Yazımızın başlığından anlaşıldığı gibi ‘yorumsuz’ yaşamımızdan çıkmayan soru ve sorunlardan başlayarak çözüm bekleyen ve cevaplanmayan sorularla yazımıza giriş yapalım dedik.

Haydi başlayalım:

-Dolar ve Euro düşüşe geçti ama  dolardaki  artıştan dolayı  elektriğe yüzde 40,doğalgaza yaptıkları yüzde 30 zam ne olacak?

-Gıda  etiketlerindeki fiyatlar düşeceği yerde günden güne  daha da artıyor mutfakta yangın söndürülemez bir duruma geldi.

-Karizması tavan yapmış Patates ve soğan zam rekoru kırıyor ,diğer meyve ve  sebze fiyatlarını konuşmaya bile gerek yok.

-Tarım ve hayvancılığın dip yapmasının gerekçesi ney,ithal edilmeyen hayvan ve tarım ürünün yok gibi.

-Türkiye Gıda da sürdürebilirlik  Endeksin de 67 ülke arasında 58.sırada olması tarım ürünlerinde tehlikeli günlerin  sinyalini veriyor.

-Yıllık enflasyon yüzde 25’lerde seyrediyor.

Ama ekonomide kriz yokmuş ta  daralma varmış.

-İşsizlik yüzde 12’lerde seyrederken genç nüfusta işsizlik yüzde 20’lere çıkmış..

-Açlık sınırı 1690 TL, yoksulluk sınırı ise 6300 Tl olmuş,asgari ücret ise  1604 TL.

-17 milyon insan günde iki dolarla geçinirken..

-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kırmızı etteki artışı, vatandaşın alım gücünün artışına bağlaması ise tam bir karikatürlük malzeme!.

-Gelir dağılımındaki uçurum dudak uçuklatıyor.

-Siyasetçi zenginleşirken vatandaş tersine  fakirleşiyor.

-30 Milyon Çalışan nüfusun 7 milyonu asgari ücret üzerinden maaş alırken..

-12 Milyon emeklinin ortalama maaşı bin 500 Tl.

Erdoğan bizler üç beş hurma ile açlığını bastıran Muhammedlin ümmetleriyiz derken ,kendisinin dolar milyarderi olduğunu unutuyor..Toplumu tasarrufa çağıran Cumhurbaşkanı  kendisi bin 153 odalı Saray’da yaşaması ve  hizmetinde 13 uçak, 300 makam aracının olması bir tezat değil mi?

-Dünyanın en zengin dört ülkesinden biri olan Almanya Başbakanının tarifeli uçakla seyahat etmesi, görgüsüzlük olsa gerek.

Yargıda yaşananlara bir göz atalım:

-AİHM’in kararlarını tanımam  ve bizi bağlamaz diyor Erdoğan.

-AİHM kararlarını  tanımamak  ülkenin artık bir hukuk devleti olmadığının  itirafı değil mi?

Örnek HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın tahliyesinin uygulanmaması  bunun en somut örneği oldu.

-İçinde adalet dağıtmayan  görkemli saraylar yapmak yargının bağımsız olduğu anlamına gelmiyor!.

-Mahkemeler Erdoğan’ın beğenmediği bir karar alırsa  mahkemenin adı Danıştay değil de Karartay oluyor,yandaş medya böylesi güzellemeleri manşetten veriyor.

-Eğer mahkemeler Erdoğan’ın onayladığı bir karar verirse genelde öyle oluyor, biz bir şey yapamayız Türkiye bir hukuk devleti deniliyor.

-Aydınlatılamayan faili belli de sözde meçhul cinayetlerin karanlıkta bırakılması, bu cinayetlerin aydınlatılması için tam 715 haftadır direnen Cumartesi Annelerinin eylemini terör destekçiliği ile suçlanması , tam bir deli saçmalığı.

-Son aylarda Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu aleyhine  açtığı  tazminat davalarının büyük bir oranını  kazanması,yargının ne kadar bağımsız olduğunun  işareti olsa gerek.

-Türkiye 110 ülke arasında   hukuk endeks’i sıralamasındaki yerinin 99 olması,yargının bağımsız olmadığının belgesi değil mi?

-Türkiye basın özgürlüğü sırlamasında  dünyadaki  yerinin 180 ülke arasında 155.sırada bulunması her şeyi ortaya koymuyor mu?

Ya yürek parçalayan gencecik insanların hayatını sonlandıran  Cinayet ekonomisinin uygulanması sonucu ortaya çıkan, iş cinayetlerine ne  demeliyiz?

-İş cinayetlerinde Avrupa’da birinciyiz Çin’den sonra da  dünya da üçüncüyüz.

-Türkiye’de her gün 5 işçi iş kazası altında yaşamdan koparılırken,7 işçi de iş göremez duruma düşerek sakat kalmasına, iş kazası diyebilir miyiz?

-2018 Yılının ilk on ayında iş cinayetlerinde ölen işçi sayısı 1640’a çıkması kaza denilebilir mi?

-Son Gebze’de 300 ton beton bloğun altında kalarak ölen 3 iş cinayetini  nasıl kabulleneceğiz.Bu iş cinayeti ile ilgili  vahim bir iddia dolaşıyor medyada;beton blok kurumadan işçilere kalıbın  söktürüldüğü anda ölümlü kaza meydana gelirken;bu iş cinayetiyle  ilgili Kocaeli valiliğinin yayın yasağı getirmesi, bu iddiaları doğrular gözüküyor.

Hatırlanırsa 301 işçinin öldüğü Soma maden cinayetinden sonra dönemin çalışma bakanı Mehmet Müezzinoğlu “Sıfır Kaza Seferberliği” başlattıklarını açıklıyordu ama geline sonuç ortada.

Bu iş cinayetlerine Hak-iş ve Türk-İş’in tepkisiz kalması ise çalışanlara tam bir Çin işkencesi.

-Kışlalardan gelen asker ölümleri ise tam bir muamma.

-Bir de televizyonların ana haber bültenlerinden düşmeyen  her ay 20 kadının erkekler tarafından katledilmesi vahşeti.

Ülke gündemi 31 Martta yapılacak mahalli seçimlere kilitlenmişken bizde can alıcı iş  cinayetlerine, faili belli ama sözde meçhul cinayetleri,toplumsal sorunlarımızı  gündeme getirmek istedik...

Yazımızı sonlandırmadan siyasi gelişmeleri ve aydınlatılmayan konuları sormadan geçemeyelim dedik:

--Gündeme yeniden giren Oslo görüşmeleri yeni bir Kürt sorunu üzerine çözüm süreci mi başlatılıyor tartışmasını yaratmış gözüküyor.Akp’e çevresinden Oslo’da yapılan toplantıya eski akil insanların  tekrar bir araya gelmesinden,bizim dışımızda bir gelime denmemesi   dikkat çekici.

Ankara’nın terör örgütü tanımlaması Ülkeyi çok zor duruma düşürmekle kalmıyor bu örgütlere uluslararası arenada çok büyük bir ititbar ve alan açtırıyor.İşte Rusya PKK’yı terör örgütü görmediğini defalarca resmi ağızdan açıkladı.

Erdoğan yıllarca PKK ile görüşmesi,PYD ile de defalarca buluşması ve FETÖ terör örgütü ile yıllarca iktidarını paylaşması tartışmasız bir vaka.

Erdoğan,bu örgütlerle görüşürken bu örgütler  terör örgütü olmuyor ama başka ülkeler bu örgütlerle görüşürse teröre destek oluyor, buna kim inanır.

Erdoğan,15 Temmuz darbe girişimini FETÖ terör örgütü yaptı diyor   ama bu darbenin siyasi ayağının ortaya  çıkartılması için hiç bir çaba sarfetmiyor;muhalefet partilerinin 15 Temmuz  darbesinin ortaya çıkartılması için verdiği önergeleri, Akp’e ve MHP’lilerin oyları ile  reddediliyor.

Bu soruların ve  sorunların çözüm anahtarı ellerinde bulunduran;31 Mart’ta yapılacak mahalli seçimlerde oyları ile karar verecek olan,  yüce Necip Türk Milletinin yorumsuz  takdirine bırakıyoruz.

  • Abone ol