Elde doğru dürüst delil yokken, olmayan delilleri karartmak bahane ve endişesiyle TSK’nin komuta kademesinin önemli bir kısmı cezaevlerinde. Hem de icra ettikleri meslekle yakından uzaktan bağdaşmayan bir suçlamayla. Terör örgütü kurmak ya da terör örgütüne üye olmak.

                        Üstelik bu terör örgütü diğer örneklerin hiçbirisine benzemiyor. Öyle dağlarda filan devletin güvenlik kuvvetleriyle silahlı çatışmaya girmiyor. Masum vatandaşların köylerini basmıyor. Sivil halkı katletmiyor.

                        Ne mi yapıyor? Darbe yapıyor. Evet, sadece darbe yapıyor. Daha doğrusu darbe yaptıkları ya da darbe yapmayı tasarladıkları iddia ediliyor.

                        İyi de diyeceksiniz, öyle bir acındırdın ki duyan da darbeleri aklıyorsun sanacak. Ya da destekliyorsun… Ama yoooo, kazın ayağı öyle değil. Baskıcı yöntem ve tekniklere tevessül eden hiçbir ideoloji ve inanca asla ve kata tevessül etmem. Hatta insanı sevmiyorsam; bunun en büyük sebebi, darbeci gene sahip oluşundandır. Ama bu durum darbe karşıtlarının darbeye karşı olayım derken, başka bir darbeye yol açma ihtimaline yol açabileceklerini görmeme engel değil…

                      Gelelim meselemize. Ortada kesin bir delil var mı? Hayır, yani varsa hemen hükmü verin. Hükmü geciktirmek tutukluya zulümdür. Adalet, güvenirliğini yitirdiği anda biter. Adaletin olmadığı yerde ne bağımsızlık ve özgürlüğün tadı kalır ne de demokrasi denen şeyin önemi… Adalette standart sapmaya yol açabilecek böyle bir uygulamaya imza atmaya hiçbir adalet dağıtıcının hakkı ve yetkisi yoktur.

                      Hele ki varlık sebebi terörle mücadele olan biri için ispatlanıncaya kadar terörist muamelesi yapmak ordunun moralini çökertme darbesi olarak değerlendirilebilir. Tarih bugünü de yargılayacaktır günü gelince.

                      Ordu mensuplarının çoğu kaynağı belirsiz dinleme ve takip operasyonları neticesinde faka bastırılarak basına akseden sözde darbe planları neticesinde suçlanmaktadır.

                      Soruşturmanın ilk anlarında mantar gibi ortaya çıkan silah ve mühimmatın Amerika’nın NATO adına güya Sovyet yayılmasına karşı Anadolu’yu silahlandırmak için Özel Harp Dairesi’ne gizlettiği malzemelerden olma ihtimali de mümkün.

                      Dolayısıyla bu kadar sığ ve yüzeysel bahane ve jurnallerle ordunun komuta kademesini içeri atarsanız; deniz kuvvetlerinde olduğu gibi gemi yönetecek subayımız kalmazsa bunun memlekete ne faydası var izah edebilecek bir hukukçu var mı? Orduyu komutansız bırakmak da pusudaki meçhul birtakım anti laik darbelere imkân ve ihtimal oluşturmaz mı? Dolayısıyla subayların tamamını darbecilikle suçlayan kısır mantıkla düşünürsek; bu dahi bir nevi darbe zemin hazırlamaz mı?

                      Peki ordu darbe yapamaz mı? Yapabilir. Yapmaz mı? Yaptı da kaç kere… Bal gibi de yapar. Bütün ordular darbeye meyillidir. Dahası gücü olan bütün mihraklar potansiyel darbecidir.

                       Tanrısal güçlere sahip kılınmış birtakım sivil güçler de darbe yapabilir. Kim mesela? Anadolu’yu hallaç pamuğu gibi atan ve olağanüstü dinleme ve takip imkân ve kabiliyetleriyle teçhiz edilerek anakonda yılanı gibi başımıza bela edilmiş bir güç var ya… İşte o darbe yapabilir mesela. Nasıl bir darbe? Onu söylemeyeyim. Ama anti laik bir darbe olacağı belli.

                      Ha darbenin anti laik olanına darbe de demem günah da, derseniz yolumuz ayrılır. Bana göre darbenin ideolojisi ne olursa olsun yanlıştır.

                      Allah’tan var ya çevremizde bize alenen savaş açabilecek ekonomik ve askeri güce sahip bir devlet yok. Darbe çığırtkanlarının şansı varmış. Yoksa komutansız deniz kuvvetlerimizi darbe karşıtları sayesinde hallaç pamuğu gibi atarlardı.

                        

  • Abone ol