Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?


24.7.2017 - Bu Yazı 1449 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ülkemizde geçmişten beri ideolojik tarafgirliğe dayalı bir siyasi anlayış var.

Bu anlayışa göre “ötekine” asla kıymet verilmiyor.

Bir insanın uzmanlığı, yetkinliği, tecrübesi, bilgisi, başarısı… Hiç önemli değil.

“Bizden mi, değil mi?” önemli olan bu.

Mesela ne kadar liyakat sahibi olursan ol ülkücü olmazsan MHP’de kabul görmüyorsun. Atatürkçü, Alevi olmazsan CHP’de yer bulamıyorsun. Dindar olmazsan AK Parti’de yerin olmuyor. Kürt hareketine mesafeli durursan HDP’de etkin olamıyorsun.

Çünkü partiler sorunların çözümüne dair görüş birliği içinde olanların değil, kimlik, inanç, mezhep yakınlığı olanların kümelendiği yerler haline geldi.

Bu anlayış değişmeden yeni partiler kurmak, zorunlu ittifaklar yapmak, birbirinin görüşüne, düşüncesine değer veren değil, tahammül eden siyasi birliktelikler oluşturmak bizi bir yere taşımıyor.

Sadece ülkede değil, siyasi çevrelerde de demokrasi sorunu var.

Gerçek demokratlar değil, mecburiyetten, yani mağduriyetten demokrat olanlar demokrasi mücadelesi verdiklerini iddia ediyorlar, haliyle toplum da inanmıyor.

Erdoğan’ın yarattığı mağduriyetler nedeniyle Erdoğan karşıtı olmak ortak paydasında bir araya gelmek…

Sorunları çözümü için yeterli değil. Anlamlı da değil.

Böyle zorunlu birliktelikler günü kurtarmaktan başka bir işe yaramaz.

Ülke sorunları ile alakalı kim ne söylüyor? Ne vaat ediyor? Nasıl bir Türkiye hayal ediyor? Erdoğan’a niçin karşı? Onun yaptığı neyi yapmayacak, onun yapmadığı neyi, nasıl yapacak?…

“Erdoğan çok kötü, biz iyiyiz” demek yetmiyor.

Netliğe ihtiyaç var.

Fikirleri açıkça söylemeye, üzerinde tartışmaya ihtiyacımız var.

Kendi partilerinde kimlik, mezhep, inanç, ideoloji siyaseti yapmaktan kaçınmayanların “Türkiye’de inanç, kimlik siyaseti yapmayacağız” demesi topluma inandırıcı gelmiyor.

Herkes kendi mahallesinde, kendine yakın insanlarla bir yapı kurup farklı inançtaki, farklı mezhepteki, kimlikteki insanlara tahammül etmeyi onlara hoşgörülü olmayı, onlardan numunelik bir iki kişiyi aralarına katmayı demokratlık sanıyor.

Burada yaşayan herkes eşit, herkes özgür, herkes istediği gibi yaşamalı.

Tahammül, hoşgörü güçlünün zayıfa gösterdiği davranış şeklidir.

Kimse bir başkasından üstün değil.

O nedenle kimsenin kimseye tahammül etmesi, hoşgörü göstermesi gerekmiyor.

Demokratlık saygılı olmayı gerektirir.

Tekrar edeyim: İktidara “İnanç siyaseti yapma” demek yetmez. Bunu diyenlerin kendi partilerinde de kimlik, mezhep, ideoloji siyaseti yapmaktan vazgeçmeleri gerekiyor.

Partisini ülkücülerin, milliyetçilerin partisi yapan başkasının Kürt partisi olmasına kızıyor. Partisini Kürtlerin partisi yapan bir başkasının ülkücülerin partisi olmasına kızıyor.

Partisini Alevilerin partisi yapan ötekinin, dindarların partisi olmasına kızıyor.

Sen ülkücülerle birlik olursan ötekine “Niye Kürt partisi oldun?” sorusunu sorma hakkın kalmıyor.

Sen dindarlardan başka kimseye değer vermezsen ötekine “Sen niye Atatürkçülük yapıyorsun” deme hakkın kalmıyor.

O dindarlardan başka kimseye kıymet vermiyor diye sen Alevilerle birlik kurarsan sorunu çözmüş olmuyor tam tersine onun değirmenine su taşımış oluyorsun.

Öncelikle bu siyasi anlayışın değişmesi gerekiyor.

Yoksa bu girdaptan çıkamayız.

Yıllardır sürdürülen kimlik, mezhep, inanç siyasetinin ülke olarak çok büyük zararlarını gördük.

Çünkü herkes kendinden olana değer verdiği için farklı kesimlerdeki yetişmiş, işinin ehli insanları görmezden geliyor.

Liyakati değil kimliği, inancı, ideolojiyi esas alan siyaset anlayış işini iyi yaparak var olmaya çalışan insanları dışlayan ve harcayan bir mekanizmaya dönüştü.

Her dönemde iktidara gelen partiden farklı mezhepte, farklı kimlikte olduğu için kıymet verilmeyen, heba edilen böyle milyonlar var.

Demem o ki toplum sizin partilerinize baktığında nasıl bir Türkiye inşa edeceğiniz konusunda bir kanaat sahibi oluyor.

Kendinden olanlarla bir araya gelenlerin kurduğu partilerin Türkiye’sinde farklı inanca, veyahut kimliğe mensup biri olarak kendine yer olmayacağını görüyor.

“Eşitlik”, “özgürlük”, “demokrasi” diyorsanız bu değerleri önce kendi içinizde, partinizde tesis etmelisiniz.

Türkiye’nin lidere değil, yetkin, bilgili, eğitimli, demokrat insanlardan oluşan bir kadroya ihtiyacı var.

Kimsenin kimliğine, inancına, giyimine, yaşamına bakmadan her kesimden bilgili, tecrübeli, insanları bir amaç için bir araya toplayacak bir sözcüye, temsilciye ihtiyaç var.

Türkiye’nin yeni bir partiye değil yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç var.

Kimlik, inanç, ideoloji öncelikli değil herkes için yaşanabilir bir ülke inşa etmeyi tek öncelik olarak gören bir anlayışa.

Kafasında “öteki” olmayan “biz” dediğinde toplumun bütününe o duyguyu hissettirecek bir kadroya.

Eski siyasi alışkanlıklarla yeni parti kurmak, “Ben Erdoğan gibi yapmayacağım” demek, bu siyasi anlayıştaki partilere yeni lider bulmak… Sorunları çözmeye yetmez.

Eski alışkanlıklarla kurulan siyasi partiler toplumun bütününe güven vermez.

Bütün kesimleri içinde barındırmayan, bir kesimi memnun edecek bir parti ile de bu devasa sorunlar çözülemez.

Güç birliğine ihtiyaç var.

Bunun için de yeni bir siyasi anlayışa ihtiyaç var.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
24.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
1.05.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
21.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
25.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive