O kadar basit ver masum bir soru ki… Ucu açık ve belli kriterlere oturtulması yapısı itibariyle mümkün olmayan Mülakat Sınavları caiz mi değil mi? Kul haklarına girer mi girmez mi? Adalete olan güveni sarsar mı sarsmaz mı? Hepsi bu ya? Özgür düşünen, yaratıcı düşünen bir nesil oluşturalım sloganları atanlar, bunu ne zaman gerçekleştireceğiz? Daha sorulara cevap vermekte yetersiz kalıyoruz. Çıkmaz ayın son çarşambasında mı gerçekleşecek bu ütopik planlarınız?

        Ben bu sorunun cevabını Misakı milli sınırları içinde kimseden alamayacak mıyım? Sadece bir cevap istiyorum, o kadar. Haşa kimseyi yargılama gibi bir niyetim yok. Merak ediyorum sadece.

        Ağzı olan konuşuyor. Yılbaşı da bunun için en müsait zeminlerden biri ya. Ben de bıktım havanda su dövmekten başka bir şey ifade etmeyen polemiklere... Ham yobazların günah çıkarma kabilinden yılbaşı kutlamalarına sarmaları karşısında iki kelam etme ihtiyacım bu sebeptendir. Hepsi o kadar. Bilmem anlatabiliyor muyum? Mülakat sınavları dururken yılbaşı kutlamalarına çatmaları yobazların algı saptırmasından başka bir şey değil. Yılbaşı kutlamamış ve kutlamayan biri olarak söylüyorum bunu. Yani bir tarafım yok. Bilmem empatik düşünemeyenler anlayabilecek mi bu ince manayı…

        Ev sahibi kiracı, komşuluk ve aile ilişkilerinde, alış verişte, trafikte, sosyal medyada kısacası bilumum beşeri ilişki ve yaşantı diliminde birbirimize atmadığımız kazık yok. Güven hayatımızda en zor yaşanabilen duygular arasında yerini çoktan aldı. Neremizden bakılsa tutarsızlık...  Bir mobilyacı esnafından yediğim kazığın üzerinden daha iki gün geçmedi. Bu tür kul hakkı ihlalleri evimizin harcı olmuşken, neredeyse olmazsa olmaz bir gelenek haline gelmişken Don Kişot halüsinasyonuyla yılbaşı kutlamalarına saldırma hedef saptırma ve günah çıkarmadan başka bir şey olamaz. İtiraz etmeye yeltenenler neden bir ürün almak istediklerinde özellikle Alman ve Japon mallarını tercih ettiklerinin farkında olmayacak kadar hayatın gerçeklerinden uzaktalar demek ki.

        Hayatı sorgulamadıkları ve yaşadıkları hayatın gereceklerinden bihaber oldukları ayrı bir mesele… Özellikle olur olmaz yere düşünmeden, taşınmadan itiraz edenlere sözüm.  Yahu kardeşim madem Noel diye aşağıladığınız geleneksel yılbaşı kutlamalarına bu kadar karşısınız da sizin gibi yılbaşı düşmanı muhafazakar ve vatan millet Sakarya erbabını yaptığı binalarda deprem olduğunda neden kendinizi balkondan atıyorsunuz? Gavur Japon, Koreli ya da mesela Alman deprem esnasında hiç istifini bozmuyor. Yoksa sizin iddia ettiğinizin aksine onlar cennetlik olmasınlar. Öyle ya kendini dışarı atmaya çalışanlar bana göre hayatları boyunca yediklerihaltların farkında olarak tövbe edecek zaman kazanmak için kendilerini camdan, balkondan atmaktalar.

        Gelelim soruma. Mülakat sınavları kul hakkına girer mi girmez mi? Açık seçik cevap almak istiyorum. Bunu da doğal olarak diyanetten bekliyorum. Bugüne kadar sorumu yöneltmediğim yer kalmadı. Hiçbirinden istediğim değil, hiçcevap alamadım. Çünkü hiçkimse belki de dünyalık çıkarlarını kaybetmeme ya da Tanrısal adaletten daha muteber gördükleri mahfillerden korkuları sebebiyle cevap vermeye yanaşmadı.

        Bu durumda sade bir vatandaş olarak ben ne yapayım? Ağzımızı açtığımızda demokrasiden dem vuran bir toplumun fertleri olarak bu kadarcık bir talebimiz makul görülmeli değil mi? 

        Vatandaş olarak günlerce, hatta haftalarca çalışıyoruz. Sonra ne oluyor? Bütün emeklerimiz torpille makamlarına tünemiş bir avuç komisyon efendisinin iki dudağı arasında heba olup gidiyor. Reva mı şimdi bu?Bu affedilmeyen tek günah olan kul hakkı ihlali demek değil mi?Hepsinden önemlisi caiz mi?

Öyle ya da böyle soruma muhatap bulamadım. Ne yapayım şimdi ben. Papaya mı sorayım?

 

       
 

  • Abone ol