Son 8 yılda, yani 2010 yılından 2018 yılına ‘Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’ yüzde 77,5 artış gösterdi. Aynı yıllar içinde ‘Tüketici Fiyat Endeksi’ artış oranı da yüzde 103,5 oldu.

Bunların ilkine tarla fiyatı, ikincisine de enflasyon diyoruz. Ülkede son sekiz yılda genel fiyat düzeyi yüzde 103,5 artış gösterirken, çiftçinin tarla fiyatı sadece yüzde 77,5 artışta kalıyor.

Tarımdaki temel sorun nedir? derseniz ben tam da bunu gösteriyorum. Hatta biraz daha detaylı verelim: Ülkede çiftçi 8 yılda malını ancak yüzde 77,5 zamla satabilirken, genel fiyatlar yüzde 103,5 zamlanıyor. Ama asıl sorun şu ki, çiftçiden yüzde 77,5 zamla alınan ürünler raflarda-pazarda Millete 122,3 zamla satılmış.

Biraz daha detaya inelim mi?

2010-2018 arasında; (Enflasyon %103,5 ama)

Ekmek ve tahıllar %118,3

Süt, peynir ve yumurta %123,9

Balık %137,9

Katı-sıvı yağlar %151,9

Meyveler %123,3

Sebzeler %148,2 zamlanmış.

Dikkat ederseniz burada iki ana konu var: 1-Çiftçi ürünlerini genel fiyat artışının bile altına satıyor. 2- Çiftçiden ucuza alınan tarım ürünleri, raflarda genel fiyat seviyesinin bile üzerinde satılıyor. 

Hem üretici kaybediyor

Hem de tüketici kaybediyor.

Bu konuya tekrar döneceğiz.

***

10 Ocak 2020 günü “Finansal Bereket” başlıklı bir yazı kaleme aldım. Orada şu noktalara dikkat çekmiştim:

-Millet döviz alıyor ama dışarıdan döviz girişi olmamasına rağmen döviz yükselmeyebiliyor. Faiz piyasasında da benzer gelişmeler oluyor. Kısaca faiz piyasamız bile bereketlendi gibi! bir şey var.-

Gerçi ben bu yazıyı yazdığımda henüz Diyanet İşleri Başkanlığı kamu bankalarından alınan kredinin faizi konusunda helal fetvası vermemişti.

Olsun bakalım.

***

Şimdi ana konumuza dönelim.

TÜİK’in son iki aylık işsizlik verisi gibi... Nüfus artıyor, hem çalışan sayısı düşüyor, hem de işsizlik bile düşüyor.

Ya da Millet’in “O fiyatlar nerdeyse, biz de o fiyattan alalım” dediği fiyatlarla enflasyon da düşebiliyor.

Şimdi aynı durum tarım sektöründe de yaşandı.

Yıllardır tarladan ucuz alınıp-rafta pahalıya satılan ürünler vardı ya... O konuda kapandı çok şükür.

2019 yılında tarla fiyatları yüzde 16,07 arttı.

Genel fiyatlar ise sadece yüzde 11,84 arttı (TÜFE). 

Ama işin tarla-raf fiyat ilişkisi daha da bereketlendi. Tarlada %16,07 artan gıda fiyatları, raflarda sadece %10,75 artışta kaldı. Yani genel enflasyonun da altında bir gıda fiyatı olmuş geçen yıl. Böylece enflasyonu da düşürmüş olduk.

Bu fiyat düşüşü hangi alanda olmuş?

Mesela ekmek-tahıllar %16,39 ile enflasyonun üzerinde seyretmiş. Balık fiyatları da %22,07 ila çok yüksek olmuş. Süt, peynir ve yumurta fiyatları da %16,27 ile yüksek düzeyde kalmış. Mesela, meyve fiyatları bile %13,98 artış göstermiş. Amma bütün işi sebze çözmüş: Sebze fiyatları yüzde -2,48 düşerek bütün gıda sektöründeki tarla-raf fiyat dengesini terse çevirmiş oldu.

***

Enflasyonu düşürmek için faizleri düşük tutma teorisi ile başlayan süreçte yeni sayfalar amaya devam ediyoruz.

Yenilenme Dengelenme ve Değişme üçgeninde bereketlenen finansal piyasalar yanına gıda piyasasını da ekleyelim.

Böylece imana gelmedik tek bir şey kalmasın. İktisat biliminin bile bir gün imana geleceğini biliyordum ama bunun Değişim ve Dönüşüm ekseninde bu kadar hızlı olabileceğini beklemiyordum.

***

Gerçekleri soracak olursanız, o şimdilik yok. O konuyu unutun, ya da sonra bir ara konuşuruz.

  • Abone ol