Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet


12.9.2017 - Bu Yazı 1053 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin ekonomi eski bakanlarından Zafer Çağlayan ve bir grup eski bakanın adı büyük bir rüşvet olayına karışmıştı.

Normal bir hukuk devletinde onca belgenin, ses kaydının ortalığa saçılmasıyla yolsuzluk yaptığı, rüşvet aldığı görülen insanlar yargı önünde hesap verir, eğer suçlu bulunurlarsa cezalarını çekerler.

Fakat iktidar, Meclis’te yaptığı ayak oyunlarıyla bu insanları yargıdan kaçırdı. Kendi arkadaşlarını kurtarmak için hukuku askıya aldı.

İktidar şöyle düşünüyordu: Güç bende, hukuku hiçe sayma pahasına da olsa bu yargılanmayı engelleyebilirim.

Ve öyle de yaptı. Böylece sorunu çözdüğünü düşünüyordu.

Fakat öyle olmadı. İşler daha da sarpa sarmaya başladı.

Yolsuzluk yapanın, rüşvet alanın cezasız kalmasını elbette kabul edemeyiz. Bu insanlar elbette yargılanmalıydı, yargılanmalılar.

Fakat ABD’nin devreye girmesi Türkiye’nin ekonomi bakanı ve en büyük devlet bankası yöneticisi hakkında tutuklama kararı vermesi çok başka bir şey.

Orada yargılanan artık Zafer Çağlayan değil, Türkiye.

Çünkü Türkiye’nin bir bakanının hakkında başka bir ülkede tutuklama kararı verilmesi demek Türkiye’nin bir hukuku yok demek, Türkiye devleti suç işliyor demek, kendi sorunlarını çözemiyor demek; Türkiye normal bir ülke, normal bir devlet değil demek.

Türkiye giderek dünyadan dışlanıyor, yalnızlaşıyor. Bu gidişatı hızlandıracak adımlara, gelişmelere umut bağlamak, buradan ‘İktidarın sonu geliyor’ düşüncesiyle kurtuluş umudu beslemek…

İktidarın yanlışları yüzünden Türkiye dünyada yalnızlaştığında, dışlandığında, ‘haydut devlet’ muamelesi gördüğünde bundan sadece iktidar, değil hepimiz zarar görürüz.

‘Haydut devlet’ muamelesi görmekten utanç duymalıyız.

ABD’nin bu adımını bir kurtuluş olarak göremeyiz. Çünkü hukuk ithal edilmez.

İktidara öfkemiz yüzünden ülkemizi gözden çıkaramayız.

Çünkü Türkiye kaybederken hiçbirimiz kazanamayız. Türkiye’yi yıkıma sürükleyecek gelişmelerden hepimiz etkileniriz.

Kendi sorunumuzu çözemediğimiz için başkalarının devreye girmesinden medet umamayız. Dışarıdan gelecek, hepimizi etkileyecek bir cezaya bel bağlayamayız.

Zafer Çağlayan ve Halk Bankası’nın eski genel müdürü Süleyman Aslan hakkında ABD’de mahkemenin tutuklama kararı vermesine kimi muhaliflerin yaklaşımını gerçekten anlamıyorum.

Mesele artık Zafer Çağlayan ya da iktidar değil,  mesele Türkiye.

Anlıyor muyuz?

İktidarın yanlışlarından, hatalarından dolayı Türkiye dünyada akıl almaz bir noktaya sürükleniyor.

Bakanları, banka yöneticileri hakkında tutuklama kararı çıkarılıyor.

İktidar hukuku yok ederek, kritik yanlışlar yaparak Türkiye’ye zarar verdi. Tamam! Ama bu zararı kendi içimizde tamir etmenin yolunu bulmalıyız.

Bizi daha da büyük bir yıkıma götürecek, dışarıdan gelen müdahalelere bel bağlayamayız.

Şöyle düşünün: Biz bir aileyiz. Aile fertlerinden biri hata yapıyor. Kendi içimizde o hatayı telafi edemediğimiz için dışarıdan biri o kişiyi bahane ederek bütün aileyi töhmet altında bırakan müdahalede bulunuyor.

Buna “Evet, iyi oldu” diyebilir miyiz?

Kaldı ki ABD, Zafer Çağlayan ve diğerleri için rüşvet iddiaları yüzünden dava açmış değil.

İran’a ambargo uygulandığı dönemde Türkiye, Irak ve Suriye’den sonra yeni bir komşu ülkeyle ekonomik durgunluğu kaldıramayacağını söylemişti.

İran’a ambargo koyan BM de Türkiye’nin bu durumunu dikkate alarak ‘özel şartlar’ çerçevesinde Türkiye’ye bazı kolaylıklar sağladı.

Görünen o ki iktidar, bu ‘özel şartlar’ı özensiz, dikkatsiz bir şekilde kullandı. Yani kendince Türkiye’nin ekonomisinin daha fazla zarar görmemesi için ambargo altındaki İran ile ekonomik alanda bazı işlere kalkıştı.

Şimdi ABD “Sen, bizim finans sistemimizi hukuka aykırı bir şekilde kullanarak ambargoyu deldin” diyerek Türkiye’ye bir ceza vermeye çalışıyor.

Tekrar edeyim: Görünürde yargılanan eski ekonomi bakanı ve bir devlet bankası müdürü ama ceza verilecek olan, suçlanan Türkiye. Yani hepimiz.

İktidarın yaptığı yanlışın bedelini hepimiz ödemek durumunda kalıyoruz.

Türkiye’ye bir ceza kesilmeye çalışılıyor. Muhtemel ki o cezadan dolayı Türkiye’ye bir ambargo uygulama hesapları var.

Bizi bu duruma düşürdüğü için içeride iktidara kızabiliriz. Eleştirebiliriz. Yerden yere vurabiliriz. Fakat dışarıdan gelen bu tür müdahalelerden ancak endişe duyarız. Böyle bir duruma düştüğümüz için üzülürüz. Sevinmek de neyin nesi?

İktidarla Türkiye’yi birbirinden ayırmamız gerekiyor.

İktidara rağmen Türkiye’ye sahip çıkmamız gerekiyor. Bizi daha büyük bir yıkıma sürükleyecek gelişmelerden ülkemizi korumanın yollarını bulmalıyız.

Böyle yaptığımızda iktidarın değil Türkiye’nin yanında durmuş oluyoruz.

Çünkü Erdoğan ya da  Zafer Çağlayan, Türkiye demek değil.

Türkiye hepimizin.

Türkiye’nin başına bir iş geldiğinde sadece iktidar değil hepimiz bir bedel öderiz.

Irak’ta, Suriye’de, Libya’da olanlardan hiç mi ders alınmıyor?

Gerçekten hayretler içindeyim.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive