Mecazi konuşuyorum, hayvancıklarla bir derdim yok. Eğer bir insan 'kaz kafalı' ise ne söylesen tersinden anlar. Kart kazı kaynatmak istesen gaz faturasından göçersin. Çünkü kütüktür, hamdır, pişmez. Tecrübeyle sabittir. Tecrübemiz yoksa Kaygusuz Abdal'a bakıp nasiplenebiliriz:

"Bir kaz aldım ben karıdan
Boynu da uzun borudan
Kırk abdal kanın kurudan
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz."

***

Endişeli modernlere bakıyorum da çoğu an itibariyle depresyon malulü. Bu olsa olsa kışkırtılmış bir depresyon. Ülkesine, halkın tercihlerine, despot öğelerin cumhuriyetin temel nizamından temizlenmesine duydukları dipsiz öfke onları yedi bitirdi. Şunu anlamadılar: Her diriliş hatalarıyla, sevaplarıyla!
Türkiye böyle bir ülke, yeni bir zeminde yürüyor ve eksikliklerinden öğreniyor. Başka nasıl olacaktı ki?
Demokrasiden uzak ceberut politikalarla yapılan modernleşme elde patladı. Silmek istedikleri ana akım medeniyet direndi. Yalan, padişah olamadı.
Heykelleri dike dike halkta heykele tepki çoğalttılar. Bu iş selefi kafaların işine geldi. Onlar zaten her şeye karşıydı. Osmanlı günah kuyusuydu, ermişlerin kabirleri yıkılmalıydı! Kaz olmanın sağısolu yoktu, ahmaklık ortaktı...
Oysa tarihimize eleştiriyel bir bakış ve olumlulukların kucaklanması yeni Türkiye Çağının en mühim mevzusu.
Tarihe 'marş-and' gözlüğüyle değil ferasetle bakmak; liderleri, padişahları, fikir akımlarını çözümlemek bizi içe kapanmaktan kurtaracak ve simamıza tebessümler yerleştirecek. Kendinle barışmış bir insanın özgüvenidir ihtiyacımız olan.
Fıtratımızdaki asıl karakter, birlikte yaşamak, birbirimize mukayyet olmaktır. Artık sakinlemeliyiz...

***

ODTÜ'lü öğrenciler ile görüşme, muhabbet, hediyeleşme ve davanın geri çekilmesi çok güzel bir hareket idi. Bu iklim değişikliğinin etkilerini göreceğiz inşallah.
Allah kimseyi Suud Selefisi ya da Kanada'ya tüyme meraklısı yapmasın bu arada. Çünkü gerçekten iki ucu ayıplı bir değnektir bu. Bu ülke, tarihinin en tartışmalı dönemlerinde bile böyle bir şeye bulaşmadı. Gazeteciyi, hem de konsolosluğunda doğrayacaksın, sonra Müslüman olduğunu iddia edeceksin. Hadi oradan!
"Suyuna biz saldık bulgur
Bulgur Allah deyü kalgır
Be yarenler bu ne haldir
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz."
Mezhebi, dini fark etmiyor yani, kaynamaz bunlar. Bulgur bile 'yandım Allah' diye kaçar. Nerede yapay bir şiddet örgütü, dandik bir devlet var, hep aynı kafa. İçimizdeki tekfirci baygınlar da ayılmıştır inşallah.
Yol Kesen Dört Kuş menkıbesini hatırlamak kıymetli olabilir bu esnada. Bu dört kuş şöyle metafor edilir; kaz, tavus, karga ve horoz! Bunlar insanda dört huyu temsil eder. Kaz, insandaki angut inat ve hırstır. Horoz, müptezel şehvet. Tavus, kibrin azabı. Karga, bitmez tükenmez plan proje.
Kuşların meftunuyuz, sözümüz aslen kaz kafalı mizaçlara! Orası anlaşılmıştır sanırım. Biz kendimize bakalım diyorum. Ne varsa burada, bu ülkede var. İslam da burada, demokratik teamül de.
Kaygusuz Abdal n'idelim / Ahd ile vefa güdelim / Kaldırıp postu gidelim / Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz...

  • Abone ol