Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

İsyan!


13.2.2018 - Bu Yazı 1165 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yazı yazayım diyorum fakat yazamıyorum. Yazma işini bütünüyle bırakayım diyorum fakat bırakamıyorum.

Korkunç bir çaresizlik hissediyorum.

Yazamıyorum çünkü her gün çocukların toprağa verildiği bir savaş ortamındayız.

Hal böyleyken ne yazayım, ne söyleyeyim?

Ülkenin onlarca sorunu var, çözüm bulmak için hiçbirini konuşamıyoruz.

Eğitim bütünüyle çökmüş, konuşamıyoruz. Hukuk bütünüyle askıya alınmış, Türkiye dünya hukuk devleti sıralamasında sondan bilmem kaçıncı olmuş, konuşamıyoruz.

Akademisyenler teker teker işten atılıyor üniversiteler neredeyse eğitim veremez hale gelmiş, konuşamıyoruz.

OHAL, Türkiye’yi kemiren, eriten bir aygıta dönüşmüş, konuşamıyoruz.

Yoksulluk almış başını gidiyor her gün bir şehirde bir vatandaş “Geçinemiyorum” diyerek kendini yakıyor, kimsenin umurunda değil.

İstanbul’da faturasını ödeyemediği için bir milyon ailenin elektriği, suyu doğalgazı kesilmiş, yoksullukla boğuşuyor, konuşamıyoruz.

Ülkede siyasetin beslediği kutuplaşma her geçen gün daha da artıyor bunu nasıl azaltacağımız üzerinde konuşamıyoruz.

Siyasetçilerin toplumu ayrıştırtması yetmiyormuş gibi iktidar şimdi de kurumları ayrıştırmaya çalışıyor.

Savaşa karşı çıkan, “Bu işler savaşla olmaz” diyen Türk Tabipler Birliği’nin başındaki ‘Türk’, yönetimini ele geçiremediği Türkiye Barolar Birliği’nin başındaki ‘Türkiye’ kelimelerini kaldırmaya çalışarak bölünmeyi kurumlar üzerinden kalıcı hale getirmeye çalışıyor.

Buna bile “Sen ne yapıyorsun arkadaş? Kurumları niye bölüyorsun. Böyle yaparsan yarın Alevilerin, solcuların, Atatürkçülerin, sağcıların, dindarların kurumları oluşacak. Toplumdaki bölünmeyi daha da kurumsal hale getirmekten ne çıkarın var?” sorusunu soramıyoruz.

Yüzbinlerce insan KHK’larla açlığa, yokluğa mahkum edilmiş; bu adaletsizliği, bu vicdansızlığı konuşamıyoruz.

Dünya Mars’a araba gönderiyor. Bilimde, sanatta, teknolojide almış başını gidiyor.

Bütün bu geri kalmışlığın ülkemizi dünyadan bütünüyle koparacağı ortada, buradaki ilgisizliği konuşamıyoruz.

Her gün ülkenin yetişmiş, iyi eğitim almış insanları oluk oluk ülkeyi terk ediyor. Korkunç bir beyin göçü var. “Yarınımız ne olacak?” deyip bu göçe bir çare aramıyoruz.

Üniversite bitiren gençler artık iş bulamıyorlar. İşsizlik almış başını gidiyor.

Bunun neden olacağı yıkımları konuşamıyoruz.

Yani Türkiye’nin gerçek hiçbir derdini, sorununu konuşamıyoruz, tartışamıyoruz.

Bırakın konuşmayı soru bile soramıyoruz.

Sorsak bile cevap verecek bir iktidar yok.

İktidar kendi bildiğini okuyor. Defalarca yanılmış, defalarca kandırılmış olmasına rağmen itirazları, uyarıları, eleştirileri görmezden gelmeyi marifet sanıyor.

Üstelik utanmadan kendi yaptıklarına vatanseverlik atfediyor, karşı çıkan, “Öyle olmaz yanlış yapıyorsun” diyene de vatan haini yaftası vuruyor.

“Ülkemiz nasıl daha iyi olur” konuşması, tartışması yapmayalım diye iktidar, bütün toplumu “Nasıl daha kötü olmayız”korkusuyla ve o korkunun sürüklediği savaş politikası ile teslim aldı.

“Aman bari var olanı koruyalım” psikolojisiyle teslim aldığı toplumu kötüye razı edip, ülkeyi yaptığı yanlışlarla bütünüyle yok olmaya sürüklüyor.

Kendi beka sorununu ülkenin beka sorunu haline getirdiler ve ne yazık ki toplumu da buna inandırdılar.

İslamcısı, ulusalcısı, iktidarı, muhalefeti… bütün bir ülke yoksul çocuklarının ölümü üzerinden kahramanlık narası atıyor.

Yoksul çocuklar birer birer toprağa düşerken bize de rahat evinden, sarayından, lüks arabasından, şatafatlı yemek sofralarından o çocuklara rahmet okumak kalıyor.

Şehitlik edebiyatı ile ölümü yücelten, gencecik çocukları toprağa verip ardından da “Şehitler ölmez” hamasetiyle her şeyin hallolduğunu sanan bir ülkeye dönüştük.

Hiçbir şeyden etkilenmeyen, hiçbir şeye üzülmeyen, her kötülüğü normalmiş, olabilirmiş gibi gören, bu berbat yaşamı kanıksayan, kötülükle yaşamayı içselleştiren tepkisiz zombilere dönüştük.

O çocuklar niye ölüyor? Nedir bu savaştan kazancımız? Nereyi ele geçirip hangi sorunumuzu çözeceğiz? Ne olursa tam olarak bir zafer kazanmış olacağız? İçeride barışı sağlayamamışken dışarıdan barışı nasıl getireceğiz?

Ülkemize gerçekten bir saldırı varsa toplumu, kurumları niye bölmeye çalışıyorsunuz?

Ülkemize büyük bir saldırı varsa eğitimi niye bütünüyle çökerttiniz? Ülkemiz tehdit altındaysa bir ülkenin temel direği sayılan hukuku niçin yıktınız?

Ülkemize dışarıdan gerçek bir tehdit varsa miting meydanlarında savaşı niçin seçim malzemesi yapıyorsunuz? Ülkemize bir saldırı varsa sırf iktidarınıza yarıyor diye ülkeyi kemiren, yok eden OHAL’i niye sürdürüyorsunuz? Böyle soruları soramıyoruz çünkü kendini devlet sanan bizi de itaat etmekten başka hiçbir görüşü, fikri, aklı olmayan teba gören bir iktidar var.

Ne yapacağımı bilmiyorum.

Siz söyleyin ne yapayım?

Her gün 3-5 çocuğun öldüğü bir ülkede hangi konuyu yazayım ki anlamlı bir iş yapmış olayım? Hangi sorunu yazayım da bir karşılığı olsun? Ya da hangi konuda bir çözüm önerisi sunayım da kıymet görsün?

Çocuklar ölürken ‘ABD şunu dedi’, ‘Rusya şunu yaptı’, ‘İsrail şu vahşiliği yaptı’, ‘İran da şöyle düşünüyor’ diye sayfalar dolusu analiz mi yazayım?

Çocuklar toprağa verilirken iktidarın dün ‘ak’ dediğine bugün nasıl büyük bir pişkinlikle ‘kara’ dediğini mi anlatayım?

Çocuklar ölürken muhalefet partilerinin kişisel hesaba dayalı iç çatışmalarını, tartışmalarını, beceriksizliklerini, çaresizliklerini mi yorumlayayım?

Ülkemiz bu haldeyken ÖSO’nun ‘terörist’ olup olmadığını mı tartışayım?

Yoksul ailelerin ocağına ateş düşerken başbakanın, bakanların attıkları kahkahalardaki o sefaleti, o vicdansızlığı mı yazayım?

Çocuklar ölürken gencecik çocuğun tabutunun üstüne elini koyup hamaset yapan, buradan oy devşirmeye çalışan cumhurbaşkanının bu vicdana, insanlığa sığmaz davranışını mı yorumlayayım?

Gencecik çocuklar toprağa verilirken işsizliği mi yazayım yoksa eğitimdeki sorunları mı?

Yaşatamadığımız, genç yaşında toprağa verdiğimiz biricik evlatlarımıza iyi eğitim veremiyoruz diye saçma bir tartışma mı açayım?

Susmak, içine kapanmak ile bütün riskleri göze alma pahasına işe yaramasa da doğru bildiğini söylemek, isyan etmek arasında sıkışıp kaldım.

Sorun konuşmanın riskli olması da değil. Esas mesele ülkenin gerçek sorunlarının kimsenin umurunda olmaması.

İnsanı bıktıran iktidarın baskıları değil, çoğunluğun bu kötülüğü, bu berbat yaşamı, bu ölümleri normalmiş, gerekliymiş, başka yol yokmuş gibi kanıksaması.

Susmayı, kenara çekilmeyi kendime yediremediğim için yazmaya, konuşmaya devam ediyorum.

Daha iyisini istemekten bunun için elimizden geleni yapmaktan başka yolumuzun olmadığını bildiğim için bu çabadan geri duramıyorum.

Çünkü burayı daha iyi, yaşanabilir bir ülke yapmak için mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok.

Ama nasıl?

Bilmiyorum.

Tek bildiğim başarmak zorunda olduğumuz.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8
Emlak8.Net