Bu sözü kim söylüyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan?

Nerde ve ne zaman?

Yerel seçimlerinde aşkı olan İstanbul ve evi olarak bildiği Ankara’yı kaybettikten sonra; Memur-Sen’in binasının açılışında söylüyor.

Peki bu demiri kim ısıttı?

Kendisi.

Hem de ne ısıtma;muhalefete söylemediği etik dışı sözler, tehditler,hakaretler,iftiralar ve teröristlikle suçlamadığı hedef göstermediği kesim kalmadı.

Buna rağmen halkın sağ duyusu ağır bastı ve Malatya’nın Pütürge ilçesinde Sadet Partisi  iki sandık görevlisi kardeşin cinayetinden başka bir ciddi olay olmadı.

YSK Türkiye genelinde 55 milyon seçmenin oyunu bir günde saydı ama, İstanbul’un  iki ilçesindeki  oyları 19 günde  ancak saydı.

Ekrem İmamoğlu’nun  mazbatasını İstanbul YSK il kurulu 17 gün sonra verdi.

İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığını muhalefetin kazanmasını, demirin soğumasını isteyen Erdoğan bir türlü kabullenmedi, kısa sürede de kabullenecek gibi gözükmüyor.

Kabullenmesi için..

Şunu açıkça söyleyelim bu demir, demokrasi ve hukuka dönmeden soğmaz.

31 Mart seçimleri göstermiştir ki;Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi toplumun yarısı tarafından kabul görmüyor.

Böylesi bir seçim rezaletini 12 Eylül’de 82 Anayasasının oylanmasında yaşamıştık, Evet demenin yasal Hayır demenin yasa dışı olduğu bir referandum olmuştu.

31 Mart seçimlerinde de buna benzer çok olaylara tanık olduk başta da yandaş medyanın algı operasyonu bunların başında geliyor.

Bu seçim sürecinden ve seçim sonrasında yaşanan rezaletliklerden kısa hatırlatmalar yaparak devam edelim.

31 Mart seçim sürecinden hiç mi hiç eşit yarışılmadı,yarışılmadığı gibi muhalefetin her çıkışı Erdoğan ve kankası tarafından edebi bir dille karşılık verme yerine hep hakaret ve iftira tehditle suçlandılar.

HDP siyasi vebalı muamelesi gördü ve il ve ilçe örgütlerine seçim sürecince sık sık terör operasyonu altında, hukuksuz operasyonlar yapıldı ve gözaltılar yapıldı.

HDP’nin Millet ittifakının CHP’li adaylarını başta İstanbul,Ankara,İzmir,Antalya,Adana ve Mersin’de  desteklemesi ,Cumhur İttifakını bu illerdeki hakimiyetine;özellikle de Akp’nin  çeyrek asırlık iktidar oldukları  İstanbul ve Anakara’da son vermesinde etkin rol oynadı.

Seçim sonuçlarına baktığımızda Akp’e sadece toplumun yüzde 44’nün yaşadığı büyük illeri Muhalefete kaptırmakla kalmadı; kesede keklik  olarak gördüğü Amasya,Bayburt,Çankırı,Erzincan,Karaman,Kastamonu ve Kütahya gibi,  7 ili ortağı MHP’ye kaptırması,dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da etti.

Erdoğan  Kürt illerdeki Kayyım atamalarından da istediği sonucu alamadı ve Kürt illerinden Büyük şehir statüsünde olan Diyarbakır,Van ve Mardin’de fark yedi.

Seçim sonucundan sonra Erdoğan İstanbul’da seçimi 13 bin 700 oy ile kazanan Ekrem İmamoğlu’na mazbatayı seçimden sonra ancak kamuoyu baskısı sonucu ,17 gün sonra İstanbul YSK il kurulu mazbatayı verdi.

İstanbul seçim sonuçlarını bir türlü kabullenmeyen Erdoğan ve ortağı İstanbul seçimlerinin iptali ve yenilenmesi için üç bavul belge ile YSK’ya baş vurdu.

Bununla kalınmadı YSK,KHK’lıların kazandığı 5 Kürt ilçe ve belde seçimlerini kazanan Belediye Başkanlarına  mazbata verilmeyeceğini,ikinci olanlara yani Akp’li adaylara  verileceğine karar vermesi ise tam bir hukuk garabetini yaşattı..

KHK’lı oldukları için mazbatası verilmeyen Başkanların aday olabilirsiniz kararını verenin de ,YSK olması hukuki olarak bir yere oturtamıyorsunuz.

Dileriz YSK, KHK’lılar için aldığı kararını İstanbul seçim sonuçları ile olumsuz bir karara dönüştürmez,eğer seçimlerin tekrarı doğrultusunda bir kararın altına imza atarsa YSK, ekonomik kriz siyasi krize dönüşürse bunun altından kimse kalkamaz.

Erdoğan ve ortağı KHK’lılar için  YSK’nın bu kararı karşısında hukuk açısından bir cümle söylememesi,buralarda seçimin yenilenmesini istemeyip de,İstanbul seçimlerinin iptalini ve yeniden seçime gidilmesini  istemesi, ne kadar samimiyetsiz olduklarını  göstermiyor mu?

Yandaş yazılı ve görsel medyanın manşete çektiği, kanallarının ilk haber olarak girdikleri ve dakikalarca ekranda canlı yayında dakikalarca Erdoğan’ın ortaya attığı ”Kızgın Demiri Soğutma” zamanı sözünün, ‘demokrasi ve hukuka’ dönmedikçe hiç bir geçerliliğinin olmadığının altını çizelim.

Kızgın demir güneşte veya ateşte ısınmadı Cumhur İttifakının edep dışı hakaret ve iftiraları ile ısındı..

Erdoğa’nın ve kankasının muhalefete illet-zillet diye başlayan yanlarında yer almayan toplumun her kesimi tehditler savurması,hedef göstermesi,hain,darbeci,terörist,hakaretini, iftiralarını  ve hukuksuz yaftalamalarınızı bu halk unutmadı ve ekonomideki krizde ortaya çıkınca, yerel seçimlerde  fişinizi çekti.

Ekonomik göstergeler krizin daha da derinleşeceğinin işaretlerini gösteriyor,kızgın demiri soğutarak bu krizden çıkamazsınız.

Türkiye ciddi bir ekonomik krize girmiştir krizi yaratanlar krizi çözemezler.

Hatırlatalım Erdoğan’da  2001 yılında  baş gösteren ekonomik krizin  sonucu  iktidara gelmişti.

Not:Ben bu yazıyı bitirdiğimde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara’nın Çubuk ilçesinde katıldığı Şehit cenazesinde  örgütlü bir grup tarafından yumruklu-tekmeli saldırıya uğradığı haberleri ajanslara düştü, bu saldırıyı nefretle kınıyorum.Bir de Hatırlatma yapalım: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir konuşmasında “ Valilere talimat verdim bundan sonra CHP İl Başkanları Şehit cenazelerinde protokolde  yer verilmeyecek diyordu”  işte Soylu’nun çağrısı gerçekleşti.

  • Abone ol