Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Düşün yakamızdan!


7.5.2017 - Bu Yazı 1255 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hayır bloku bir araya gelemezmiş. Yüzde 49 çok parçalıymış. Herkesin farklı öncelikleri varmış. İçinde Kürt de varmış ülkücü de. Alevi de varmış Sünni de. Başı açık da varmış başı kapalı da.

Bu insanları hangi değerler etrafında, kim nasıl bir araya getirecekmiş?

Nasıl olacakmış da Kürt hareketine mensup Ahmet Türk ile MHP’li muhaliflerden Meral Akşener bir araya gelecekmiş?

Böyle şeyler yazılıyor, konuşuluyor.

Konuşanlar iki grup: Birinci grup yandaş yazarlar. Amaçları birlikteliğe çomak sokmak.

İkinci grup ise gerçekten durumdan endişe duyan ve bunu dile getirip çare arayanlar.

Birinci grubu, içlerindeki kötülükle baş başa bırakmak en iyisi. Fakat ikinci grubun endişesine neden olan siyaset anlayışına bir çift sözüm var:

Böyle bir endişe var mı? Elbette var. Bu insanların bir araya gelip demokratik bir anayasada anlaşmaları mümkün mü? Kolay değil ama mümkün.

“Mümkün” diyorum çünkü şu aşamada herkesin tek bir önceliği var ya da olmalı, o da Türkiye.

Konu Türkiye’nin hayatı olduğunda kimse ideolojisini, inancını, mezhebini, kimliğini masaya süremez.

Devlet, parti devletine dönüşüyor. Hak, hukuk, adalet hepsi yerle yeksan olmuş.

Binlerce akademisyen ihraç edilmiş, eğitim sistemi tamamen çökmüş. İşletmeler birer birer kapanıyor. İşsizlik her gün daha da artıyor. Milyonlarca insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor. İç barış büyük yara almış.

Yani ülke, tarihinin en büyük krizi ile karşı karşıya.

Hal böyleyken, neymiş efendim, kimi siyasetçiler ülkeyi çok seviyormuş ama onların önceliği kendi ‘dava’larıymış, kendi ideolojileriymiş.

Öyle mi? Yaşanabilir bir ülkemiz olmadıktan sonra hangi davanın, hangi mezhebin, hangi inancın, hangi kimliğin ne kıymeti var?

Ülke yok olacak ama siz ülkücülük yapacaksınız? Çocuklar ölecek, şehirler yerle bir edilecek, baskıyla, tehditle insanların hayatı cehenneme çevrilecek ama siz  Kürtlük diye tutturacaksınız? Ülke yok olacak ama “Önceliğimiz inancımız, mezhebimiz” diye kimseyle oturup konuşmayacaksınız? Devlet tek bir kişinin tapulu malı olacak, ülke parti devletine dönüşecek ama ille de ‘Kemalizm’ diye dayatacaksınız?

Bu mudur yani?

Türkiye adım adım büyük bir yıkıma sürüklenirken inanç, mezhep, ideoloji siyasetini sürdüreceksiniz öyle mi?

Bu köhnemiş siyaset anlayışından vazgeçmeyeceksiniz öyle mi?

Biz Tayyip Erdoğan’ı niçin eleştiriyoruz?

İnanç siyaseti yaptığı, ‘dava’ çıkarını ülke çıkarının da üstünde tuttuğu için eleştirmiyor muyuz?

Peki siz niçin mezhep siyaseti yapıyorsunuz? Siz niçin kimlik siyaseti yapıyorsunuz?

Siz niçin ideolojilerinizi, kimliklerinizi, davalarınızı ülke çıkarının üstünde tutuyorsunuz?

Benzer bir siyaset gütmekten ve Erdoğan’ın değirmenine su taşımaktan utanmıyor musunuz?

Herkesin eşit ve mutlu olduğu, kimsenin kimseye üstünlük taslamadığı ülke olmak mümkün. Bunun önünde tek bir engel var o da sizin bu çağdışı siyaset anlayışınız.

Hepimiz değişiyoruz. Düşüncelerimiz, yaklaşımlarımız değişiyor.

Toplum değişiyor. Gençler artık meselelere farklı bakıyor.

Alışkanlıklarınızdan vazgeçip siz de değişeceksiniz.

“Sorun çok büyük, mesele çok çetrefilli bu nedenle bir araya gelmemiz zor” gibi saçmalıklarla kendi yetersizliklerinize kılıf aramayın.

Zor olan sizsiniz, meselelerin çözümü değil.

Problem, sorunların büyüklüğü değil, sizin Ortaçağ’dan kalma siyaset anlayışınız.

Çözüm formülü basit: Kişiler üzerinde değil, toplumun bütününü içine alacak demokratik bir anayasa üzerinde ittifak sağlamak gerekiyor.

Yani herkesin hakkını, hukukunu, yaşamını, kimliğini, dilini, inancını garanti altına alan, buranın kimsenin özel malı değil herkesin ülkesi olduğunu teminat altına alan bir anayasa.

Ülkücüysen Kürtlerin dil, kimlik talebini kabul etmelisin. Bu hakkı tanımanın değil, tanımamanın ülkeyi yıkıma götürdüğünü artık görmelisin.

“Buna asla yanaşmam” mı diyorsun, o zaman ülkeyi gözden çıkarıyorsun demektir.

Kürt hareketine mensupsan ülke bölünüyor endişesi duyan insanların bu endişesini giderecek bir tutum içinde olmalısın. Böyle bir hassasiyet göstermiyor musun, o zaman biz bileceğiz ki senin derdin ülke değil başka bir şey.

Sünni dindarsan Alevilerin istedikleri yerde ibadet etmelerini sağlamanın, o hakkı garanti altına almanın demokrasinin vazgeçilmezi olduğunu kabul etmelisin. Tek bir Alevi çocuğa devlette artık iş verilmiyor. Bu adaletsizlikleri giderecek bir yaklaşım içinde olmalısın. “Olmaz” mı diyorsun, o zaman “Ülkenin çürümesine göz yumacağım, bu adaletsizlikten memnunum” diyorsun.

Dindarsan laikliğin ülke için, din ve inanç hürriyeti için vazgeçilmez bir değer olduğunu kabul etmelisin. “Etmem”diyorsan buranın Ortadoğu bataklığına dönüşmesine zemin hazırlıyorsun demektir.

Atatürkçüysen insanların giyimine, diline, kimliğine, inancına, yaşam tarzına ve de her türlü özgürlük talebine saygı duymalısın.

Yoksa hep birlikte cehennem gibi bir hayat süreceğiz.

Bunu mu istiyorsunuz?

Bu köhnemiş siyaset anlayışını sürdüren siyasetçilere son bir sözüm var:

Ülkeyi bu hale hep birlikte getirdiniz.

Hepiniz ayrımcılık yaptınız. Hepiniz inanç, mezhep, kimlik siyaseti yangınına odun taşıdınız.

Hepimizi zehirlediniz. Bu siyaset anlayışıyla hepimizi birbirimize düşman ettiniz. Hiçbiriniz, hiçbir zaman barışçı, bütünleştirici, sorunları çözücü siyaset uygulamadınız.

Çünkü hiçbiriniz gerçek bir demokrat olmadınız.

Siyaseti herkes huzur içinde yaşasın diye değil, “Bal tutan parmağını yalar” anlayışıyla yaptınız.

Ülkemizi el birliğiyle bu hale getirdiniz. Şimdi çıkmış utanmadan “Bütün suçlu Erdoğan” deyip kendinize kurtarıcı rolü biçiyorsunuz.

Ülkenin geleceği tehlikedeyken bile bu saplantılarınızdan vazgeçmeyecek, oturup konuşmayacaksanız siz niye varsınız ki?

Davalarınızı da, mezheplerinizi de, inançlarınızı da, ideolojilerinizi de Ortaçağ’dan kalma siyaset anlayışınızı da alın ve hayatımızdan çıkın.

Türkiye olmadıktan sonra sizin ideolojileriniz, davalarınız, hassasiyetlerinizden bize ne?

Esas olan insan gibi yaşamaktır. Ağız tadıyla bu ülkede bir hayat sürmektir.

Esas olan bu ülkeyi dünyanın saygın ülkeleri arasına sokmaktır.

Bu sorunlu siyaset anlayışıyla bizim hayatlarımızı heba ettiniz, bari çocuklarımızın hayatını yok etmeyin.

Ya kafalarınızı değiştireceksiniz ya da tarihin çöplüğüne yuvarlanacaksınız.

Benden söylemesi.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive