oldu.
Medyalara, giderek polemiklere bakıyoruz. Kavgada yumruk sayılmaz diyerekten geçiştirebilir miyiz olan biteni?
Adeta bir "Akıl Tutulmaları" festivalindeyiz.
O zaman demek biz yanlış anlamışız! Fikir münakaşası değil, taş kavgası bu. Kaç tane kafa yarılmışsa ona göre bir sonuç alınmakta.
Sosyal Medyanın Caps'lerle düşünen trolleri, dedikoducular, ayak kaydırıcılar, itibar güveleri, laf sokuşturucular ve de kısır söz dağarcıklarıyla onu bunu tekfir edenler gırla. Kendine sol diyen, aslında tek partici inzibatlar kadar, kendine sağ diyen öfkeli haşinler aynı marjinal dünyada söyleşiyorlar.
Bizler yine "başka uzayın" çocukları olarak kaldık.
Bakıyorsunuz herkes birer parti lideri!
Hiç kimse, genel olarak entelektüeller; bedel ödemiş, depremlerden geçmiş milli irade temsilcilerinin yerine kendini koymaktan çekinmiyor.
Sanki aydın değiller de seçilmiş siyasetin alter-egolorı bunlar. İkinci benler, taklit şahsiyetler...
Zaten biz sıradan insanlar, elimizde kumanda zap'lıyor, aklıselim sahiplerini izliyor, "dobralardan" bir şeyler öğreniyoruz.
Bu arada şunu söylemeli: Ne insanlar ne de ülkeler için; amaç için her türlü araç mubah değildir. Böyle diyenler Bolşeviklerin, Lenin'in Makyavelizm'ine bakarlarsa bir açılım yaşayabilirler.

***

Ayrıca, 15 Temmuz Direnişi hakkı yenen bir milat! Bence o muazzam silkinişten çıkarmamız gereken dersler, nasihatler var. Daha bunlar konuşulmadı. Oraya iyi bakmalı.
Olayın tarihi-sosyolojik-psikolojik maceralarını anlatan estetik filmler yapılmalı. Kültür Bakanlığı böyle fonlar açmalı, naçiz fikrimce. Bu arada herkes biliyor, haksız mağduriyetler hainleri sevindiriyor! Bunlar bir an evvel düzeltilmeli. Normalleşme bu meselede de mutlak ihtiyaç. Halka silah çekenlere -istisnasız- hak ettikleri ders verilmeli. Ama evin içinde huzur inşa edilmeli...
Bak Jale, okumuş yazmış kadınsın, anla artık beni. Kitabın ortasından konuşuyorum. "Burun" kırmak değil, ortak bir ülke idealinde birleşmek istiyoruz. Ortak ideal ne mi?
İnsaf, sadece insaf. Vicdanlı, merhametli olmak. O kadar.
Bu noktadan konuşmaya başlayabiliriz...

  • Abone ol