Herşey ne kadar kolaydı;sağcımısın,solcumusun diye sorduklarında verilen cevapla işin içinden sıyrılıyorduk.Ben ne sağcıyım,ne solcuyum diyenlere de iyi gözle bakılmazdı.Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra tüm siyasi kavramların içi boşaldı,anlamsızlaştı ve hayatı okumaya yetmedi.O güne kadar hepsini bir torbaya sokarak kavramları çarpıtanlar veya o torba içinde olup da gerçekte siyasi kimliğinin ne olduğunun bilinmediği kişiler ve guruplar,torbanın ağzı açılıp ortaya yayılınca çıplak gerçeklerle yüzyüzekaldılar.Düne kadar yan yana yürüyenlere baktığımız ,bugün birbirlerine kurşun atacak duruma gelmeleri bazılarını şaşırtıyor. En küçük kasabalarda bile siyasi oluşumlar birbirlerini yok etmek için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar.Heyhat! bakıyorsun birde ne görüyorsun,dün kavga edenler sarmaş dolaş olmuşlar.”Yahu hocam daha ne istiyorsun barış hasıl olmuş,kavga sürse daha mı iyi olacak” diye soracağınızı umuyorum.Nerde ; barış falan olmamış olan ne peki; dün kavga edenler şimdi birleşip aynı uslupla kavga edecek birilerini bulmuşlar,yani anlayacağın kavga devam ediyor,aslında kavgayı sürekli gündemde tutanlar aynen yerli yerinde dururken,sahnedeki oyuncular değişmiş hepsi bu.

           Şimdi ise yeni bir oyun tezgahlayıp sahneye çıkarttılar.2002 den bu yana 3 genel seçimi üst üste kazanan ve gelecek yerel seçimlerde de kazanma şansı bulunan iktidardan nasıl kurtuluruz sorusuayanıt aramaya başladılar.Gerçi bende bu iktidardan kurtulmak istiyorum; çünkü hala düşünce özgürlüğünden dolayı insanlar hapiste, faili meçhullerin faillerinden hesap sorulmuyor, asgari geçim ücreti çok düşük, milyonlarca insan açlık sınırında yaşıyor, hergün onlarca kadın katlediliyor,iş kazalarında ölenlerin sayıları binlerle ifade ediliyor, Kürt barış girişiminde adımlar atılmıyor, seçim kanunu,siyasi partiler yasası,YÖK,RÜTUK yasası gibi yasalar değişmedi,ihale yasası AB ölçeğinde değil,hala 12 Eylül Anayasasıyla yönetiliyoruz, daha bir sürü gerekçeler ilave edebilirim.Bu sorunların çözümünde baş sorumlu tabii ki hükümet.Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir söz vardır.Yukarda saydığım bazı sorunları hükümet çözmeye kalkıştığında söylermisiniz bana; Ana Muhalefet partisi ve diğerleri (BDP hariç) hiç destek verdiler mi?Hep karşı çıkmadılar mı? Ya şeriat gelecek,ya ülke Kürtler’e teslim edilecek,ya da sivil dikta kurulacak diye.Bazılarımız da buna inandı, inanmıyanlara da dönek ve hain diye saldırdılar.Artık şu noktaya gelelim; ülke sorunlarını kim çözmek isterse ona destek verelim, verelim ama eleştirilerimizi yapalım.Bizim sorun olarak gördüklerimiz birileri için beslenme kaynakları olduğunu unutmayalım.Ben Kürt sorununun çözümünden yanayım; peki silah satanlar ve komisyoncuları çözülsün istermi?.Ortadoğu petrollerini kontrol edenler bölgedeTürkiye’nin güçlü olmasını isterler mi?(Kuzey Irak petrolünün güzergahının  değişmesi için baskı yapıldı) Ben asgari ücretin AB seviyesinde olmasını istiyorum; peki yıllarca işçileri köle gibi çalıştıranlar bunu istermi?, işte bunlara karşı çıkarken ne diyecekler, diyecekleri hiçbir şey kalmayınca başladılar yolsuzluk var, rüşvet var soygun var demeye.Peki bunu kime dedirttiler,12 yıldan bu yana iktidarın tüm nimetlerinden yararlananlara.(Düzce’de sağınıza solunuza bakın 12 yılda neler kazandıklarını göreceksiniz.) Muhalefet için bulunmaz bir fırsat hemen üzerine atlanıldı (Balbay 6 ay önce Sonbaharı bekleyin demişti.) ve tepinmeye başlandı,birbiri ardına yayınlanan kasetler,tapelervs.Bombardıman karşısında şaşkına döndürülen halk kendine gelmeden iktidar yıkılacak ve ülke düzlüğe çıkartılacaktı.Hesapta olmayan iki meseleyle karşılaşıldı.Birincisi hükümetin sarsılmasına rağmen dik duruşu(27 Nisanda olduğu gibi)ikincisi Kürt hareketinin bu darbeye destek vermemesi(Öcalan; yangın yerine benzin taşımayız dedi.) işlerin bozulmasına neden oldu.Gerçiherşey düzelmiş değil, bu kavga devam edecek.Zannediliyor ki kavga Cemaatle AK Parti arasında keşke öyle olsa, kavga Türkiye’nin değişimine karşı çıkanlarla,değişimden yana olanların kavgası.28 Şubat’taki Fadime Şahinler,Müslümhoca,Aczmentliler nerde şimdi. Artık görsellikten iletişim çağına geçtik dinlemeler,tapeler dönemi.

        Geçen hafta bir yayın organının organizasyonuyla düzenlenen panele Prof.Dr.Mehmet Altan bey konuşmacı olarak geldi.1980 lerin sonundan bu yana takip ederim.2.Cumhuriyetin savunucularından, sanki bende onun Düzce temsilcisi gibi olarak bilinirimdim ve bu yüzden bayağı “övgü” aldığım oldu.Merakla konuşmasını dinliyorum,birde ne göreyim tanımasam ya Emin Çölaşan geldi yada Yılmaz Özdil geldi zannederdim.Bizim 2.Cumhuriyetçi arkadaş gitmiş yerine 1.Cumhuriyetçi arkadaş gelmiş.Beni yaralayan şu sözlerini de toplantı bitince yanına gidip, biraz da öfkeli bir halde yüzüne karşı itirazımı haykırdım.Neydi o sözleri;”Bu dönem 12 Eylül rejimini aratır hale geldi.” Bunu duyunca aklıma Napolyon’un bir hikayesi geldi.Muharebeyi kaybeden komutanı sorguya çeken Napolyon soruyor,neden kaybettik diye.Komutan; efendim bir takım eksiklerimiz vardı deyince, söyle bakalım diyor.Bir barutumuz yoktu,İki der demez dur diyor başka bir şey söyleme diyor.O hesap Mehmet Altan bunu diyorsa başka bir şey söylemesine gerek yok.(Mehtap TV.de yıllarca proğram yapmasının borcunu mu ödeyor demek istemem ama) Daha düne kadar statükoya karşı tavır koyanlara ne olduysa olduysa oldu, statüko savunucusu oldular.Doğal olarak bunu açık yüreklilikle dillendiremedikleri için üstü kapalı Erdoğan karşıtlığı üzerinden gerçekleştiriyorlar. Ne zamandan beri; Barışın gerçekleşmesinin ortaya çıkmasıyla. O zamana kadar kamuoyunda sol liberal olarak bilinenler sanki akıl tutulması yaşayarak ulusalcı çizgiye geçiverdiler. İşin ilginç yanı düne kadar onlara küfredenler de, ıkına sıkıla onları desteklemeye başladılar.Sürekli olarak siyasi anlamda ayrışmalar yaşıyoruz. Daha önce yazdıklarımda ve konuşmalarımda şunu özellikle belirtmiştim.”İslam’cılar,Kürt’ler,sosyalistler,demokratlar, Alevi’ler ve liberallerin ittifakı olmadan Türkiye’de demokrasi kurulamaz.Bu nedenle sürekli olarak Kürt hareketini alana çekmeye çalışıyorlar, son günlerde de HDP’ye saldırılar yoğunlaşması hayra alamet değil.

     Görünen o ki; seçimlerden sonrada bu çatışma devam edecek gibi, ok yaydan çıktı. Hükümetin bu kaostan tek çıkış yolu; daha çok demokrasi, daha çok demokrasi paketleriyle yarasaların gün ışığına çıkmalarını sağlamak, ayrıca iddia edilen yolsuzlukların hesabını sormak, suçlu olanların cezalandırılmasını sağlamaktır.Paralel yapı denilerek derin yapının gözden kaçırılmamasına dikkat etmek.

  • Abone ol