Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’


17.7.2017 - Bu Yazı 1533 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde, “Parti teşkilatlarında metal yorgunluğu var”diyerek ‘partide değişme gideceğini’ söyledi.

AK Parti yöneticilerine ve teşkilat mensuplarına, tıkanıklığın metal yorgunluğu değil, gerçekte ne olduğunu kendimce anlatmak istiyorum.

Partiler ülkedeki sorunları çözmek için görüş birliği içinde olan insanların bir araya gelmesiyle oluşan organizasyonlardır.

Siz de, ilk başlarda bu amaçla yola çıktınız.

Ülkeye hizmet etmek, sorunları çözmek için heyecanınız, azminiz vardı.

İlk yıllarda bazı eksikliklerinize rağmen gayet iyi işler yaptınız. Ülkede birçok şeyi değiştirdiniz.

Yaptığınız iyi işler neticesinde hem yurt dışından hem de içeriden takdir topladınız.

Güçlendikçe bir sanıya kapıldınız: Biz çok akıllıyız, en iyisi biziz, bu ülkeyi en çok biz seviyoruz bu nedenle kimsenin aklına ihtiyacımız yok.

Bu duyguya kapıldığınız için kendinizden başka kimsenin önerisine, eleştirisine kulak asmaz oldunuz.

Kendinizi sadece dışarıdan gelen önerilere kapatmakla kalmayıp Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi ilk başlarda sizinle beraber olan bütün yol arkadaşlarınızı da sattınız.

Tek bir kişinin sözünün, fikrinin, yaklaşımının belirleyici olduğu ‘lider egemen’ bir yapıya dönüştünüz.

Eskiden ülke diye bir derdiniz varken, giderek tek bir kişinin iktidarını korumak, kollamak, sürdürmek tek amaç haline geldi.

Kendi içinde ortak akılla politika üretmesi gereken parti, tek bir liderin etrafından toplanan askerlerden oluşan bir birliğe dönüştü.

Askerin görüşü olmaz. Askerin fikri olmaz. Sorusu, eleştirisi, önerisi olmaz. Asker söyleneni yapar. Çünkü her şeye o lider karar verir.

Birer asker olarak görüldüğünüz için artık fikir beyan edemiyorsunuz, itiraz edemiyorsunuz. Bu da sizi büyük bir gönülsüzlüğe itiyor.

Demem o ki  liderden başka hiç kimsenin sözünün, görüşünün, varlığının kıymeti olmayan bu tür yapılarda heyecan da kalmaz. Daha iyisini yapma azmi olmaz. Kişisel çıkar belirleyici tek faktör olur.

Kabul edin ki eskidiniz. Yarattığınız Türkiye’nin gerisinde kaldınız. Partiniz, yani siz, ‘Yeni Türkiye’nin eski bir unsurusunuz artık.

Ülke sorunlarına dair söyleyecek tek bir sözünüz yok.

Dahası geçirdiğiniz değişimle sorun üreten bir yapıya dönüştünüz.

Hayır, “Sözümüz var” diyorsanız buyurun söyleyin, ne söylüyorsunuz?

Sizin gibi düşünmeyenlere, sizden olmayanlara ‘terörist’, ‘vatan haini’ demekten başka hangi sözü söylüyorsunuz?

Herkesle kavga ederek, herkesi tehdit ederek, bütün dünyayla ağız dalaşına girerek bu topluma, bu ülkeye nasıl bir yaşam vaat ediyorsunuz?  İç barışı niye sağlayamıyorsunuz? Adaleti niye tesis edemiyorsunuz?

Mesele sadece yol ve köprü yapmak mı?

Kaldı ki onların bile nasıl yapıldığı ortada.

Elinizde sermaye olarak yalnızca din kaldı.

İnancı istismar etmekten, şehit cenazesinde okuduğunuz Kur’an videoları paylaşmaktan, umre pozları yaymaktan, dini bir amaç için mücadele ediyormuşsunuz gibi sahte bir görüntü vermekten başka neyiniz kaldı?

Din elinizden alındığında ne kalıyor elinizde bir bakın.

Eğitim çöküyor. Ekonomi can çekişiyor. İç barış ağır yara almış. Dış politika bütünüyle iflas etmiş, aramızın iyi olduğu tek bir devlet kalmamış.

Son dönemde kalabalıklarla poz vermekten, “Biz çok kalabalığız”, “Biz çok büyüğüz”, “Biz çok güçlüyüz”demekten, devletin gücüne yaslanmaktan başka neyiniz kaldı?

Farkında mısınız bilmiyorum ama artık sorunları çözerek, insanların gönlünü kazanarak değil, onları korkutarak var olmaya çalışıyorsunuz.

Bütün bunlara rağmen diyelim ki teşkilatlarda yeniliğe gittiniz.

‘Terörist’ dediğiniz, aşağıladığınız, vatan haini gözüyle baktığınız insanlara ne diyecek, onları neye, nasıl davet edeceksiniz?

Bu açmazın siz de farkındasınız.

Diğer taraftan size verilen tek görev, iktidarı korumak.

Kaybetme korkunuz sizi, bizi hepimizi büyük bir yıkıma götürüyor.

Kaybetmeyi göze alamadığınız için serinkanlı ve hakkaniyetli davranamıyorsunuz. Bu sebeple kazanmanız da giderek imkansızlaşıyor. Çünkü kaybetme ihtimalinin yarattığı korku sağlıklı düşünmenizi, sağlıklı hareket etmenizi engelliyor.

Bu koşullarda ne yazık ki vicdanınızı da kaybettiniz.

İktidarınızda insanlara büyük haksızlıklar yapılıyor. İnsanlar açlığa mahkum ediliyor. Ölüyor, öldürülüyor. Ama size askerlik misyonu biçildiği için tek bir itiraz, tek bir eleştiri getiremiyorsunuz. Getirdiğinizde de kendinizi kapının önünde buluyorsunuz.

Çünkü o tür yapılarda tek bir kişiden başka herkes hiçtir.

Durumun vahametini siz de görüyorsunuz. Her ne kadar açıktan söylemeseniz de bunu biliyorum.

İşte bunun yarattığı bir durgunluk, bir heyecansızlık var.

Sizi bu hale getirenler buna ‘metal yorgunluğu’ diyor.

Bu esasında metal yorgunluğu değil, bir çürümedir, işlevini yitirmektir.

Demem o ki parti içinde bile ortak aklı bir kenara bırakmış, amacından sapmış, vicdanını yitirmiş bir organizasyona başka isimlerin gelmesi durumu değiştirmeyecek.

Bütün umudunu, iradesini tek bir kişiye teslim etmiş, tek amacı o kişiyi korumak olan bu tür yapılara artık parti denmiyor.

Bu yazıdaki amacım suçlamak değil, bir fotoğraf çekmek.

Belki bakmak istersiniz diye çektim o fotoğrafı.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
24.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
1.05.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
21.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
25.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive