Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

Alevilik


20.04.2013 - Bu Yazı 11141 Kez Okundu.
Yorum : 4 - Onay Bekleyenler : 0

 Alevilik kendi başına bir din mi, yoksa İslami bir mezhep mi?

Bu soruya, örneğin, “Evrim teorisi yanlış mı, doğru mu?” sorusuna verilebilecek cevap türünden bir cevap verilemez. Evrim teorisiyle ilgili soruya “Evet doğrudur, evrim teorisi bir gerçektir, bunun sayısız kanıtı vardır” şeklinde bir cevap verebilirsiniz; “Alevilik İslam’ın içinde midir, dışında mıdır?” sorusuna ise kategorik olarak bilimsel bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü cevap içinde her zaman sübjektif bir unsuru taşır.  Elle tutulur verilerden bağımsız olarak, inanç sahipleri bu ilişki hakkında ne diyorlarsa onu doğru olarak kabul etmek zorundayız.

Her şeyden önce Alevilik bir tekst dini değildir. Alevilerin “frame of reference” olarak kullandıkları tekstler yoktur. Alevilik tamamen sözlü geleneklere dayanan bir dindir.

“Alevilerin taptıkları, kutsal kitap olarak kabul ettikleri bir tekst var mı?” şeklinde bir soru sormanız halinde elbette  bazı Aleviler bu sorunuza “Evet, vardır” diye cevap verirler. Onlara göre bu tekst Kuran’dır. Bu grup Alevi’ye “Kuran ile Sünnilerin elindeki kutsal kitabı mı kastediyorsunuz?” şeklinde ikinci bir soru sorduğunuzda, “Hayır, o tahrif edilmiş Kuran’dır. Gerçek Kuran başkadır” şeklinde bir cevap verirler.

“Peki gerçek Kuran nerede, hangi dilde yazılmış, kaç ayet ve sureden oluşuyor?” şeklinde bir soru sorduğunuzda, sorunuza bir cevap alamazsınız. Araştırmanız burada tıkanır.

Aleviliği İslam’ın dışında bağımsız bir din olarak gören Aleviler de vardır. Onlara göre Alevilik ile İslam arasındaki tarihi bağlantılar çok önemli değildir. Alevilik İslam ile olan tarihi zayıf bağlarına rağmen bağımsız bir dindir.

Alevilik-İslam  ilişkisi tüm tarihsel gerçeklere rağmen tabiatı gereği sübjektif olan bir yorumlama, anlam verme meselesi olarak görülmelidir. İnanç sahipleri sonuçta hiçbir tarihsel gerçeği kabul etmek zorunda değildirler. İnanç sahibi insanlar, dindarlar, yani Aleviler inanç sistemlerini istedikleri biçimde tanımlama hakkına sahip oldukları için akademik araştırmacılar tarihsel gerçeklerle uyuşmuyor olsa da sonuçta  Alevilerin yorumunu esas alan bir tanımlama yapmak zorundadırlar. Akademik araştırmacılar Aleviliği kendilerine göre tanımlayabilirler şüphesiz, ama asla Aleviliği bilim veya akademik araştırma adına Alevilerin tümü veya bir kesimi için tanımlayamazlar.

Akademik araştırmacılar Alevilerin tümüne veya bir kısmına  hitaben  “Alevilikten şunu anlamalısınız” gibi bir şey söyleyemeyecekleri gibi, Alevilik hakkında aynı şeyi harici bir topluluğa da söyleyemezler. Yalnızca “Şu araştırma yöntemini kullanarak yaptığımız bir araştırma neticesinde şu sonuca ulaştık” diyebilirler.

Sübjektif yahut dinsel bir inanç grubunu fiziki nesneleri inceler gibi inceleyemezsiniz. Grubun referans çerçevesinden yapılan atıfları bilmeniz gerekir. Atıflar grubun (dini) gerçeklerini meydana getirir. Bazen bu atıflar konusunda inanç grubunun içinde de ciddi farklılıklar doğar.

Türkiye’de Alevilik üzerine kitap yazanlar çoğu kez essentialist  bir zihniyetle Aleviliği kendilerine göre tanımlıyorlar ve bu nedenle kitap sayısı kadar Alevilik tarifi ortaya çıkıyor.

Alevi yazarlar en azından Alevi olmadıklarını bildikleri yazarları sırf bu nedenle diskalifiye etmek istiyorlar. Onlara göre Alevi gibi yaşamayan insanlar Aleviliği bilemezler. Tıpkı yarasayı inceleyen bilim adamının yarasayı  tüm fiziksel, biyolojik özellikleriyle tarif ederken yarasa olmanın nasıl bir duygu olduğunu asla bilememesi gibi.

Alevi yazarların “Bizi yalnızca biz biliriz” argümanı geçersizdir. Bilimsel araştırma her türlü sosyal ve kültürel sorunun incelenmesi bakımından da en iyi, en güvenilir yöntemdir. Hiçbir sosyal yapı veya inanç sistemi bilimsel yöntemin yetersiz kaldığı bir enigma olarak görülemez. Hiçbir gerçeğe dayanmayan kendi tanrı hikayenizi istediğiniz gibi tanımlamakta serbestsiniz. Ciddi akademisyenler size “Dininizi yani sübjektif inancınızı şöyle tanımlamanız gerekir”  demezler.

Özetle, Türk proletaryasından umudunu kesmiş ve Alevilerden komüncü bir kuvvet yaratmaya çalışan eski Marksist yazarların eserleri Rıza Zelyut gibi Türk ırkçılarının eserleri kadar akademik kaliteden uzak  eserlerdir. Propagandacılarla  akademik araştırmacılar arasında ciddi bir fark vardır.

Dersim Aleviliği otantik bir yapıya sahiptir. Sünni İslam ile ilişkilerde Dersim Aleviliği her zaman başını dik tutmuş, kendisine saygısını muhafaza etmiş ve öz güvenini hiç yitirmemiştir. Asla “apologetic” olmamıştır. Meşruiyetini, efsanelerini, dogmasını, ritüellerini Sünnilerle asla apologetic, mahcup, özür dileyen, kabul arayan bir havada tartışmamıştır. “Senin inancın sana, benimkisi de bana! İnancım hakkında ne düşündüğün hiç umurumda değil” şeklinde tasvir edilebilecek bir tutum almıştır.

Uzun yıllar boyunca sözde laik Kemalist devlet ve Sünni toplum tarafından aşağılanan, sorgulanan, alaya alınan, inananları katliamlardan geçirilen Alevilik üzerindeki baskılar kısmen ortadan kalkınca, Dersim bölgesi dışında Aleviler her yerde apologetic tartışmalar yapmaya başladılar. Özellikle Sünnilerle yapılan “Hakiki İslam, İslam’ın beş şarttı” vb. gibi tartışmalar Aleviliğin integritesine ciddi zararlar verdi. Beş vakit namaz, ezan, camiler, Ramazan, Kurban bayramı, Kuran, Hadisler, yaratılış hikayesi, fıkıh, şeriat tartışmaları altında ezilen Aleviler çoğu kez ne diyeceklerini bilemediler. Anadolu’daki sözlü geleneklere dayanan inanç sistemi tüm özgürlükçülüğüne, hümanizmine ve hoşgörüsüne rağmen ritüelleri, kutsal tekstleri ve Arapça bilen hocaları  bol olan zorba, bilim ve rasyonalizm düşmanı Sünnilik karşısında ezildi.

Kimse Alevilerden modern bilime, evrim teorisine sarılmayı da beklemiyordu şüphesiz. Sonuçta dindar insanlar bunlar.

2005 yılında yapılan Eurobarometer  anket sonuçlarına göre toplam nüfusun yalnızca % 27’sinin bugünkü insanoğlunun daha evvelki devirlerde yaşayan bir memeli hayvan türünden türediğine inandığı bir ülkede entelektüel gelişmişlik düzeyi çok yüksek sayılmaz. Bu oran pek çok Batı Avrupa ülkesinde % 70’in üzerindedir.[1]

1930’lu yılların faşist felsefesinin çok ciddi bir kitle desteğine sahip olduğu tek Avrupa ülkesi Türkiye’dir. Kemalist diktatörlük laiklik adına Sünni İslam’ı kendine göre yorumlayarak onu devlet dini yaptı. Bilim sevgisi Türk ırkçılığıyla harmanlanarak çok sevimsiz kılındı ve ne idüğü belirsiz bu sevgi gerçek bir ilerleme sağlamadı.

2013 yılında Darwin’in kürsüsü Cüppeli Ahmet Hoca’ya verildi. Fazıl Say’a ise Ömer Hayyam’ın mısraları nedeniyle hapis cezası verildi.

Bir Bektaşi derneği başkanı Diyarbakır’dan Mehdi Ömerlili Abdullah Efendi’ye hürmetlerini bildirdi.

AKP’nin nevi şahsına münhasır sayısız açılımına rağmen geleceğimiz pek parlak gözükmüyor.

 

  [1] Dawkins, R. (2010) The Greatest Show on Earth- The Evidence  for Evolution (s.434)London: Black Swa

.

Facebook Yorumları

Kod8
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
4 0
Eyüp Zengin 12.09.2013 - 08:20:30
Mehmet bey yazınızı hangi amaçla yazdığınızın bilincindemisiniz?sorusuyla başlayacak olursak Başka bir innaç sahiplerine inancıni bilmeyen birileri tarafından öğretilme çabası artniyetle algılanırki bende de bu düşünce oluştu.Sünni yolda binlerce ayrı kollar olduğu hepimizin malumu. Gerek uygulama gerek düşüncede.Durum bu ise bu sünni kardeşlerimize İslam dışı gruplar mıdir demek gerekiyor.insanların düşünce ve ınancıbireyseldir.İkinci şahıslarin yorum ve düşncelerine aleni açık değildir?Yaradan bunu böyle bildirmiş.......
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%45,34
Eyüp Zengin 12.09.2013 - 08:19:03
Mehmet bey yazınızı hangi amaçla yazdığınızın bilincindemisiniz?sorusuyla başlayacak olursak Başka bir innaç sahiplerine inancıni bilmeyen birileri tarafından öğretilme çabası artniyetle algılanırki bende de bu düşünce oluştu.Sünni yolda binlerce ayrı kollar olduğu hepimizin malumu. Gerek uygulama gerek düşüncede.Durum bu ise bu sünni kardeşlerimize İslam dışı gruplar mıdir demek gerekiyor.insanların düşünce ve ınancıbireyseldir.İkinci şahıslarin yorum ve düşncelerine aleni açık değildir?Yaradan bunu böyle bildirmiş.......
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,64
Eyüp Zengin 12.09.2013 - 07:55:33
Mehmet bey yazınızı hangi amaçla yazdığınızın bilincindemisiniz?sorusuyla başlayacak olursak Başka bir innaç sahiplerine inancıni bilmeyen birileri tarafından öğretilme çabası artniyetle algılanırki bende de bu düşünce oluştu.Sünni yolda binlerce ayrı kollar olduğu hepimizin malumu. Gerek uygulama gerek düşüncede.Durum bu ise bu sünni kardeşlerimize İslam dışı gruplar mıdir demek gerekiyor.insanların düşünce ve ınancıbireyseldir.İkinci şahıslarin yorum ve düşncelerine aleni açık değildir?Yaradan bunu böyle bildirmiş.......
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,57
faruk gunes 23.04.2013 - 20:58:28
sayın mehmet yıldız sizi yeni tanıdım ve diğer yazılarınızı da beğeniyle okudum.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,08
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8