Altı asırlık çınarın besin kaynağı Şamanist gelenekten gelen ve 

Osmanlı’da aktif olarak uygulanan kardeş katli ve onların kanlarıydı.

Türk tarihindeki Şamanist anlayışta devleti yönetme yetkisi Tanrı tarafından bir aileye verilmiştir.

Bu yetkiye “kut” adı verilirdi. “Kut” yetkisi olduğuna inanılan ailelerin tüm erkek bireyleri töreye göre tahta geçme hakkına sahipti. İşte bu hak kardeşler arasında taht kavgalarının yaşanmasına sebep oluyordu. Birçok büyük Türk devletini yıpratan ve yıkan sebeplerden bir tanesi kardeşlerin taht kavgalarıydı. Osmanlı bu uygulamaları yaparken İslami bir kimliğe büründürdü fakat gerekçesi Allah’ın kitabı değildi.Sadece tarihteki Emevi sultanlarının uygulamaları kendi gerekçelerini meşrulaştırmak için emsal teşkil ediyordu.

Zalim Emevi sultanı Yezid, Ömer b.Sa’d eliyle Kerbela çölünde peygamberin ehlibeytini hunharca katlettikten sonra pişkince ‘Onları biz öldürmedik, kaderleri öyleymiş’ diyerek birde onlarca hadis uydurarak saltanatını meşrulaştırdı.

Hadis:“Kerbelâ, yeryüzünün en temiz ve en saygın bölgesidir ve hiç şüphesiz orası cennet  mekanlarındandır.[1]

Hadis: “Oğlum (Hüseyin) Kerbelâ denilen bir yerde defnedilecek. O yer ki İslam’ın kubbesidir. O yer ki Allah Nuh ile birlikte olan mu’minleri orada tufandan kurtardı.”[2]

 Kuran: (De ki, ben kendi kendime Allah'ın dilediğinden başka ne bir menfaat elde etmeye, ne de bir zararı önlemeye malik değilim. Ben eğer gaybı bilseydim daha çok hayır yapardım ve kötülük denilen şey yanıma uğramazdı. Ben iman edecek bir kavme müjde veren ve uyaran bir peygamberden başka biri değilim.)‘Araf:188.ayet’.  Bu çelişkiyi görmezden gelen ulemaya ne demeli? (bu vahşice işlenen cinayeti yas ilan edilmesi gerekirken ne yazık ki aşure pişirerek bayram havası verilmiştir.) gerekçesi yine uydurma güya insanlık tarihinde on tane önemli olayın muharrem ayı içinde ve aynı gün Gerçekleşmesi. işin garip tarafı bu gün Hz Hüseyin ve yarenlerinin yasını tutan şia’nın da bu kadercilik anlayışına kapılarak buna benzer hadislere inanması toplumdaki yanlış kadercilik anlayışının gündeme getirmektedir.

Özellikle Emevi döneminden başlayarak, daha sonra Abbasiler döneminde sonuca ulaşan saltanat dini, uydurma hareketinin ürettiği İslam’dır. Bu İslam, kökenini sırf Kuran’dan alan, Kuran’ı yeterli gören bir İslam değildir. Bu İslam Emeviler’in ve Abbasiler’in reforma uğrattığı İslam’dır. 4 Halife döneminde hadis nakillerinden dolayı azarlanan Ebu Hureyre ve Kab gibiler bir anda baş tacı oldular.

Osmanlı Nizam-ı alem diye devleti. kutsamak ve saltanatını meşrulaştırmak için elbette ki dini kullanacaktı.  O da bu hadis olmalıydı “(Kostantiniye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir  Onu fetheden emir ne güzel emir; onu fetheden ordu ne güzel ordudur ) Buhârî (öl  870)  et-Târih’ul Kebîr                                            

İşte böyle uydurma hadisleri dayanak göstererek aşağıdaki yasayı dalkavuk ulemalarıyla beraber uygulamaya koymuşlardır. 

Kardeş katlinde rekor: 3. Mehmet’te 19 kardeş. 1 oğul katlini Gerçekleştirmiş

Kısaca örnek verirsek Osmanlıda Kardeş katli konusunu

Üç Döneme ayırabiliriz:

1- Fatih’e kadarki “Güçlü olan kazanır” dönemi;(Kaanlarda olduğu gibi)

2- Fatih’in getirdiği kurallı dönem; “Ve her kimse evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem üçün katletmek münasiptir. Ekser ulema dahi taviz etmişir. Anınla amil olalar.’İkinci Mehmed (Fatih Sultan Mehmed)’in vasiyeti.

3- I. Ahmed’le başlayan en büyük erkek hanedan üyesinin tahta geçme uygulaması ki, bu uygulama, Osmanlı hanedanında “Hanedan Reisliği” şeklinde devam ediyordu. (bu padişah Avustralya savaşında başarısız olunca doğuda celali isyanını bahane ederek otuz bin kişiyi kılıçtan geçirerek kuyulara gömdürmüş)

Bu dramatik ve gayri İslami uygulamalara göz attığımızda Osman gazinin 3. kuşak torunu ikinci Mehmet’in (fatih)in kanunlaşan vasiyetinde görüyoruz:

 Bu belge, devlet felsefesindeki büyük değişimi de ele vermesi açısından önem taşımaktadır.

Tarih 1922- 16 kasım Koca çınar bünyesinde barındırdığı devşirmeler ve vs. etkisi ile Mehmet vahdetinin yurt dışına çıkmasıyla resmen yıkıldı.

bu arada Ankara hükümeti. tam bir diktatör ya kurarak Mustafa kemal. kendine rakip veya muhalif olacak bir çok  silah arkadaşını etki ve ytkilerini elerinden alarak 23 nisan 1920 ed  açılan B.M.M ni 29 ekim 1923 de Türkiye cumhuriyeti olarak ilan eder.  Bu coğrafyada yaşayan bütün halkları Türkleştirme politikasına başlar Ve Ayrışma kamplaşma kaçınılmaz hale gelince halklara daha önce verilen vaadiler güdeme gelmesi elbette ki doğaldır. ve başbakan İnönü nün talihsiz açıklamaları

Bitlisli Kürümoğlu Ailesi’nden ve Kürt kökenli olduğu ileri sürülen Başbakan İsmet Paşa, bir demecinde, “Milliyet yegâne vasıta-i iltisakımızdır (milliyetçilik tek birleştiricimizdir). Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklere ve Türkçülüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız.” (Vakit gaz. 27 Nisan 1925) diyor, Aynı İnönü’nü, 1930 yılında Sivas demiryolunun açılışında, “Sadece Türk milleti bu ülkede etnik ya da ırkî birtakım haklar isteyebilir. Başka hiç bir kişinin buna hakkı yoktur” (Milliyet gaz.) Mustafa kemal ve İnönü nün buna benzer çok sayıda beyanatları var. Böyle bir Devlet geleneğinden gelen yeniçeri zihniyetine sahip elindeki güçle homojenleşen Kemalist rejimin tek ırk, (türk) tek din, (ama kendi hegomanyası altında) tek mezhep, (idarecileri zalim de olsa itaat farzdır. Zihniyetiyle) ve tek tip insan modeli oluşturmaya çalışması beraberinde Anadolu halklarına karşı toplu kıyımlar ve katliamları getirmiştir.

1877 den 1921 e kadar Bütün işkalere karşı malarıyla canlarıyla karşı koyan kahramanlar onure edilmesi gerekirken hayin, şaki, isyancı ve yobaz ilan edilerek saf dışı bırakılmak yetmemiş sudan bahanelerle toplu katliamlar yapılmıştır...

  • Abone ol