Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Niçin ‘Hayır’ diyorum?


10.4.2017 - Bu Yazı 1352 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasa bir toplumun temel sözleşme ve güvencesidir. Yani farklı düşünen, farklı yaşayan, farklı inanan herkesin yaşamını, özgürlüğünü, eşitliğini, haklarını garanti altına alan hukuki metindir.

Gerçekten demokrat, gerçekten bağımsız, hukuka dayalı, gerçekten özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasamız hiç olmadı. Fakat bir gün el ele vererek hepimizin huzurunu, özgürlüğünü, haklarını teminat altına alan bir anayasa yapabileceğimize dair umudumuz hep vardı.

16 Nisan referandumuna konu olan değişiklikler, bu umudumuzu bütünüyle yok ediyor. Yani kötü olan anayasayı daha da kötü, daha da işlevsiz hale getiriyor.

Bu değişikliklere ‘Hayır’ diyorum, çünkü:

1- Yukarıda da dediğim gibi anayasalar toplumun bütün kesimlerinin özgürlüğünü, eşitliğini, insan haklarını garantiye alan hukuki metinlerdir.

Fakat yapılan değişiklikle bir toplumun hakları, özgürlüğü, yaşamı, kaderi tek bir kişiye ipotek ediliyor.

Ortak aklı yok edip ülkeyi tek bir kişinin aklına teslim ediyor.

Çocuklarımızın geleceği, ülkemizin kaderi bir kişinin insafına bırakılıyor.

O kişinin kim olduğu önemli değil.

Bir ülke bir kişinin iki dudağı arasına teslim edilemez. Böyle bir felakete razı olamayız. Olmamalıyız.

2- Yasama, yürütme, yargı tek bir kişide toplanıyor ve o kişi de partili biri oluyor.

Yani partili bir cumhurbaşkanımız oluyor.

A partisi, B partisi, C partisi hiç fark etmez. Bugün bu parti, yarın başka bir parti.

O partili cumhurbaşkanı yargı mensuplarının neredeyse tamamını atıyor.

Yani hakim ve savcıların atamasını yapan kurulun HSK’nın 12 üyesinin yarısını cumhurbaşkanı atıyor, diğer yarısını da cumhurbaşkanının Meclis’teki partisi atıyor.

Yüksek yargı kurumlarının üyelerinin yarıdan fazlasını o partili cumhurbaşkanı atıyor.

Yani yargı bir partinin arka bahçesi yapılıyor.

Hükümeti halk değil cumhurbaşkanı seçiyor. Çünkü bakanları Meclis dışından atayarak hükümet kuruyor.

Partili cumhurbaşkanı genelkurmay başkanını atıyor.

Partili cumhurbaşkanı YÖK üyelerini, üniversite rektörlerini atıyor.

Valileri, kaymakamları atıyor.

Yani devlet parti devletine dönüşüyor.

Ülkemiz bir partinin mensubu olanların borusunun öttüğü bir ülkeye dönüşüyor.

Yani haklının, liyakati olanın değil, o partiye yakın olanın, o parti mensubunun el üstünde tutulduğu bir ülke…

Parti devleti demek, ildeki parti il başkanının tek yetkili olması demek.

Dünyada bu şekilde yönetilip de huzur bulmuş, iflah olmuş, refaha kavuşmuş tek bir ülke yok.

Parti devleti denildiğinde aklımıza ilk gelen ülkelerin başında Irak ve Suriye var.

3- Yeni değişiklikle cumhurbaşkanına Meclis’i bütünüyle devre dışı bırakıp kararnameyle ülkeyi yönetme yetkisi veriliyor.

Yani bütün kaderimiz cumhurbaşkanının iki dudağı arasına teslim ediliyor.

Cumhurbaşkanı kararnamelerle Meclis’e, yargıya… kimseye danışmadan hepimizi ilgilendiren hayati kararlar alabiliyor.

Mesela olağanüstü hal ilan edebiliyor. Savaş kararı alabiliyor.

Hepimizin, ülkemizin geleceğiyle ilgili, tek başına kararlar alıp kimseye hesap vermeden uygulayabiliyor.

İnsanız, kasten olmasa da hepimiz hata yaparız.

Cumhurbaşkanı bir kararnameyle ülkemizin geleceğini tehlikeye atacak türden hatalı, yanlış bir karar aldığında onu engelleyecek tek bir merci, kurum, yasa yok.

Böyle bir yetkiyi bir aile büyüğümüz cumhurbaşkanı olsa bile veremeyiz.

Yani bu değişiklikle bir insanın anne babasına veyahut evladına bile vermeyeceği türde yetkiler cumhurbaşkanına veriliyor.

Bu korkunç bir durum.

4- Cumhurbaşkanına yaptığı yanlışlardan, hatalardan dolayı ceza verilemiyor.

Verilemiyor çünkü yeni anayasada bu imkansız hale getirilmiş. Cumhurbaşkanı bir hata yaptığında, bir yanlış yaptığında, “Sayın cumhurbaşkanı bu işi niçin böyle yaptınız?” sorusu bile yöneltilemiyor.

Cumhurbaşkanına, yaptığı hatanın sorulmasını teklif etmek için Meclis’in yarısının oyuna ihtiyaç var. O teklifin kabul edilmesi için de üçte ikisinin yani 400 vekilin oyuna ihtiyaç var.

Vekilleri cumhurbaşkanının seçtiği düşünülürse…

Diyelim vekiller toplandı ve yargıya havale ettiler. Bu arada cumhurbaşkanının Meclis’i feshetme yani yenileme yetkisi var. Eğer yenilemez, kendisinin yargıya havale edilmesine razı olursa yargı mensuplarının çoğunluğunu o cumhurbaşkanı atadığı için yargılanması, ceza alması yine imkansız.

Hesap sorabilecek tek bir merci yokken bütün yetkileri, gücü tek bir kişiye vermek… bir ülkenin intihar etmesi demektir.

‘Evet’ diyenler tek bir kişinin huzuru için ‘Evet’ demiş olacak

Demem o ki ülkemizi, çocuklarımızın geleceğini, 80 milyonun kaderini tek bir kişinin iki dudağı arasına teslim edemeyiz.

Evet, iyi bir anayasamız yoktu. Fakat bu değişikliğe ‘Evet’ dersek daha kötüye gidiyoruz ve iyi bir anayasa yapma umudunu bütünüyle yok ediyoruz.

‘Hayır’ diyorum çünkü farklı düşünen, farklı yaşayan her kesimden insanla ele ele verip yeni, özgür, demokrat bir anaysa yapabiliriz.

Bir kişinin değil, ortak aklın etkin olduğu, yargının bağımsızlığının teminat altına alındığı, birbirini denetleyen, dengeleyen kuvvetler ayrılığının sağlandığı bir anayasa yapma umudumu korumak için ‘Hayır’ diyorum.

Parti devletlerinde, yani bağımsız yargının olmadığı, bütün yetkinin partili bir başkanda toplandığı ülkelerde ekonomi çöküyor. Dünyada pek çok örnek var.

Yoksulluk sınırında yaşayan 45 milyon insanımızın daha da yoksullaşmaması için ‘Hayır’ diyorum.

Yıllardır uygulanan çeşitli keyfi yasaklarla mutsuz, huzursuz edilen milyonları düşünerek, kimse mutsuz olmasın diye ‘Hayır’ diyorum.

Tek bir kişinin değil, farklı düşünen, yaşayan, inanan herkesin huzuru, ağız tadı, insan gibi yaşaması için ‘Hayır’ diyorum.

‘Evet’ diyenler tek bir kişinin huzuru için ‘Evet’ demiş olacaklar.

‘Hayır’ diyenlerse o bir kişi dahil 80 milyonun huzuru, mutluluğu için ‘Hayır’ demiş olacak. Ben de bunun için ‘Hayır’ diyorum.

Özellikle AK Partililere sesleniyorum: Ülkemizi, çocuklarımızın geleceğini tek bir kişinin iki dudağı arasına vererek hepimizi felakete sürüklemeyin.

Sürüklemeyin ki hepimizin huzur içinde, ağız tadıyla yaşayabileceği bir anayasa yapma umudumuzu koruyalım.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive