Liyakatı esas alan Suriye ile yaptığı Adana mutabakatından sonra, Uluslararası hukuku da Rusya Devlet Başkanı  Putin’den öğrenir mi?

Liyakatı esas alan dış politikada miyopluk yaşayıp,burnunun önünü göremeyip,   duvara toslar mı?

Liyakatı esas alan, bilime inan Eğitimi Tarkatçılara,Ekonomiyi  Diyanet İşler Başkanlığına  teslim eder mi?

Liyakatı esas alan,bilime inanan ekonominin bir bilim olduğunu yok sayıp, doların artışı karşısında onların doları varsa, bizim de Allah’ımız var, der mi?

Liyakatı esas alan bilime inan Diyanet İşler Başkanlığını (DİB) devlet protokolünde 52. Sıradan 10’cu sıraya çekip ,siyasete yön verir mi?

Liyakatı esas alan bilime inanan sosyal sorunları Diyanete ve Tarikatlara havale,eder mi?

Liyakatı  esas alan bilime inanan Din ve mezhep üzerinden,topluma format atmaya,çalışır mı?

Liyakatı esas alan,bilime inanan 68 üniversiteye  Rektör olarak  atadığı kişilerin uluslararası bir tane  makalesinin olmadığını, dikkate almaz mı?

Liyakatı esas alan bilime inanan  yönettiği bir ülkede   15 Hukuk fakültesinin dekanının, hukukçu olmamasını, önemsemez mi?

Liyakatı esas alan  ve bilime inanan Hukuk başka kanun  başka diye, hukuk dersi vermeye kalkar mı?Kanunlar hukukun,dalı budağıdır..Kanunsuz hukuk mu, olur?Kuralları kanunlar belirler.

Ülke gündemine giren ve girmeyenleri liyakat ve bilim üstünden, kısa bir  fikri takibini yapalım..

Liyakat ve bilime inanmayanların  yönettiği bir ülkede olayları ve sorunları anlamak ve anlatmak o kadar zor ki!.

Kanal İstanbul projesi muhalefet ile Erdoğan’ın ortaya koyduğu tezler birbirinin  zıttı bir zeminde tartışılıyor.

Erdoğan tek adam olmaktan aldığı gücü ve devlet imkanları üstünden muhalefetin Kanal İstanbul projesi üzerine bilimsel veri çalışmalarını  ve önerilerini yok sayıyor; isteseler de istemeseler de yapacağız diyor..

Hatta Erdoğan Devlet Su İşleri(DSİ) nin raporunu bile yok sayıyor.DSİ eğer Kanal İstanbul projesi uygulanırsa bu bölgede tatlı suların yüzde 70’nin kaybolacağını rapor ediyor ama,DSİ’nin raporundan  bunu çıkartıyorlar inanılır gibi değil ve bu iddiayı yalanlamadılar.DSİ’nin  bu raporunu  yok sayana ancak cahil cesareti denilir.

 Besleme basın Erdoğan’ın talimatı ile ülke gündemini Kanal İstanbul projesiyle tutup,toplumun gerçek gündeminden uzak tutmaya canhıraş devam ediyor.

İş cinayetleri haber olmaz mı?

2019 yılının iş cinayet raporu açıklandı; 1736  işçi iş kazası altında yaşamdan koparıldı ama besleme basında bu haber olmadı.

2019 yılında İş kazası altında ölen işçilerin 67’sinin çocuk,112’sinin göçmen mülteci işçilerden olurken,ölen işçilerin yüzde 98’nin  sendikasız olması da manidar.

2019 yılındaki  iş  cinayetlerini  protesto etmek için basın açıklaması yapmak  isteyen  beş kişiden oluşan  İş Güvenliği Meclis üyeleri, Ankara Kızılay’da  polis tarafından engellendi, gerekçe ise valilikten izin alınmamasıymış. Bu gözü kara insanlar polis oto aracının içinde bir kadın basın açıklamasını okuyarak  iş cinayetlerini kınadılar ve yetkililere önlem almaya çağırdılar.

Bu ülkede her gün 5 işçi cinayet ekonomisi sonucu öldüğünü,7 işçinin de sakat kalarak iş göremez duruma düştüğünü,besleme basın hiç görmez,muktedir ve çevresi de önlem almaz.

Akp’nin 17 yıllık iktidarında 22 bin 736 işçi iş kazası altında yaşamdan koparılırken,bu da besleme basında haber olmaz iken;muktedir iş cinayetlerini önemsemiyor bile  bu işin fıtratında var diyerek.Hak-iş’in Genel kurulunda sarı sendikanın delegeleri Erdoğan nerede işçiler orada diye, koro halinde slogan atıp   ayakta alkışlıyor.

Son yapılan araştırmalarda 38 kişiden 30 işçi işimi  kaybederim korkusuyla uykuya yatıyor,iş cinayetleri aklına bile gelmiyor yeterki   işim olsun.Bu veri Bekir Ağırdır’ın yönettiği KONDA şirketinin saha araştırmasından çıkıyor.

Sözde komşusu aç iken tok yatan bizden diyerek dinbazlık yaparak saltanat sürdürenlerin  17 yıllık iktidarlarında, dünya rekorlarını ellerinde bulunduruyorlar ama bunu da besleme basın haber yapmıyor.

125 bin makam aracı ile Türkiye dünya rekorunu elinde bulunduruyor. Sadece Partili Cumhurbaşkanımızın emrinde  268  lüks araç ve 13’te uçak var.

Almanya’nın  9 bin,Japonya’nın 10 bin,Fransa’nın 8 bin makam aracı var.İşte bundan dış güçler bizi kıskanıyor.

Türkiye AB’den uzaklaşınca demokrasi ve hukuktan da uzaklaştı.

Demokrasi ve hukuktan uzaklaşınca, liyakat ve bilimden de uzaklaşıyor.

Doğal olarak ta toplumsal sorunlarımızı  çözemiyoruz..

 Yoksulluk,yolsuzluk,işsizlik,pahalılık,iş cinayetleri,gelir dağılımında ki uçurum ve hukuksuzluk üzerimize karabulut gibi çöküyor ve bu da bizim değişmez kaderimiz oluyor.

Liyakatı esas almayan ve bilime inanmayan Muktedir ve etrafındakiler iktidar ömürlerini uzatmak için tek sarıldıkları ülkenin bekası,iç ve  dış düşman  güçler deyip,geçmişte kışla üzerinden topluma ayar çekenlerden farkları, cami üzerinden topluma format atmaya çalışıyorlar..

Ama, Liyakat ve bilime de yabancılaşıyorlar.

  • Abone ol