Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Bu onursuzluk hepimizin


26.12.2017 - Bu Yazı 1368 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İBB Zabıta daire başkanının dövdüğü zabıta olayının videosunu izlemişsinizdir.

İzlemediyseniz kısaca özetleyeyim.

İnsanlıktan nasibini almamış Zabıta baire başkanı sokak ortasında genç bir zabıta personelini tokatlıyor.

Yediği dayağın utancından olacak ki, zabıta personeli sonunda düşüp bayılıyor.

Bunun üzerine o Zabıta daire başkanı görevden alındı.

Dayağa maruz kalan zabıta personeli Kenan Fidan “Her şey ortada. Daha fazla konuşmama gerek yok, büyüklerimiz ne emrederse onu yapıyorum” diye bir açıklama yapmış.

Belli ki çok korkmuş. Belli ki işini kaybetme endişesiyle olayın büyütülmesini istemiyor.

Bu açıklama üzerine sosyal medyada Kenan Fidan’a, “Vay sen nasıl, hâlâ büyüklerimiz ne emrederse onu yaparım dersin. Nasıl bu kadar onursuz oluyorsun? Zaten memleket bu tür onursuzlar yüzünden bu halde” diyerek akıl almaz bir linç kampanyası başlatıldı.

Tek derdi ertesi gün evine bir lokma ekmek götürmek olan bu tür insanlar üzerinden onur haysiyet gösterisine kalkışmak hakikaten çok yakışıksız bir durum.

Mesele Kenan Fidan meselesi değil.

Ülkenin içinde bulunduğu durumun nedeni tam da bu.

Yani kendine bakmadan suçu hep başkasında görme hastalığı.

Ülkede yaşanan bütün olumsuzlukların sorumluluğunu evine ekmek götürmek için bu vicdansızlığa, bu insanlıktan nasibini almamış anlayışa katlanan insanların üzerine yıkma aymazlığı.

‘Onursuz insanlar’ böyle. Peki bu ülkenin onurlu görülen, sayılan insanları ne halde?

Bunca olup bitene rağmen onlar ne yapıyorlar?

Ülke bir kişinin iki dudağı arasına teslim olmuş.

Haksızlıklar, hukuksuzluklar ayyuka çıkmış.

Yargı, Meclis, anayasa neredeyse bütünüyle devre dışı bırakılmış.

KHK’larla ülkeye her gün yeni bir darbe yapılıyor.

Toplumu derinden etkileyen hukuksuz, kuralsız, kanunsuz kararlar alınıyor.

Mesela son çıkan KHK’da şöyle bir madde var: “Resmi bir sıfat taşıyıp, taşımadıklarına veya resmi bir görev yerine getirip, getirmediklerine bakılmaksızın darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket edenlere cezai sorumsuzluk…”

Korkunç bir madde.  İktidar, kural, hukuk tanımayan insanlara alenen hukuki meşruiyet tanıyor.

“Devamı niteliğindeki” diyerek iktidara yapılacak bütün itirazlara kaba kuvvetle karşılık vermeyi meşrulaştırıyor. İnsanları birbirinin hakkından gelmeye cesaretlendiriyor. Vurmayı, kırmayı, öldürmeyi yani şiddeti teşvik ediyor.  

Peki bütün bunlar olurken ülkedeki ‘onurlu insanlar’ ne yapıyorlar?

Tweet atıp vicdan rahatlatıyorlar.

Kınamaktan, eleştirmekten, bağırmaktan, yakınmaktan başka hangimiz ne yapabiliyoruz ki bir lokma ekmeğini kaybetmemek için bu vicdansızlıklara tepki gösteremeyen Kenan Fidan gibilerden daha büyük bir kahramanlık gösterisi bekliyoruz?

Kaldı ki böyle bir dönemde eleştirmek, kınamak, olup bitene itiraz etmek bile bir şey. Bütünüyle değersizdir demiyorum.

Fakat iktidara tek bir itiraz cümlesi kuramamış, bırakın cümle kurmayı iktidarı eleştiren bir yazıyı, bir sözü paylaşmaktan korkan kimselerin Kenan Fidan gibilere onur haysiyet dersi vermesi, makarna, kömür edebiyatı yapması hakikaten utanç verici bir durum.

Bu ülkede milyar dolarlık işadamları korkuya teslim olmuş.

Yargı mensupları teslim olmuş.

Bürokrasi teslim olmuş.

Medya patronları teslim olmuş.

Kimi sanatçı, akademisyen, kanaat önderi Saray’a gitmek, ülkedeki birçok haksızlığın, hukuksuzluğun uygulayıcısı  cumhurbaşkanıyla poz vermek için can atarken gariban insanların ekmeğini, işini koruma çabasını onursuzluk görmek utanç verici bir durum.

Ekmeği için toplumu uyuşturan saçma sapan dizilerde rol alan sanatçılar, işini yürütmek için Erdoğan’ın önünde el pençe duran işadamları, konuları magazinleştirip iktidarla arayı düzeltmeye çalışan yazarlar onurlu ama ekmeği için bu vicdansızlığa ses çıkaramayan garibanlar onursuz öyle mi?

Ülke olarak hepimiz iktidardan, Erdoğan’dan hatta onun tetikçilerinden sabah akşam dayak yiyoruz.

Peki ne yapıyoruz bunun karşılığında? Hangi onurlu duruşu gösterdik?

Yakınmaktan, eleştirmekten başka ne yaptık? Ne yapıyoruz?

Kim hangi riski aldı? Hangi fedakarlığı gösterdi? Bu girdaptan çıkış yolu yaratmak için kimler çıkarlarından, kazanımlarından vazgeçti?

Bir partide milletvekili olayım, garantili bir makam kapayım, gazetedeki köşemi, TV’deki programımı koruyayım veyahut sert muhalif görünmeyeyim, aman iktidarla ters düşen sanatçı olmayayım, ihalelerden dışlanan, iktidarın sevmediği iş adamı olmayayım, ülkede yargı yok ama olsun yine de ben yargıçlığımı, savcılığımı kaybetmeyeyim endişesiyle bütün olup biteni sineye çekenler halktan risk alıp iktidara ağzının payını vermesini bekliyorlar.

Sadece bekleseler de iyi. Bir de utanmadan bu riski niye almadı diye halka hakaret edip onları onursuzlukla suçluyorlar.

Ülkede bütün bunlar olurken kim rahatından, konforundan en küçük bir taviz verdi ki tek derdi ekmek götürmek olan insanlar da versinler?

İktidarı eleştirenlerle görüşmeye korkuyor. Bir iktidar eleştirisi yazıyı paylaşmaya çekiniyor.

Veyahut ağzını açıp iktidara iki cümle edemiyor, konforundan en küçük bir taviz vermiyor.

Bir çıkış yolu yaratmak için en küçük bir riske girmiyor ama sorsan çok onurlu bir insan.

İnanç, mezhep, ideoloji birlikteliği içinde kendinden olanın hatalarını görmezden gelip hep karşı tarafı eleştirmek, karşı tarafa okkalı laflar söylemek onurlu olmak değil korkaklıktır.

Çünkü ‘öteki’ni kınamak en kolayı ve cesaret gerektirmeyen bir iştir.

Mesele sadece farklı konumdaki insanların durumu değil.

Siyasetin, siyasetçilerin durumu çok mu parlak?

Bunca olay olurken, yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma ayyuka çıkmışken, ülke artık yönetilemiyorken, KHK’larla her sabah yeni bir darbe yapılırken muhalefet ne yapıyor?

“Bunca kötülüğe, yolsuzluğa, yanlışa, haksızlığa rağmen çoğunluk neden hâlâ bize değil de iktidar partisine oy veriyor”sorusunu sormayan, bunun için bir çözüm aramayan, bahaneler üreten, her şey normalmiş, siyaset normal seyrinde devam ediyormuş gibi sahici bir risk almadan muhalefetçilik  oynayan partiler çok mu onurlu?

Kendi partisinin çapsızlığını, yetersizliğini, çaresizliğini, beceriksizliğini sorgulamayıp ‘Bu toplum adam olmaz’kolaycılığıyla suçu başkasının üzerine atmak, yani onurlu duruşu başkasından beklemek, kurtarıcılık görevini toplumun en yoksul insanlarının sırtına yüklemek sorumluluktan kaçmaktır. Aymazlıktır. Korkaklıktır.

Kenan Fidan gibilerin neden böyle davrandıklarını anlamak gerekiyor.

Bir lokma ekmeğini, işini kaybetmemek, onu korumaya çalışmak onursuzluk değil  insani bir davranıştır.

Koca bir ülke korkuya teslim olmuşken bu tür insanlara ‘korkaklar’, ‘onursuzlar’ diye hakaret etmek, aşağılamak, onursuzlukla suçlamak hakikaten ayıp bir şey.

Demek istediğim şu: Bir toplumda insanlar bir tutum, bir tavır belirlerken o toplumda bir adım öne çıkmış kimselerin tutum ve davranışlarından etkilenirler. Çünkü onların ne yaptığına, nasıl davrandığına bakarlar.

Yani sanatçısı, işadamı, yazarı, medya patronu, yargı mensubu, aydını, kanaat önderi siyasetçisi nasıl davranıyorsa toplumla da öyle davranır.

Üstelik esas sorumluluk yoksullukla boğuşan, yarın çocuğuma nasıl ekmek götürürüm endişesiyle yaşam sürenlerde değil, konumu gereği toplumda bir adım önde olanlardadır.

Cesaretleriyle, bilgece tavırlarıyla, akla dayalı söz ve davranışlarla topluma yön vermesi gerekenler toplumun en yoksul, en gariban insanlarından medet umar hale gelmişler.

Bunu da onurlu davranış sanıyorlar.

Bir onursuzluk varsa o hepimizin onursuzluğu.

Bir korkaklık varsa o hepimizin korkaklığı.

Ülkede utanç duyulacak bir durum varsa o utanç hepimizin utancı.

Kenan Fidan gibilere onursuz diyenler esasında kendi onursuzluklarının, korkaklıklarının üstünü örtmeye çalışıyorlar.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.06.2020
Erdoğan’ın muhalefete kurduğu büyük ‘tuzak’!
24.05.2020
Finlandiya modeli Türkiye’nin derdine çare olmaz mı?
1.05.2020
Babacan, Davutoğlu, Karamollaoğlu ve laiklik
21.04.2020
Fütursuz iktidar, hesaplı muhalefet
25.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive