Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri


23.5.2017 - Bu Yazı 1877 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tayyip Erdoğan’ın çok sık kullandığı ‘tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak’ sloganı AK Parti’nin tüzüğüne de yazılmış.

 
Ne kadar anlamsız bir slogan. Dünyada birkaç vatan olan, birkaç devlet olan ülke mi var?
 
Sloganla toplumu yatıştırıp onun tersi işler yapmak…
 
Hakikaten çok ilginç bir politik yöntem.
 
Ülkeyi yönetenlerin söyledikleriyle yaptıkları arasında her zaman akıl almaz bir fark var.
 
Bunlardan biri de Kürt meselesinde sürdürdükleri politika.
 
2000’li yılların başında emekli bir orgeneralle röportaj yapmıştım.
 
Yaptığı işleri büyük bir gururla anlatırken şöyle demişti: “PKK’yla mücadelede sık sık Kuzey Irak’a girip çıkmak zorunda kalıyorduk. Baktım olmuyor, Barzani ve Talabani’ye ‘Bundan sonra sınırın o tarafından siz sorumlusunuz’ diyerek yazılı bir anlaşma yaptım.”
 
Ben büyük bir şaşkınlıkla “Nasıl yani? Desenize Kürdistan’ın temelini siz atmışsınız” dediğimde “Nereden bilelim böyle olacağını” gibi anlamsız bir cümleyle geçiştirmişti.
 
İşte bu anlaşmadan sonra Türkiye, Barzani’ye ve Talabani’ye pasaport verip yurtdışında dolaşmalarına, kendilerini anlatıp, güç kazanmalarına uzun süre aracılık etti.
 
Sonra Irak’ı parçalanmaya kadar götüren Körfez Savaşı başladı.
 
Bu savaşın sonunda Irak’ın parçalanacağı ve orada bir Kürdistan kurulacağı apaçık ortadaydı.
 
Buna rağmen Türkiye’yi yönetenler Irak’ın işgaline lojistik destek vermekten geri durmadılar.
 
Sonunda beklendiği gibi Kürdistan kuruldu.
 
Türkiye anlaşma yapıp pasaport verip desteklediği Kürt liderlerini ve doğumuna yardımcı olduğu Kürdistan’ı düşman ilan etmişti.
 
Irak Kürdistanı’na, Barzani’ye ağır tehditler savurdukları dönemde önüme bir dizi fotoğraf geldi.
 
Kamuoyu önünde “Kürdistan bizim kırmızı çizgimiz, Barzani’ye göz açtırmayız, ona orayı dar ederiz” gibi tehditler savurdukları günlerde meğerse OYAK (TSK mensuplarının holdingi) Kürdistan’a çimento satıyormuş.
 
O zaman şöyle bir haber yapmıştım: ‘Kürdistan’ın çimentosu OYAK’tan’.
 
Sadece OYAK değil Türkiye’nin büyük holdinglerinin birçoğu şube açmış, yatırımlara başlamış, Kürdistan’ın inşasından pay alma yarışına girmişti.
 
Ülkeyi yönetenler kamuoyuna başka şeyler söyleyip el altından farklı şeyler yapıyorlardı.
 
Bir taraftan toplumda Kürt düşmanlığını kabartıp bölünme korkusu yayıyorlardı. Diğer taraftan da Barzani ile her türlü işbirliğine giriyorlardı.
 
Bir süre sonra Kürdistan’ı kabullenip Barzani’yi dost ilan ettiler.
 
Sonra Suriye meselesi patlak verdi.
 
Suriye savaşı başladığında herkes ‘Suriye parçalanırsa burada bir Kürt bölgesi kurulacağını’ yazdı, söyledi.
 
Buna rağmen Türkiye, Suriye’yi parçalanmaya götüren savaşta en etkin rol alan ülke oldu.
 
Barzani için söylediklerinin bir benzerini şimdi de Suriye’deki PYD için söylemeye başladılar: “Kabul edemeyiz, asla izin vermeyiz, göz açtırmayız.”
 
Bu tehditlerin hiçbir anlamının da karşılığının da olmadığını biliyoruz.
 
Hem Suriye’yi parçalamaya götürecek bir politika izleyip hem de bu parçalanma neticesinde ortaya çıkacak Kürt oluşumuna düşmanlık etmek…
 
Hakikaten izaha muhtaç bir durum.
 
İktidar mensupları ve kimi ulusalcılar şöyle diyorlar: “Dünya sisteminin amacı bu bölgede büyük Kürdistan kurmak. Bu nedenle önce Irak’ı parçaladılar. Sonra Suriye’yi. Sırada İran ve Türkiye var.”
 
Irak’ı parçalanmaya götüren işgale destek olan, Suriye’nin parçalanmasında aktif rol alan, Suudi Arabistan ve İsrail ile bir olup İran aleyhine politika yürüten Türkiye, bir taraftan da “Dünya sistemi büyük Kürdistan kurmak istiyor sırada Türkiye var” diye sızlanıyor.
 
Söz ile politika arasındaki bu zıtlığı neyle açıklayacağız?
 
Eğer dünya sisteminin amacı bu ülkeleri parçalayıp oradan bir Kürdistan çıkarmaksa Türkiye olarak siz niye onlarla beraber onların işlerini kolaylaştırıyorsunuz?
 
Bunu öngörüsüzlükle, sığlıkla, yanlış politikayla açıklayamayız.
 
İktidarlar değişiyor ama öngörüsüzlük, ülke yararına politika oluşturamama kalıcı oluyor öyle mi?
 
Akıl alır gibi değil.
 
Bütün bunları şunun için anlattım: Barzani’ye yaptıklarının bir benzerini şimdi PYD’ye yapıyorlar.
 
Sabah akşam topluma PYD-YPG düşmanlığı, bunun üzerinden de Kürt düşmanlığı pompalıyorlar.
 
Tıpkı Barzani’de olduğu gibi “Yaptırmayız, izin vermeyiz, yakarız yıkarız” gibi kuru tehditler savuruyorlar.
 
Fakat gidişat değişmiyor. Değişmediğini Irak Kürdistanı kurulurken gördük.
 
İnsan sormadan edemiyor: Hakikaten bu ülkeyi yönetenlerin gerçek amacı ne?
 
Hem “Dünya sistemi bu dört ülkeyi parçalamak ve bir Kürdistan kurmak istiyor” deyip hem de bu parçalama faaliyetlerine niçin ortak oluyorsunuz?
 
Tehdit ettiniz, “Kabul edemeyiz” dediniz ama sonunda Kürdistan kuruldu.
 
Onca tehditten, hakaretten, meydan okumadan sonra Barzani ile dostluk geliştirdiniz. Bana göre doğru olan da bu.
 
Çünkü düşmanlıkla, kuru tehditle bir yere varamıyoruz. Varamadık da. Buna rağmen benzer bir politikayı PYD YPG’ye niçin uyguluyoruz?
 
Bu sefer niçin düşmanlık üzerinden değil de diyalog üzerinden barışçı bir politikayla sorunu çözmeyi denemiyorsunuz?
 
Üstelik Amerikalı, Fransız, Rus gelip burnumuzun dibinde bizim vatandaşlarımızın akrabası Suriyeli Kürtlerle dostluk kuruyor da siz kuramıyorsunuz. Olacak şey mi bu?
 
“Ama YPG PKK’nın bir kolu, o yüzden onlarla yakınlık kuramayız” diyorsunuz
 
PYD lideri Salih Müslim’i Ankara’da ağırlarken, TV’lere çıkarıp görüşüne başvururken PKK ile ilişkisini bilmiyor muydunuz?
 
Ya da Süleyman Şah Türbesi’ni taşımak için YPG’den yardım alırken, YPG’nin PKK’nın bir kolu olduğunu bilmiyor muydunuz?
 
PYD lideri Salih Müslim senin ülkende senin üniversitende okumuş. Bunu ülke yararına bir avantaja çevireceğine kendi elinizle ABD’nin, Rusya’nın yanına itiyorsunuz.
 
Üstelik bunu da ülke yararına bir politika olarak sunuyorsunuz.
 
Diğer taraftan Kürtlerin devlet olması bir düşmanlık nedeniyse Barzani ile niye dost oldunuz?
 
Barzani ile dost olduysanız YPG’ye niye düşman muamelesi çekiyorsunuz?
 
Hem dünya sisteminin Kürtler üzerinden yürüttüğü bölücü politikaların varlığından bahsedip hem de kendi Kürtlerinle oturup konuşup birliği bütünlüğü sağlamlaştırıcı politikalar yürütmüyorsunuz.
 
Parti programında ‘Kürdistan’ diyen HÜDA Par’a referandumda ‘Evet’ dediği için teşekkür ederken HDP’yi düşman ilan ediyorsunuz.
 
Niçin? Buradaki kriter ne?
 
İktidarlar değişiyor ama politikalardaki Türkiye aleyhine çelişkiler, zıtlıklar değişmiyor.
 
Sanırım iktidarların öncelikleri ülkeyi korumak, yüceltmek değil kendi iktidarlarını korumak olunca bu tür zıtlıklar, çelişkiler de kaçınılmaz oluyor.
 
Bunun başka bir izahı var mı?
 
Komplo teorilerine inanıyorsanız “Var” dediğinizi duyar gibiyim.
.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.09.2020
Ülkede oluşan enkazı kim, nasıl kaldıracak?
16.09.2020
Dış politikada Erdoğan’ın yanında mı durmalıyız?
15.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
13.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’nin iktidar çevrelerinde başlattığı kavga ne anlama geliyor?
14.07.2020
Ayasofya İslamcılar için neden önemli ve muhalefetin vahim yanılgısı ne?
13.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
24.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
1.05.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
21.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
25.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive