Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’


10.3.2019 - Bu Yazı 456 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yazının başlığında kullandığım soru cümlesi bana ati bir cümle değil.

Muhafazakar-dindar medyada neredeyse her gün bir yazar bu soru başlığı altında bir yazı kaleme alıyor.

‘Mahallenin ne kadar bozulduğunu’, ‘Ahlakın ve vicdanın kaybolduğunu’ söyleyip dindar muhafazakar insanları suçluyorlar.

Bu yazarlara göre mahallede derin bir ahlaki kriz yaşanıyor.

Meselenin tuhaf tarafı bu tür serzenişte bulunan yazarların neredeyse tamamı AK Parti iktidarını yıllardır sorgusuz sualsiz destekleyen isimler olması. 

“Ne oldu bize?” “Dindarlar nasıl bu kadar yozlaştı?” gibi sorular sorarak mahalleyi suçlayan yazarlara bir çift sözüm var:

Bozulan mahalle değil sizsiniz.

Daha doğrusu dindarlarda bir yozlaşma, bir vicdansızlık, bir ahlaki çöküş varsa bunun sorumlusu sizsiniz.

Neden mi?

Anlatayım.

Toplumlar bir meseleye dair kanaat edinmek buna bağlı olarak bir tutum belirlemek için itibar ettikleri yazarlara, aydınlara, kanaat önderlerine bakarlar.

Çünkü yazarlar, aydınlar, kanaat önderleri toplumların pusulasıdır. 

Bu nedenle sizin yazdıklarınız, söyledikleriniz, aldığınız tavır o insanların da bir tutum belirlemesini sağladı.

Mahallede bir bozulma varsa o bozulma sizin “İktidarı korumak için her şey mubah” anlayışına teslim olmanızla başladı.

Yani “Aman iktidarı kaybetmeyelim” endişesiyle iktidarın yaptığı haksızlıkları, hukuksuzlukları, yolsuzlukları, kabalıkları görmezden gelmenizle dahası önemsiz göstermenizle başladı. 

Ekran ekran dolaşıp sabah akşam bu insanlara “Böyle küçük sorunlar önemli değil esas olan iktidarı korumaktır” vaazı verdiniz.

Her gün köşe yazılarınızda insanlara ‘“küçük sorunlarla uğraşmamayı, büyük resme bakmayı’ öğütlediniz.

Mesela Ergenekon- Balyoz davalarında yapılan haksızlıkları, kurulan kumpasları bildiğiniz halde “Vesayetle mücadele ediyoruz, olur böyle şeyler” diyerek insanların haksızlığı mesele etmemesini sağladınız. 

Mesela 17/25 Aralık’ta ortaya dökülen korkunç yolsuzluk iddiaları üzerine tek bir söz söylemeyip meselenin darbe kısmını dilinize doladınız. 

Bu da yetmedi “Yolsuzluk hırsızlık değildir” fetvası vererek o insanlara esas olan iktidarda kalmaktır, yolsuzluklar teferruattır anlayışını benimsettiniz. 

Bir başbakanın seçim meydanlarında evladını kaybetmiş acılı bir anneyi yuhalatması gibi korkunç bir davranışı iktidar mücadelesi olarak gösterdiniz ve toplumun da buna inanmasını sağladınız. 

Bu ülkenin evladı gençlerin Gezi ile başlayan haklı isyanını iktidara karşı dış kaynaklı bir başkaldırı olarak gösterdiniz.

O çocukları din düşmanı göstermek için uydurulan Kabataş yalanını, gerçeği bildiğiniz halde hiçbir mahcubiyet duymadan inatla sürdürdünüz.

Ensar Vakfı’nda çocuklara tecavüz gibi korkunç bir rezalet patladığında bile mahallenin çıkarını, iktidarını korumak adına vahim durumu görmezden gelmek gerektiğini söylediniz. 

Dahası muhaliflerinizi kast ederek “Onlar daha mı temiz, olur böyle bireysel vakalar” diyerek meseleyi sıradan, normal bir olaymış gibi gösterdiniz. 

Demokrasi katledildi sustunuz. Hukuk ayaklar altına alındı “Olur böyle şeyler” dediniz, kurumlar, değerler birer birer yok edilip ‘tek adam’ rejimi kurulurken bunu topluma büyük bir devrim olarak sundunuz. 

Yani demek istediğim ekran ekran dolaşıp esas olanın iktidarı korumak, mahallenin yararını gözetmek olduğunu anlatarak insanları bu sakat anlayışa çektiniz.      

İktidarı koruma adına yolsuzlukları, hukuksuzlukları, haksızlıkları görmezden gelmeyi o kadar çok vurguladınız, ‘üst akıl’ saçmalığını o kadar çok tekrarladınız ki insanlar size inanıp iktidarı kaybetme endişesiyle akıl almaz haksızlıklara bile duyarsız hale geldi. 

Yani dindar-muhafazakar dediğiniz insanlar size güvendi ve sizin dediklerinizi yaptı. 

Kişisel çıkarlarınız için bu güveni istismar ettiniz. 

Mahalle çıkarını ülke yararından daha önemli gördünüz ve bu anlayışınızı topluma da yerleştirdiniz. 

Ülkemiz daha iyi olsun diye, umutla bu iktidara destek olan tertemiz Anadolu insanını kandırdınız, yanlışa sürüklediniz.

Daha vahim olanı ise bütün bunları mahalle yararını gözetiyoruz algısı yayarak küçük çıkarlarınızı korumak için yaptınız.

Yani bilerek çarpıttınız, bilerek yanılttınız. 

Peki neye dayanarak böyle ağır bir suçlamada bulunuyorum?  

Anlatayım. 

Hepimiz birbirimizi tanıyoruz.

Oturduk, konuştuk, dertleştik, arkadaşlık yaptık. 

Hanginizin hangi konuda, hangi saikle tavır belirlediğini hepimiz biliyoruz. 

Mesela bugünlerde “Dindar mahalle nasıl bu kadar bozuldu”diye yazılar yazan içinizden birine birkaç yıl önce “Bütün bu yolsuzlukları, haksızlıkları nasıl göremezsin, iktidarı savunan yazıları nasıl yazarsın?” dediğimde “Evimin taksiti var şu anda işsiz kalmayı göze alamam” demişti.

Bugünlerde “Mahallede çok büyük sancılar var, büyük çürüme var” diye sızlanan bir başka yazara 3 yıl önce “Bu yolsuzlukları nasıl görmezden geliyorsun, nasıl içine sindiriyorsun?” diye sorduğumda “Ne yapalım şu anda bunları yazacak durumda değiliz” deyip ertesi gün yazısında bana ‘Erdoğan düşmanı’yaftası yapıştırmıştı.

İkili sohbette bana “Erdoğan ülkeyi de mahalleyi de mahvetti”diyen biri iki gün sonra “Erdoğan’a kalkar eller karşısında bizi bulur” şeklinde açıklama yapmıştı.

Zihnimde geçmişe dayalı böyle onlarca örnek var.

Bugünlerde bütün suçu dindar muhafazakar mahalleye atıp, demokrasi, hukuk, özgürlük havarisi kesilen yazarlarla ilgili hatıralar bunlar. 

Bütün bunları bildiğim için “Mahalleyi kandırdınız, bile bile yanılttınız” diyebiliyorum.  

Amacım sizi suçlamak, mahkum etmek değil.

Neden olduğunuz yıkımın sorumluluğunu kendinizde görmenizi sağlamaya çalışıyorum.

Mahallede bir çürümüşlük, bir vicdansızlık, bir ahlaki zafiyet varsa bunun kaynağının sizin söz ve davranışlarınız olduğunu görmeniz gerekiyor.

Mahalleyi suçlayarak bir yere varmazsınız.

Kendinizle köklü, derin bir hesaplaşmaya ihtiyacınız var.

Mahalle çıkarını ülke yararı üstünde gören anlayışınıza, dindarlığı ahlak zanneden yaklaşımınıza, demokrasi, hukuk, eşitlik, özgürlük gibi değerlere yeterince kıymet vermemenize ve buna neyin kaynaklık ettiğine, zihninizdeki ‘biz ve onlar’ayrımına, ahlaki zafiyetin nereden kaynaklandığına, hangi saikle ülkeyi yıkıma götüren sürecin bir parçası olduğunuza dönük derin bir hesaplaşmaya ihtiyacınız var. 

Böyle bir hesaplaşma içine girmeden bütün suçu cennet vaat edip cehenneme sürüklediğiniz, “Büyük Türkiye oluyoruz”“medeniyet kuruyoruz” diye umutlandırıp tanzim satış mağazaları önünde kuyruğa mahkum ettiğiniz, tavsiyelerinizle, önerilerinizle ülkesini koruduğunu sanarak büyük bir yıkımın ortağı yaptığınız o insanların üstüne atarak işin içinden çıkamazsınız. 

Onların bir suçu varsa size inanmak, size güvenmek oldu. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive