Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

23 Haziran için iktidarın son umudu


10.06.2019 - Bu Yazı 325 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidar partisi cenahında akıl almaz bir dağınıklık yaşanıyor.

Ne yaptıkları, ülkeye tam olarak ne söyledikleri, nasıl bir seçim kampanyası sürdürdükleri belli değil.

Her kafadan ayrı ses çıkıyor.

Bir taraftan beka endişesi temelli kampanya yapmaktan vazgeçmek isteyip diğer taraftan Pontusçuluk gibi akla hayale sığmayacak tartışmalarla beka endişesi varmış gibi göstermeye çalışıyorlar.

Bir taraftan HDP seçmeninin Ekrem İmamoğlu’na destek vermesinin altında bir bit yeniği arayıp – “İmamoğlu İSPARK’ı HDP’ye verecek” gibi – diğer taraftan Kürt seçmeni ayartmak için kırk takla atıyorlar.

Bir taraftan yoksul sofralarından poz vererek yoksulluğu ne kadar dert ettiklerini göstermeye çalışıp diğer taraftan yaşam tarzı haline getirdikleri lüks ve şatafattan en küçük ödün veremiyorlar.

Belirgin hedef yok, bütünlük yok, ilke yok, değer yok, sağlıklı söylem de yok.

Topluma söyleyecekleri yeni sözleri olmadığı gibi ülkede birçok alanda yaşanan tıkanıklığı aşacak sağlam politikaları da yok.

Ellerindeki devlet imkanları ve medya gücü ile pozisyonlarını koruyacaklarını düşünüyorlar.

Dağıldılar çünkü partide ortak akıl diye bir şey kalmadı.

Gidişatın vahametini fark eden aklı selim herkes partiden uzaklaştı.

Mesele sadece uzaklaşma meselesi de değil.

Kimsenin görüşüne, yaklaşımına, önerisine itibar etmeyen, kıymet vermeyen bir anlayış hakim oldu partide.

Yani ‘tek adam’ rejiminin ülkede yarattığı tıkanıklığın benzeri AK Parti’de de yaşanıyor.

‘Tek adam partileri’ ortak aklı devre dışı bıraktığı için sağlıklı fikir, yaklaşım, politika oluşturulamıyor.

Tek sorun partinin ‘tek adam’ partisi olma meselesi de değil.

AK Parti’nin benimsediği siyaset anlayışı da iflas etti.

Yaklaşım, politika, anlayış, söylem olarak eskidi.

Dünyanın gerçeklerini, toplumdaki değişimi hesaba katarak yeni politika geliştiremiyorlar.

Toplumu heyecanlandıracak, gelecek hayali yaratacak politika geliştiremedikleri gibi bir cümle dahi kuramıyorlar.

Yetmişli yılların ortaokul düzeyi İslamcılık anlayışına saplanıp kaldılar.

Bu nedenle mevcut devasa sorunların çözümüne kafa yormadıkları gibi bu sorunları çözecek vizyonu da anlayışı da geliştiremiyorlar.

Böyle bir halde 23 Haziran seçimlerine gidiyoruz.

Bu dağınıklık, kafa karışıklığı, ilkesizlik ve partide yaşanan tıkanıklıkla AK Parti’ye oy veren mevcudun üzerine yeni seçmenler katamayacaklarının sanırım onlar da farkında.

Bütün çabaları çeşitli nedenlerle AK Parti ile arasına mesafe koymuş seçmeni geri döndürmeye dönük.

Bir anlamda toplumun akılla değil psikolojiyle hareket etmesini, bütünü yani iktidarı kaybetme endişesinin devreye girmesini neticesinde de küsen, kopan, ayrılan AK Parti seçmeninin yeniden AK Parti’ye dönmesini amaçlıyorlar.

Bunu sağlamak için kendilerince birçok şey yapıyorlar.

Fakat yaşadıkları dağınıklık nedeniyle bu konuda umdukları mesafeyi kat edemiyorlar.

Görünen o ki bu amaca dönük bütün umutlarını Ekrem İmamoğlu’nun yapacağı hatalara bağlamışlar.

Rakip hata yaparsa muhalif kesimde oluşan bu birliktelik havasının dağılacağını, İmamoğlu’na dönük ilginin azalacağını, oy verme motivasyonunun kırılacağını, farklı nedenlerle uzaklaşan AK Parti seçmeninin geriye döneceğini umut ediyorlar.

Bir anlamda kazanımlarını rakibinin zafiyetine bağlamışlar.

Peki Ekrem İmamoğlu hata yapar mı veyahut yapıyor mu?

Elbette yapabilir.

Hepimiz insanız, hepimiz hata yaparız.

Hele iktidarın bütün medyasıyla, devlet olanaklarıyla yüklendiği bir insanın hata yapmaması zaten düşünülemez.

Burada asıl mesele İmamoğlu’nun bu hataları asgariye indirecek tedbirleri alıp almaması…

Yukarıda da dediğim gibi psikolojik harbin yoğun olduğu, medya gücüyle iftira, çarpıtma kampanyalarının pervasızca yapıldığı, her sözden, her davranıştan farklı anlam çıkarılıp devasa hale getirildikten sonra topluma servis edildiği bir ortamda hata yapmamak pek olası değil.

Ama hataları asgari düzeye indirecek bir yaklaşım geliştirmek mümkün.

Bunun yolu da ortak aklın oluşumunu sağlayacak bir kadroyla çalışmak.

Yani çalışma ekibini farklı bakış açısına sahip, cesaretle eleştirebilecek, uyaracak, yeri geldiğinde kolunu tutup “Hayır şu nedenle bu adımı atamazsın, atmamalısın” ya da “Bu cümleyi kuramazsın, kurmamalısın” diyebilecek insanlarla oluşturmaktan geçiyor.

Tekrar edeyim hepimiz hata yaparız.

Bazen yaptığımız şeyin veyahut ettiğimiz sözün doğru olduğuna inanarak bazı adımlar atar bazı sözler sarf ederiz.

Fakat başkasının farklı yaklaşımı ve uyarısı ile meselenin hiç de bizim düşündüğümüz gibi olmadığını veyahut bizim dikkat etmediğimiz başka boyutunun da olduğunu görürüz.

Bu nedenle etrafımızda bizi uyaracak, eleştirecek, yeri geldiğinde ağırlığını koyup atacağımız adımlardan bizi vazgeçirecek cesarette insanlar olmazsa hatalarımız her geçen gün daha da büyür ve bir anlamda kendi aklımızın, yaklaşımımızın hayranı haline geliriz.

Ekrem İmamoğlu şahsında İstanbul seçimleri için en büyük tehlikenin bu olduğunu düşünüyorum.

Mesela bayram nedeniyle gittiği Karadeniz gezisinde yaşanan özel uçak tartışmasının ve çıkarılan VİP gerginliğinin anlamsız ve gereksiz bir ‘hata’ olduğu kanaatindeyim.

Dahası o şehirlerde miting yapmanın da İstanbul seçimlerini farklı zemine taşıyacağından, bunun da İstanbul’da kopan AK Parti seçmenini olumsuz etkileyeceğinden gereksiz ve yararsız olduğunu düşünüyorum.

Kaldı ki toplumdan gördüğü ilgiyi daha çok içtenliğine, sıcaklığına ve iktidarın lüks, şatafat ve devlet imkanlarını hovardaca kullanma düşkünlüğüne karşı oluşan tepkiye borçlu olan birinin VİP’e tenezzül etmesi oluşan ilgiyi zedeleyecek türden bir davranış.

Muhtemelen havaalanında gereksiz yoğunluk oluşturmamak veyahut zaman tasarrufu yapmak gibi bir niyetle VİP kullanmanın doğru olduğu düşünülmüş olabilir.

Eğer etrafındakilerden biri özel uçak ve VİP tercihinin sağlayacağı yarardan çok zara getireceği kısmını anlatmış ve yapmaması konusunda uyarmış olsaydı muhtemelen İmamoğlu da böyle bir şeye tevessül etmemiş olacaktı.

Buna benzer küçük başka hatalar da var.

Amacım İmamoğlu’nun yaptığı böyle basit hataları sıralamak değil, bu küçük hataların iktidarın medya gücüyle nasıl devasa hale getirilip topluma servis edildiğine ve bunun doğuracağı sonuçlara dikkat çekmek.

Tekrar edeyim: İktidarın bu hukuksuz seçimi normal yollardan kazanması için elindeki tek sermayesi İmamoğlu’nun yapacağı hatalar.

Diğer sorun İmamoğlu’na yöneltilen en küçük uyarıya bile tahammül edemeyen fanatik hayran kitlesinin varlığı.

Abartılı hayranlık hem kişinin daha çok hata yapmasını sağlar hem de mesafeli kimselerin o kişiden tepki olarak daha da uzaklaşmasına neden olur.

Kanaatim odur ki seçim daha az hata yapanın kazanacağı bir seyir izliyor.  

.

Facebook Yorumları

Emlak8
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive