Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik


16.5.2017 - Bu Yazı 1339 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Mağdur olmak ile demokrat olmayı birbirinden ayırmamız gerekiyor.

Mağdur, yani sistemin dışına itilip hakkı gasp edilmiş insanların hak, adalet, eşitlik, özgürlük arayışı ile demokrasi talebi aynı şey değil.

Mağdurken demokrasiden, özgürlüklerden, eşitlikten bahsetmek, bunları talep etmek bizi demokrat yapmıyor.

Demokratlık her zaman, her ortamda, her şartta başkasının da hakkını, hukukunu, eşitliğini, özgürlüğünü savunmayı gerektirir.

Hakkı gasp edilenin, dışlananın, yani mağdurun hak talebi elbette meşru bir talep. Fakat demokratik anlayış barındırmayan siyasi mücadele, iktidarı kapma, devleti ele geçirme mücadelesine dönüşüyor.

Devleti, iktidarı ele geçiren kendi hakkını, özgürlüğünü elde etmiş olduğu için başkasına uygulanan haksızlıkları görmezden geliyor.

Veya birileri, iktidarda olmasalar da, ötekine yapılan eziyete karşı durmayı aklından geçirmiyor.

Herkes kendi hakkını arıyor.

Başkasının da hakkını, özgürlüğünü, eşitliğini isteyenler genelde azınlıkta.

Halbuki demokratlık, tam da burada başlar. Ötekine yapılan haksızlığa itiraz etmekle başlar. İyiliği, emniyeti, huzuru herkes için, tüm insanlar, tüm yurttaşlar için istemekle başlar.

Sonuçta mağdurken verdikleri mücadeleden dolayı demokrat görünen insanların iktidara geldiklerinde anti demokratik tutumlarına şahit oluyoruz.

Bu durum toplumda büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Demokrasi taleplerine şüpheyle yaklaşmasına sebep oluyor.

Demokrasi kötü niyetlere ‘araç’ ediliyor. Demokrasiye güvene gölge düşüyor.

Başkasının hakkını, eşitliğini, özgürlüğünü savunmayan bir anlayış bizi kısırdöngüye mahkum ediyor.

Mesela geçmişte AK Partililer yani dindar kesim kapı kapı dolaşıp insanlara bir şey anlattı. “Eşitlik istiyoruz, adalet istiyoruz, demokrasi istiyoruz, dışlanmak istemiyoruz. Biz bunun mücadelesini veriyoruz” dediler.

Toplumu ikna ettiler. Sonra da iktidar oldular.

Şimdi başkalarına uygulanan haksızlıklara sessiz kalıyorlar. Görmezden geliyorlar.

Amaçlarının demokrasi değil, sadece kendi haklarını elde etmek olduğu çıktı ortaya.

Onca baskı, haksızlık, eşitsizlik bir tarafa, ortada devasa bir KHK mağdurları sorunu var.

On binlerce insan işinden oldu. Açlığa mahkum edildi.

İşten atmakla kalmayıp bu insanların pasaportlarını iptal ettiler ki yurt dışına çıkmasınlar. Ne burada iş bulmalarına müsaade ediyorlar, ne de yurt dışına gidip hayatını sürdürmelerine izin veriyorlar.

İşte bu açlığa mahkum edilmiş akademisyenlerden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça “Siz bizi açlığa mahkum ettiniz. Peki o halde sizin istediğinizi yapıp dünyanın gözü önünde öleceğiz” diyerek Ankara’da açlık grevine başladı.

Fakat geçmişte kapı kapı dolaşıp hak talebinde bulunan insanlar, başkalarının yaşadığı bu korkunç adaletsizliklere karşı adeta taş kesilmiş.

İnsanlık, vicdan, hak, hukuk, adalet hepsi bu ülkede yok olmuş gibi, büyük bir duyarsızlıkla, gözlerimizin önünde ölüme giden bu iki insanın ideolojik farklılıklarına vurgu yapıyorlar.

Yani demokratik kültürden uzak hak mücadelelerinin yarattığı büyük bir kısırdöngü var.

Demokratik anlayış barındırmayan, yani bütün yurttaşlar için hak ve özgürlük, adalet talebi barındırmayan mağduriyet mücadelelerinden günün sonunda zalimlik çıkıyor.

Daha acayibi en büyük zalimler en mağdurlardan çıkıyor.

Bu kısır döngüyü kırmak için, kendi mağduriyetini giderme mücadelesi veren ile gerçek demokrasi mücadelesi vereni ayırmamız gerekiyor.

Referandumda ‘Hayır’ diyenler için de benzer bir sorunla karşı karşıyayız.

Referandumda demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet için ‘Hayır’ dediğimizi ileri sürdük.

Fakat ‘Hayır’ diyen siyasi aktörlerin demokratlığı konusunda ciddi soru işaretleri var.

Başkasının hakkını, eşitliğini, özgürlüğünü savunmadan, başkasına yapılan adaletsizliklere itiraz etmeden demokrasi mücadelesi olmaz, olmuyor.

Geçmiş ve günümüz iktidarının düştüğü açmaza düşmemek için hepimizin kendimizi gözden geçirmemiz gerekiyor.

Ben neyim ve ne istiyorum? Neyi amaçlıyorum? Demokrasiyi kim için istiyorum? Demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten ne anlıyorum? Adalet derken neyi kastediyorum?

Bütün bu sorulara hepimiz kendi iç dünyamızda cevaplar vermek ve kendimizi gözden geçirmek zorundayız.

Kendinize şu soruyu sorun: “Ben, kendi mahallemden, ideolojimden, yanımdan, yöremden olmayan kişilerin dertlerine duyarlı mıyım? Onların uğradığı baskıya, eziyete, hakarete itiraz ediyor muyum?”

Cevap ‘Hayır’sa, durum vahim.

Şunu da sorun: “Ben yalnızca kendi sorunlarımı öne çıkarıyor, kendi görüşlerimi başkalarına kabul ettirmeye mi çalışıyorum?”

Cevap ‘Evet’se, durum yine vahim.

Mesele çok basit aslında.

Çözüm de basit: Bir hak talebinde bulunurken bu talebi başkalarını da kuşatan demokrasi talebine dönüştürmemiz gerekiyor.

Kendine demokrat olmak diye bir şey yok. Artık bunu anlamak zorundayız.

Aksi halde yarının zalimlerini kendi ellerimizle büyütmüş olacağız.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive