Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?


26.06.2019 - Bu Yazı 855 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hukuki bir gerekçe olmadan seçimlerin iptal edilmesi iktidara pahalıya patladı.

Toplumun adalet duygusuna dokunmanın faturası iktidar için ağır oldu. 

Bu seçimde esas değerli olan İstanbul belediye başkanlığını muhalefetin kazanmış olması değil, yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa, uygulanan kaba kuvvete ve yalana, iftiraya, hakarete, toplumu birbirine düşman etmeye dayalı siyaset anlayışı karşısında toplumda oluşan birliktelik. 

Gençler, kadınlar, çocuklar… toplumun farklı kesimlerinden oluşan milyonlar, eskimiş, köhnemiş bu siyaset anlayışına “Dur”dedi. 

Bu seçim sonucunda ülke açısından birçok kazanım var elbette.

Bunların başında yaşanan değişimle topluma yayılan ferahlık duygusu… 

Demokrasiye inancın yeniden canlanması… 

Dijital çağda bütün medyayı kontrol altında tutmanın gerçekçi, anlamlı olmadığının yani işe yaramadığının ortaya çıkması…

Dahası iktidarın toplumu hiçe sayan dediğim dedik anlayışının sert bir kayaya çarpmış olması ve bu anlayıştan vazgeçmek zorunda olduklarını göstermesi hatta bunu iktidara dayatması çok önemli kazanımlar.

İktidar toplumdaki değişime ve bu değişimin doğurduğu ihtiyaçlara karşılık verecek anlayışı geliştiremediği için ülkeyi baskıyla, korkuyla dahası toplumu birbirine düşman ederek yönetmeye çalışıyordu.

Bunun için de her tarafı, her şeyi kontrol altında tutması gerekiyordu.

İstanbul seçimlerini bu derece büyük bir farkla kaybetmek korkuyla, baskıyla ülkeyi yönetmeyi bütünü ile imkansız hale getirdi.

Demokrasinin tıkanan damarları bu değişimle yeniden açılmaya başlayacak.

Bunun da kaçınılmaz olarak ülke yararına birçok sonucu olacak.

Evet iktidar açısından ağır bir hezimet var ortada.

Peki bundan sonra ne olacak?

İktidarın işi bundan sonra çok daha zor.

AK Parti kadrolarında ve tabanda uzun zamandır gidişattan duyulan bir rahatsızlık ve bu rahatsızlığın neden olduğu homurdanma vardı.

Erdoğan’ın seçimi iptal politikasının ağır bir hüsranla sonuçlanmış olması bu homurdanmayı muhtemelen daha da su yüzüne çıkaracak ve AK Parti’deki çözülmeyi daha da hızlandıracak. 

Erdoğan’ın iktidarını sürdürmesi için yeni bir politikaya, yeni bir siyaset anlayışına, yeni bir kadroya ihtiyacı var.

AK Parti yani Erdoğan mevcut haliyle bunu kolay kolay yapabilecek durumda değil.

Çünkü rejim değişikliği ile tesis ettiği ‘tek adam‘ yönetim anlayışı buna fırsat vermiyor.

Böyle olduğu için de siyasetteki arayışlar, yeni oluşum çabaları kaçınılmaz olarak daha da hızlanacak.

Yani oluşan bu hava ile AK Parti’deki çözülme muhtemelen daha da hızlanacak.

Peki Erdoğan seçilen belediye başkanlarının çalışmasını engelleyebilir mi?

Deneyebilir.

Fakat bunun iktidara bir yarar sağlamayacağını görmesi hatta daha da ters tepme ihtimalini de hesaba katması gerekiyor.

Çünkü dijital imkanlar herkesin her şeyi kolayca görmesini, anlamasını sağlıyor.

Millet bir engel konulduğunu, belediye başkanlarının çalıştırılmadığını fark ettiğinde oluşacak tepki işleri Erdoğan açısından daha da içinden çıkılmaz bir hale sokabilir.

Bundan sonra AK Parti ya da Erdoğan için ne olacağından daha çok ülkeyi ilgilendiren asıl meselenin ‘Ne olmalı?’ kısmı olduğu kanaatindeyim.

Peki ne olmalı?

Burada asıl sorumluluk muhalefet partilerine hatta ülkenin gidişatından endişe duyan bütün toplum toplum kesimlerine düşüyor. 

Kabul edelim ki iktidarın yaşadığı hezimetin esas nedeni muhalefetin başarısından çok iktidarın başarısızlığına, uyguladığı tahrip edici politikalara ve ülkenin içinde bulunduğu duruma bir tepkinin yansıması.

Bu tepkiyi iyi yöneten, ittifak kurarak güç haline getirip sağlıklı bir şekilde sandığa taşıyan parçalı bir muhalefet var.  

Erdoğan’a ve onun politikalarına olan karşıtlığa dayalı ittifak değerler ittifakına dönüşmeli. 

Çünkü Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye, hukuka, eşitliğe, çoğulcu bir yönetim anlayışına geçmesi için asıl iş şimdi başlıyor.

Ülkenin eğitimde, ekonomide, tarımda, dış politikada; demokrasi, eşitlik, özgürlük, liyakat gibi temel değerlerin uygulanmasında onlarca yıla dayalı ciddi sorunları var.

Bu sorunların altından kalkabilmek için ‘biz ve onlar‘ ayrımını ortadan kaldıracak, toplumdaki değişime cevap verebilecek yenilikçi bir siyaset anlayışına bu siyaset anlayışını tesis edecek kadrolara, toplumun bütününü ülkenin restorasyonuna ortak edecek bir yaklaşıma ihtiyaç var.

Elde edilen kazanımları bir partinin veyahut toplumun bir kesiminin kazanımı değil, ülkenin kazanımına dönüştürecek ve bunu bütün topluma hissettirecek bir yaklaşıma ihtiyaç var. 

Erdoğan karşıtlığı seçim kazanmaya yetebilir ama ülkeyi toparlamaya yetecek bir faktör değil.

Çünkü ülkenin restorasyonu için ciddi bir kadroya ve bu kadroyu oluşturtmak için toplumun bütün kesimlerini değerler ittifakında buluşturacak bir anlayışa ihtiyaç var. 

Muhalefetin sadece sözde değil eylemde de bu yaklaşımı benimsediğini göstermesi gerekiyor.

Diğer taraftan mesele yüzde 51 alıp iktidarı devralmak da değil.

Çünkü sorunların çözümü için siyasetteki değişim yetmez toplumsal dönüşüme de ihtiyaç var.

Muhalefetin hatta ülkenin gidişatından endişe duyan bütün toplum kesimlerinin bu dönüşümü hızlandıracak bir üslubu benimsemesi ve bu yaklaşımı kararlılıkla, sürdürmesi gerekiyor.

Bir kesimi yenerek, sandıkta mağlup ederek, dışarıda bırakarak elde edilecek kazanımın ülkenin kazanımı olmayacağını görmek ve neticesinde de kimsenin kendini yenilmiş, dışlanmış hissetmeyeceği bir siyasi atmosfer oluşturma yükümlülüğü var.

Bu seçim sonucu ile beraber oluşan; umuda, cesarete dayalı bu olumlu hava ülkenin sıkıştığı girdaptan çıkış için büyük bir imkan.

Bu imkanı daha da büyütmek, gerçek anlamda bir çıkış yaratmak için başta muhalefet partileri olmak üzere hepimize büyük sorumluluk düşüyor.

Tekrar edeyim: Ülkedeki tahribat büyük. Ciddi sorunlarımız var. Bu sorunların üstesinden gelmek için evrensel değerlere dayalı toplumsal birlikteliğe ve bu birlikteliği daha da güçlendirecek siyaset anlayışına ve kadroya ihtiyaç var.

Bu seçim sonuçları bize gösterdi ki toplum buna hazır

Yapılması gereken tek şey toplumda giderek yaygınlaşan değerler ittifakını siyasette de etkin hale getirmek. 

Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive