Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?


17.4.2018 - Bu Yazı 1211 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son aylarda sıklıkla dile getirdiği, hatta üç gün öncesine kadar tekrarladığı bir görüşü vardı.

Mealen şöyle diyordu: “Suriye’yi yıkmaya, bölmeye çalışan kimi devletlerin (üst aklın) asıl hedefi Türkiye. Bu ülkeler Suriye’yi bölüp parçaladıktan sonra Türkiye’ye dair hesap içindeler.”

Bu görüşünü bütün toplumun önünde defalarca dile getirdi.

Hatta ABD’nin YPG’ye verdiği TIR’lar dolusu silahları da, “Ülkemize kurulan tuzakları gerçekleştirmek için yapılan hazırlık” olarak yorumladı.

Yani “Asıl hedef Türkiye” dedi.

Suriye’yi yıktıktan sonra bize saldıracaklardı.

Böyle düşündüğü için Rusya ve İran’la ittifak kurdu ve bu ülke liderleriyle defalarca poz vererek bu politikasını bütün dünyaya ilan etti.

“Her şeyin farkındayız” diyerek başta ABD  olmak üzere Batılı ülkelere tehditler savurdu, onları ‘Türkiye düşmanı’ ilan etti.

Bu da yetmedi, “Suriye’de ülkemize karşı kurulan tuzakları bozmamız lazım” diyerek orduyu Afrin’e gönderdi.

İşte tüm bunları söyleyen, yapan, eden Erdoğan “Asıl hedefleri Türkiye” dediği Batılı ülkelerin Suriye’yi bombalamasını “Bu saldırılar vicdan sahibi herkesi mutlu etmiştir” diyerek büyük bir heyecanla destekledi.

Hem “Batılıların asıl hedefi Türkiye” deyip hem de Batılıların Suriye’ye yaptıkları saldırılardan mutlu olmak?

Hem ortada ülkemize karşı bir hesap olduğunu söyleyip hem de kimyasal silah haberlerine hiçbir tereddüt göstermeden inanmak?

Erdoğan ne yapmaya çalışıyor? Nedir esas amacı? Hakikaten akıl alır gibi değil.

Aylardır “Üst akıl Irak’ı, Libya’yı yıktı, şimdi de Suriye’yi yıkıyor asıl hedef Türkiye” deyip topluma ‘Ülkemiz tehlikede’ korkusu pompalıyor. Sonra da ‘üst akıl’ dediği ülkelerin Suriye’yi bombalamasından memnuniyet duyuyor.

İnsan sormadan edemiyor, bu çelişkili politikanın amacı ne ve kime yarıyor?

Türkiye’nin yararına olmadığı ortada.

İktidarın, Suriye’ye yapılan saldırıları desteklemesinin tek sorunlu yönü bu değil.

“Irak’ta kimyasal silah var” yalanıyla Irak’ı yerle bir eden sicili bozuk Batılı ülkeler “Suriye kimyasal silah kullandı” diyerek bir anda parladı.

Kimyasal silah kullanıldı mı kullanılmadı mı? Kullanıldığı kim tarafından tespit edildi?

Diyelim ki kullanıldı. Peki kim attı o kimyasal silahı?

Bütün ülkelerin, örgütlerin cirit attığı Suriye’de kimyasal silah kullananın kim olduğu nasıl tespit edildi?

Mesela Rusya’nın iddiasına göre İngiliz istihbaratının eli var bu işte.

Peki iktidar neden ittifak kurduğu Rusya’nın dediğine değil de düşman ilan ettiği Batılıların ‘Esad attı’ görüşüne inandı?

Hangisi doğru bilmiyoruz. Kimsenin elinde de konuyla ilgili net bir bilgi, veri yok.

Bu belirsizlikler de gösteriyor ki ortada onlarca cevap verilmemiş soru var.

Tüm bu sorular cevap bulmadan Batılıların ‘Kimyasal silah kullanıldı’ bahanesine inanmak ve bu gerekçeyle yapılan saldırılardan heyecan duymak hangi aklın ürünü ve neyi amaçlıyor?

Diğer yandan, diyelim ki kimyasal silah saldırısı oldu ve bunu da Esad yaptı.

Peki bunun belgelenmesi ve BM’de tartışılıp bir karara bağlanması gerekmiyor muydu?

İsteyen ülke bir başka egemen ülkeye “Kimyasal silah kullandın”deyip saldırabiliyor mu?

Meşruiyetini uluslararası hukuktan almayan müdahalelere destek olmak bu tür saldırıları kolaylaştırmıyor mu?

Yarın benzer bir yaklaşımla benzer bir saldırı Türkiye’ye yapılsa ne diyeceğiz dünya kamuoyuna?

Diğer taraftan hani “Dünya beşten büyük”tü?

Yıllardır “Dünya beşten büyük!” sloganı at, sonunda üç ülkenin (ABD, Fransa, İngiltere) aldığı meşru olmayan bir kararın taraftarı ol. Olacak şey mi?

Sevgili AK Partililer,

Bütün bu çelişkiler, zikzaklar, dün ak dediğine ertesi gün kara demeler, dün düşman ilan ettiğiyle ertesi gün dostluklar kurmalar (bombardıman alkışlamalar)…

Tüm bunlar sizi de rahatsız etmiyor mu?

Zihninizde “Ne oluyor, neden fikir değiştirdi, niçin böyle yapıyor?” gibi sorular oluşmuyor mu?

Her seferinde Türkiye’ye biraz daha zarar veren, ülkemizi uluslararası arenada küçük düşüren, bizi büyük bir açmazın içine çeken bu politikalar size de tuhaf gelmiyor mu?

Sizi de korkutmuyor mu?

Korkutmuyorsa niçin korkutmuyor?

Diyelim ki biz yanılıyoruz.

Peki o zaman siz söyleyin, bir siyasetçinin “Suriye’de yaptıklarıyla Batılıların asıl hedefi Türkiye” deyip sonra da Batılıların Suriye’ye yaptığı saldırıları desteklemesi ne anlama geliyor?

Eğer Erdoğan, Suriye’ye saldıran Batılıların asıl hedefinin Türkiye olduğuna inanmıyorsa, yani aylardır söylediği gibi ülkemize karşı bir tuzak ya da hesap yoksa Afrin operasyonunu niçin yaptı?

Onca askerimiz niçin toprağa verildi? Yüz milyonlarca dolarlık cephane niçin dağa taşa atıldı ve Türkiye niçin zayıflatıldı?

Diğer yandan İsrail Kudüs’ü bombaladığında parti kongrelerinde İsrail’e “Terörist devlet” demekten imtina etmeyen Erdoğan’ın, İsrail Şam’ı bombaladığında İsrail’le yan yana durmasını, İsrail’e destek vermesini neyle açıklıyorsunuz?

Bu çelişkili politikalarda Türkiye’nin yararının gözetilmediği apaçık ortada.

Çünkü her seferinde zarar gören Türkiye.

Batı’yı tehdit edip ilişkileri zedelediğinde de Türkiye kaybediyor, “Batılıların asıl amacı Türkiye” deyip Suriye saldırılarını desteklediğinde de kaybeden Türkiye oluyor.

Hakikaten akla, mantığa sığmayacak türden politikalar bunlar.

ABD öncülüğündeki Batılı ülkelerin Suriye saldırısına sevinen iktidar ve kimi İslamcılar büyük bir sefalete saplanmış kalmış.

Çıkamıyorlar da.

Çıkmaya çalışmak yerine ülkemizi o bataklığın içine çekiyorlar.

Çelişkiler, anlamsızlıklar, tehditler, saldırganlıklar, gencecik çocuklarımızın şehit düşmesi, belirsizlikler, ciddiyetsizlikler… korkutucu boyutlarda.

Bütün bunların sonunda söylenecek tek bir cümle var: İktidarın yapıp ettikleri kimin işine yarıyor bilmiyoruz ama Türkiye’nin işine yaramadığı ortada.

Peki kimin işine yarıyor?

Bu soruya cevabı önce Erdoğan sonra da ona destek olan AK Partililer vermeli.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive