Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ


08.04.2013 - Bu Yazı 3559 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dün (04.04.2013) bir grup BDP’li Öcalan’ın Halfeti’nin Ömerli köyünde doğduğu evi ziyaret etti ve ziyaretçiler dönerlerken kutsal olduğuna inandıkları evin etrafından toprak da aldılar. Daha önceki yıllarda da aynı şeyi yapmışlardı. Yanlarında kutsal toprak olduğu halde dönüş yolunda büyük bir kaza geçirdiler.

Öcalan’ın doğduğu evin çevresinden toprak alarak bunu öpüp başlarına koyan Kürtler kategorik olarak ateist olamazlar. Bu nedenle “Şafiî Kürtlerin bir kısmı Öcalan’ın hidâyete eren veya hidâyete vesile olan, sahib-üz-zaman bir kişi olduğuna inanıyorlar” gibi bir sonuca ulaşıyoruz. Başbakan Erdoğan’ın bir önceki gün Taha Akyol’la birlikte Öcalan’ın hidâyete ermesi ihtimalini alay konusu yaparak gülmesi Şafiî Kürtlerin en azından bir kısmı üzerinde herhangi bir etki bırakmamış  demek ki.

Son yıllarda toplum içinde dini inanç çok büyük bir önem kazandı. Evrim teorisini savunmaya kimse cesaret etmiyor artık. Şafiî Kürtlerin bir kısmının Öcalan’ın evinin etrafındaki mikroplu  pis topraktan keramet umarak  öpüp alnına koyması, sonra bu kirli toprağı bezlere koyarak alıp gitmesi Dr. Samuel Ting’in detektörünün karanlık maddenin varlığına dair keşfettiği verilerle hiç uyuşmuyor.

Her şeye rağmen, Türk seçmenin ahlaki ve entelektüel gelişmişlik düzeyi çok farklı olmadığı için Öcalan’ın müridi Şafiî Kürtleri özel olarak eleştirmeyi gereksiz buluyoruz. Cüppeli Ahmet Hoca’nın müritleri daha mı ilerideler? Hayır. O halde Şafiî Kürtlere haksızlık yapmamalıyız.

“Hiçbir taviz verilmediği halde birden silahların bırakılmasına karar veren Öcalan sizce neden barış yanlısı oldu?” sorusuna gülerek “Belki hidâyete ermiştir” diye cevap veren Tayyip Erdoğan’ın -ki zatı şahaneleri big bang armatör Bilal Bey’in pederleri olurlar- döne döne anlattığı 12 kanallı televizyon hikayesi bana 1925 yılında Diyarbakır’da Şeyh Abdullah Efendi’ye devlet adına teklif edilen tavuğu ve 1983 yılında Ankara’da idam edilen Levon Ekmekçiyan’a verilen yemek ve elbiseleri hatırlattı. Program boyunca Erdoğan çok zorba, çok çirkin, çok aşağılayıcı bir dil kullandı.

Şeyh Abdullah Efendi nazik, saygılı ve onurlu bir insanmış. Devlet erkanı onu evinde kendilerine verdiği ziyafetlerden tanıyormuş. “Hakikaten muhteşem ziyafetler verdiniz” der hücresini idamından az önce ziyaret eden yüksek rütbeli bir görevli. Şeyh Efendi mahcup bir biçimde “Elimizden geleni yapmaya çalıştık” der.  Misafirperverliğine karşı olacak ki idam edilmek üzere olan Şeyh Efendi’ye “canının kızartılmış bir tavuk” isteyip istemediği sorulur. Nazikliğinden “Zatı aliniz uygun görürse olur” diyen Şeyh Efendi’ye “Artık o günler geride kaldı, birazdan asılacaksınız” der görevliler.

Levon Ekmekçiyan’ı asılmadan önce 1983’te televizyona çıkardılar. Üstündeki cici gömleğin ve pantolonun kim tarafından alındığını sordular. Levon Ekmekçiyan verdiği pantolon ve gömlek için Türk devletine çok teşekkür etti. Sonra Ermeni Ekmekçiyan’a yemeklerin nasıl olduğunu ve karnının doyup doymadığını sordular. Levon Ekmekçiyan karnını güzel yemeklerle doyurmasını sağlayan alicenap devlete bir daha teşekkür etti. Levon Ekmekçiyan’ı bir gün sonra boğarak öldürdüler.

12 kanallı televizyon sahibi Öcalan ise “mesiah” ilan edildi. Mesiah veya Mandela, ne fark eder! Ömerli’deki mikroplu pis toprağı öpen zavallı Kürt kadınlarının tutumu üzerinde değil, öncelikle Bülent Arınç, Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Ertuğrul Kürkçü, Ufuk Aras, Oral Çalışlar, Altan Tan, Sırrı Süreyya Önder, Aysel Tuğluk, Gülten Kışanak, Ahmet Türk, radikal solcular, Radikal gazetesi, Taraf gazetesi, İHD yöneticileri, Alevi örgütleri, Dersim dernekleri, barış yanlısı sosyetik hanımlar tarafından sergilenen tutum üzerinde durmak gerekir.

Bülent Arınç bir süre önce Öcalan’ın aslında öğrenciliğinin ilk yıllarında namazında-niyazında zararsız biri olduğunu, bir takım şeytani güçler tarafından yoldan çıkarıldığını söyledi. Liberallere göre Kürt realitesini tanımak lazım. Realiteyi tanıyınca Mandela’sını tanımak mantıki bir zorunluluk oluyor. Radikal solculara ve İHD’ye göre Öcalan Kürt özgürlük mücadelesinin önderidir. Alevilere göre de öyledir. Dersimli derneklere göre de öyledir. Pelin Batu, Oya Baydar gibi sosyetik hanımların Öcalan’ın şahsiyeti hakkında yaptıkları şahsi değerlendirmeleri bir türlü bulamadım. Apo daha çok edebi yeteneklerini kullanarak onları gözyaşlarına boğdu galiba ve ben büyük bir talihsizlik eseri olarak tam o anda ortaya çıkıp “Papa Lazarou sizi aldatıyor, konuştuğu bir dil değil, anlamı olmayan sesler çıkarıyor sadece” dedim. Alevi örgütleri ve Dersim dernekleri “Sayın Öcalan memlekete demokrasi getirirken lütfen bizi unutmayınız!” dediler.

Sonuç olarak ağır bir “anomie” hali yaşıyorum. Derin devlet-MHP faşizmine karşı çıkarken bu hallere mi düşecektik? Sözde ilerici kesimin değerlerine değer vermiyorum artık. Daha doğrusu bu değerleri onur kırıcı, mide bulandırıcı, suicidal buluyorum.

Toplumun değer sistemini, ahlakını reddettiğim için yalnızlığım kaçınılmaz oluyor. Değerleri çiğneyen benim çünkü.

En çok da Alevi örgütlerine kızıyorum. Öcalan gibi bir şahsa yalvararak “Sayın Öcalan müzakere masasında bizi şefaatinden, demokrasinden mahrum eyleme!” diyorlar.

Alevi örgütlerin başındakiler çoğunlukla eski devrimcilerdir. Türk devrimini yapacak olan teorik kuvvetlerden yüz bulamayınca Alevi köklerini hatırlayarak ateist oldukları halde Alevi örgütlerinin başına geçtiler. Yoksa mazlum Alevilerin en düşkünü bile özgür iradesiyle bu hale düşmezdi. Alevileri kullanarak siyasi bir güç olmaya, bir yerlere ulaşmaya çalışıyorlar. Öcalan’a yakınlık duymaları bundandır.

Bendeniz ateistim. Lakin Dersim’in otantik  Aleviliğine büyük bir saygı duyuyorum. Bilime, rasyonalizme, hümanizme hem dogmasında hem pratiğinde bundan daha yakın duran başka bir din yoktur. Ne yazık ki onu yok ettiler. Gülünç karikatürleri dolaşıyor ortalıkta şimdi. Kalpsiz, dilsiz, muhabbetsiz, şiirsiz, sazsız, eklektik, uyduruk, içeriksiz...

Kırılmayı kabul ederlerdi de, muhannettin kapısına asla varmazlardı bizimkiler.

Şemdin Sakık’ın “Apo” kitabından aktarılan bazı bölümleri okuduğumda “Acaba burada yazılanlar hakkında Selim Çürükkaya ne diyor?” diye çok merak etmiştim. Selim Çürükkaya’nın Şemdin Sakık’ı en büyük Kürt generali olarak gördüğünü, Türk devletine teslim olmasının Kürt tarihinin en büyük trajedilerinden biri olduğuna inandığını daha önceki yazılarından biliyordum. Apo Ho Chi Minh olmadığı için Şemdin Sakık General Vo Nguyen Giap olamamıştı. Ancak ondan aşağı kalır bir yanı yoktu.

Selim Çürükkaya “[Şemdin’in] kitabını okuyup bitirince her şeyi öğrenmiş oldum.
 İki cümle ile özetlememi isterseniz: 
Şemdin’in Öcalan hakkında yazdığı her şey doğrudur.
 TC ve Mustafa Kemal hakkında söylediği her şey yanlıştır” diyor. (Bkz.http://www.rizgari.com/modules.php?name=Rizgari_Niviskar&cmd=read&id=434).

Şemdin Sakık kitabında Öcalan’ın işlediği iğrenç suçları anlatırken bir yerde şunları yazıyor:

“1997 yılının baharında MED-TV kanalının bir muhabiri onunla röportaj için Şam`a gelmişti. Röportajda: 'Bu alçak Selim, zar zor namusumu kurtardım diyor, `namusum` dediği kadınıdır. Ulan, aşağılık adam, o kadının kaç kez altımdan geçtiğini biliyor mu? Kalkmış utanmadan `namusum` diyor. Namusunun içine ettim içine!´ sözleri ibret vericiydi.”

“Selim Çürükkaya`ya dönük bu mesajdan sonra bile, kendini alamadı. Orada bulunan militanlarına dönerek: `Ne öyle mecnun gibi bakıyorsunuz? Hepiniz Selim gibisiniz. Varsa karınız, sevgiliniz, bacınız ben hepsine ettim. Var mı bir itirazınız? Namus sahibi olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Koruyun bakalım namusunuzu benden. Koruyabilecek misiniz?` diyerek ibretlerine ibret eklemişti.”

Selim Çürkkaya yukarıda anlatılanları köşesine aktararak gerçeği yansıttığını söylüyor.

İşte bu yüzden ne diyeceğimi artık bilemiyorum.

Mehdi Ömerlili Abdullah Efendi’de halo-effect yaratan bir maharet olmalı...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

Facebook Yorumları

Kod8
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8