Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?


25.4.2017 - Bu Yazı 1955 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Referandum sonucu ne anlama geliyor?”başlıklı bir önceki yazımı şu cümleyle bitirmiştim: “Yeni başladık. Yolun başında olmamıza rağmen çok da iyi başladık.”

16 Nisan referandumu için ‘Hayır’ koalisyonunun yaptığı bir iktidar mücadelesi değildi.

Bir anlamda nefes alacak alan yaratma çabasıydı. Ülkemizi herkes için yaşanabilir bir ülke yapma fırsatını, zeminini yaratma mücadelesiydi.

“İktidarı ele geçirme mücadelesi değildi” diyorum çünkü ‘Hayır’ diyenler arasında her görüşten, her meşrepten, her siyasi akımdan farklı insanlar vardı.

Farklı ideolojilere mensuptuk ama ortak bir amacımız vardı. “Mesele ülkemiz olursa gerisi teferruattır” deyip bütün farklılıklarımızı bir kenara bırakarak ortak bir mücadele yürüttük.

Karşımızda parası ve gücü olan ama kural, kanun, değer tanımayan, toplumu tehdit etmekten, kendi insanına ‘terörist’demekten, inancımızı istismar etmekten utanmayan bir güç vardı.

Buna rağmen yüzde 49 gibi büyük bir orana ulaştık.

Küçük bir azınlık olmadığımızı fark ettik.

Görünen o ki YSK’nın yaptığı hukuksuzluk, ortalıkta dolaşan şaibeli görüntüler olmasa yüzde 51’i bile aşmış olabilirdik.

Toplumun önemli bir kısmı tehditlere boyun eğmedi. “Evet demek farzdır” diyen din adamı kılıklı ikdidar yandaşlarına kanmadı.

Bütün bunları size basit bir umut vermek için anlatmıyorum.

Buradan bir sonuç çıkarmamız gerekiyor.

Çalıştık, çabaladık ve bir başarı elde ettik.

Yıllarca ‘öteki’ gördüğümüz insanlarla dostluk kurmayı, konuşmayı, dertleşmeyi öğrendik.

Selam vermeyi, gülümsemeyi, derdimizi anlatmayı, karşımızdakinin derdini dinlemeyi aynı dilde, aynı duyguda buluşmayı başardık.

Esas meselenin inançlar, mezhepler, kimlikler, ideolojiler değil, ülkemiz olduğunu fark ettik. İnsan gibi bir yaşam sürmenin her şeyden daha değerli olduğunu anladık.

“İyi sonuç aldık” diyorum çünkü yukarıda da dediğim gibi bu iktidarı ele geçirme mücadelesi değil ki orana bakalım. Bu, demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi evrensel değerleri benimsemiş bir toplum, ülke olma mücadelesi.

Peki bundan sonra ne yapacağız?

Artık yeni bir durum var.

Ülkenin kaderi tek bir kişinin iki dudağı arasına kaldı.

İktidarı dizginleyecek bağımsız yargı, olup biteni topluma anlatacak bağımsız medya gibi kurumlarımız yok artık.

O nedenle siyasi değil toplumsal bir mücadele sürdürmemiz gerekiyor.

Bu kurnazlıkla, bu kural, hukuk tanımazlıkla, bu kontrolsüz güçle baş etmenin yolu mücadeleyi toplumsal bir mücadeleye dönüştürmektir.

Yani toplumun bütününe olup biteni gösterip ikna etmenin yolunu bulmaktır.

Artık Erdoğan’ı eleştirmenin, “Öyle yapma böyle yap” demenin, yaptığı yanlışları yüzüne vurursak mahcup olup vazgeçeceğini sanmanın bir anlamı yok.

Bana göre Erdoğan’ın ülkeyi götürebileceği bir yer yok.

Çünkü gelişen dünyaya uyan ne bir sözü ne de bir projesi var.

Dünyadan da koptu gerçeklikten de.

Bu şekilde ülkemizi hiç bir yere götüremeyeceğini o da biliyor, biz de biliyoruz.

Tek bir amacı vardı: İktidarda kalmak. Onu da şimdilik muhafaza etti.

Yani ‘doktor dedi ki eve götürün ne yerse yesin’ durumu.

Bu nedenle yüzümüzü bütünüyle topluma dönmeliyiz.

Birbirimizle barışçı, şiddet içermeyen, sükunetle, dostça, kardeşçe konuşmalıyız. Bağırmandan, yargılamadan, ötekileştirmeden “Gel bir dertleşelim, daha iyi bir yaşam için ortak bir dil bulalım” diyerek başlattığımız bu birlikteliği daha da güçlendirmeliyiz. “Demokrasi”, “Özgürlük”, “Eşitlik”demek yetmez.

Bu değerlerin ülkede yaşayan herkesin hayatına neler katacağını topluma anlatmalıyız.

‘Eşitlik’ derken neyi kast ettiğimizi, ‘ortak akıl’ derken neyi amaçladığımızı, demokrasinin, özgürlüğün; insanların ekonomisini, yaşamını nasıl etkilediğini anlatmalıyız.

Geçmişte istismar edilen, zorbalığın kılıfı yapılan laikliğin, doğru uygulandığı takdirde ülke için ne kadar önemli olduğunu anlatmalıyız.

Gerekirse geçmişe ilişkin hataları kabul etmeli ve sıhhatli bir zemine adım atmalıyız.

“Bugün nasıl ki inancımız istismar ediliyor diye inancımızdan vazgeçmiyorsak geçmişte laiklik istismar edildi diye laiklikten vazgeçemeyiz” deyip laikliğin inanç hürriyetini sağlayan bir değer olduğunu, buna en çok da dindar halkımızın ihtiyaç duyduğunu anlatmalıyız.

Toplumsal hayatta kadının yerinin önemini, bunun bir ülkeye neler kattığını bıkmadan, usanmadan, tane tane topluma anlatmalıyız.

Eğitimdeki felaket tablonun, bilimde, sanatta, teknolojideki geri kalmışlığımızın, yoksulluğun… Bütün sorunlarımızın nedenleri üzerine kafa yormalı ve ortak çözümler bulmalıyız.

Topluma, iktidarın vaat ettiği cennetin sahte olduğunu, gerçek cennetin ancak bu değerlere sahip bir ülkede olabileceğini ispat etmeliyiz.

“Ben olmazsam bu ülke olmaz” yaklaşımından kurtulup ‘öteki’gördüğümüz bizden farklı düşünen, farklı inanan, farklı yaşayan kesimlere “Sen olmazsan bu ülke olmaz” anlayışını benimsemeliyiz.

Kısacası ‘Hayır’ kampanyası sürecinde yaptığımız konferanslara, seminerlere, video çekimlerine, buluşmalara, toplantılara, ziyaretlere devam etmeliyiz.

Tekrar edeyim: Artık partilerin bir hükmü yok. Siyaset bütünüyle tasfiye edildi.

Ülke bir kişinin tapulu malı oldu.

Bir partinin bir aday çıkarıp, hiç bir kuralı, değeri olmayan bir güçle baş etmesi neredeyse imkansız.

O nedenle öncelikle toplumu ilmik ilmik örecek bir çaba içine girmeliyiz.

Toplumu, hepimizin hayatını cehenneme çeviren bu anlayışın esaretinden kurtarmalıyız.

Yeni bir ‘biz’ tanımı yapmalıyız.

O ‘biz’in bu ülkenin evladı ortak paydasında buluşan, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve nihayetinde insan gibi yaşam isteyen her mezhepten, her inançtan, her kimlikten, her ideolojiden insanlardan oluştuğunu bütün topluma göstermeliyiz.

Ve bu ülkede yaşayan herkese “Sen de gel” diyecek sıcaklığa, içtenliğe demokratik tutuma ulaşmalıyız.

Bu ülkeyi tek adamın değil herkesin ülkesi yapabiliriz. Herkesin eşit, özgür, insan gibi yaşadığı bir ülke.

Korkudan uzak, suç işlememiş ufku geniş, açık fikirli insanlar olarak Türkiye’yi anayasasıyla, toplumsal barışıyla, üretkenliğiyle mutlu huzurlu bir ülke haline getirtebiliriz.

Kolay değil ama içinden çıkılmayacak kadar karmaşık da değil.

Yeter ki ülkesini gerçekten seven topluma faydalı olmak isteyen insanlar bir araya gelsin.

Yeter ki niyetimiz devleti ele geçirmek, gücü elde tutmak değil, bu güzel ülkenin temiz insanlarına hakikaten fayda sunmak olsun.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.09.2020
Ülkede oluşan enkazı kim, nasıl kaldıracak?
16.09.2020
Dış politikada Erdoğan’ın yanında mı durmalıyız?
15.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
13.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
14.07.2020
Ayasofya İslamcılar için neden önemli ve muhalefetin vahim yanılgısı ne?
13.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
24.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
1.05.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
21.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
25.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive