Galatasaray-Fenerbahçe derbilerinin Türkiye’nin sınırlarını aştığı, İspanya’daki Real Madrid-Bercelona derbisi (El-Clasico) yolunda bir derbi olmaya doğru gittiği bundan bir süre önce söylenmeye başlamıştı. Ama sanıyorum bunun için daha uzunca bir süre beklememiz gerekecek. Bu tür derbiler yalnızca kulüplerin futbolcu kalitesi ve futbolu ile gündeme gelmiyor; kulüp saygınlığı ve uluslararası başarılar da önemli. Bizim derbi, futbol mafyasının geçen seneki marifetleri sonucu hafta ortası oynanıyor ama El-Clasico hafta sonu (10 Aralık) oynanacak. İspanya şimdiden krizi unuttu ve Madrid’de oynanacak derbiyi sayıklamaya başladı. Ama geçen günkü basın toplantısında Bercelona’nın teknik direktörü Guardiola, İspanya medyasına esaslı bir ders verdi. Sürekli derbiyi soran basın mensuplarına Guardiola,

Dünya futbolcu piyasası ise her an değişen değerleriyle devasa bir borsadır. İngiltere’de premier lig takımlarının dünya piyasasında kapışılması tesadüf değildir. Bunlardan en ses getireni tabii ki Manchester United’ın Glazer ailesine 800 milyon sterline satılması olmuştu. Ancak Glazer Grubu’nun çok karlı bir alışveriş yaptığını söyleyelim. Çünkü Manchester United, 325 milyon Euro’yu bulan geliriyle Avrupa’nın en çok gelir getiren kulüplerinden birisi. Bundan 35 yıl önce FIFA’nın efsanevi başkanlarından Joao Havalenge “ 

 

Enron skandalı aslında bugünkü krizi haber veren öncü bir sallantıydı. Mali piyasaların ABD’den başlayarak zehirlendiğini bize gösteriyordu ve devamının geleceği çok aşikardı. Ancak yapacak bir şey de yoktu. Mali piyasaların İtalyan mafyası tarzı çalışamayacağı, eğer böyle olursa, sistemin her şeyi önüne katarak batacağı en çok bu krizde belli oldu.

Bugün UEFA şike ile mücadeleyi sizce neden bu kadar öne çıkartıyor; cevabı açık, çünkü futbol artık Havalange’ın dediği gibi bir ticaret değil; ticareti mafya da yapar. Futbol artık bir finansal endüstri ve burada bundan böyle ‘piyasa’ dışı unsurlara yer olmayacak.

Bu çerçevede şunu söyleyebiliriz: Türkiye’de, yaklaşık 600 milyon euroluk bir büyüklük yaratan futbol endüstrisi hem nicelik olarak hem de nitelik olarak bugün gelebileceği en son yere kadar gelmiştir. Eğer ki, futboldaki bu çeteleşmiş yapı temizlenmezse, Türkiye ligi, yakında ortaya çıkacak olan Suriye, Libya, Irak ligleri seviyesine hızla düşecektir. Çünkü şans oyunlarından, futbolcu piyasasına, borsadaki yatırımcı şirketlerine ve medyasına kadar devasa bir finansal ve reel endüstri olan bu alan, çete kurarak iş yapmaya çalışan ve bunun içinde futbolu kalkan yapan lümpenlerin eline bırakılamaz.

 

Şike saflaşması basit değil

Aslında şu şike tartışmaları da Türkiye’de, eğer bir saflaşma yaratıyorsa, bu kesinlikle demokratikleşme ile ilgili bir saflaşmadır. Aynı zamanda bu, siyasetçinin olduğu kadar, Türkiye burjuvazisinin de bir sınavıdır. Devletle bütünleşerek çeteleşmiş lümpen bir burjuvazi ile dünya piyasalarında yatırım yaparak, teknoloji ve marka ile rekabet eden bir burjuvazi arasındaki farkı da tam burada görebiliriz. Aslında şu şike meselesi bu kadar da tarihi ve derin bir meseledir. Türkiye bir tercih yapacak; şikeden yana olmak yalnız şikeden yana olmak değildir. Örneğin şikeden yana olursanız Fenerbahçe gibi tarihi kulüplerin hiçbir zaman Bercelona, M.United olamayacağını göreceğiz. Örneğin şikeden yana olursanız Türkiye’nin demokratikleşme yolunun çok daha uzun olacağını anlayacağız. 

  • Abone ol