Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

Kalbim çat diye dursa...


16.07.2013 - Bu Yazı 2010 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Öcalan evlenmeli, eve hapsedilmeli ve akan kan durdurulmalıdır

AbdullahÖcalan 1999’da Türk devletine teslim edildiğinde öldürülebileceğinden çok korkuyordu. Teslim edildiği devlet görevlilerine derhal “Hizmetinize hazırım” dedi. Feribota bindirildiğinde korkudan dizleri tutmuyordu, bacakları titriyordu, yürümekte zorluk çekiyordu. Gözbağını açtıklarında en masum bakışlarla çevresini gözledi. A. Öcalan ilk kez kameralar karşısında bu kadar mahzun, bu kadar masum, bu kadar çaresiz, bu kadar ürkek, bu kadar korkak bakıyordu.

İmralı’da zamanla ölüm korkusunu yenerek pazarlık masasına oturunca ilkin “Yerim dar” dedi. Sonra “Penceremi küçülttüler” dedi.  Daha sonra “Cildim kaşınıyor, gözlerim yaşarıyor” dedi. Bir ara sürekli bir biçimde “Yalnızım” dedi. “6 hükümlü geldi ama ben onları demek istememiştim, yalnızlığım hâlâ sürüyor” dedi.“Kalbim çat diye durursa sonra size ne olur?” diye sordu. Masadaki herkes çok korktu. Taraflar sararmakta birleştiler; “Ağzını hayra aç, o ne biçim söz?” dediler. “Öcüler beni götürürlerse barış süreci zınk diye durmaz mı?” dedi.Müzakereciler yutkunmaya başladılar. “Ev hapsi istiyorum” dedi. “Evlenmek ve aslında serbest kalmak istiyorum” diye devam etti.

Öcalan bir tek kendini düşünüyor, fütursuzdur, utanmıyor, çekinmiyor.Var yok kendidir, önemli olan kişisel ihtiyaçları ve arzularıdır.

PKK ve BDP’ye göre bunda anormal bir şey yoktur. Ulusal kurtuluş mücadeleleri kimsenin önceden tahmin edemeyeceği bir mecraya girmiş ve böyle bir hal almıştır.

Bendenize göre silahların susması, akan kanın durması için bu büyük bir fırsattır ve asla kaçırılmamalıdır. Öcalan evlenmeli, ev hapsine alınmalı ve akan kan durmalıdır.

1999 yılından itibaren  Kürt sorunu bir Öcalan sorununa dönüşmüştür. PKK yanlısı Kürtlerin Kürt sorunu dedikleri şey Öcalan sorunundan ibarettir.

Silahlı çatışmalar bu yüzden oluyordu. Devlet yetkilileri belli bir aşamadan sonra asmayı asla düşünmedikleri Öcalan’ın evlenmesine yahut ev hapsine girmesine müsaade etselerdi, 1999’dan sonra PKK silahlı eylemlerde bulunmazdı. Ne asker ne de PKK mensupları öldürülmüş olacaklardı.

BDP’liler her fırsatta “42 bin ölümüz ve 17 bin failli meçhulümüz var” diyorlar. Neden Kürt sorununu bir Öcalan sorununa indirgediklerini ise hiç açıklamıyorlar. Her şeye rağmen olaylara retrospektif bir açıdan bakarak “Vay anasını, demek ki her şey bunun içinmiş!” deme kolaycılığına ve mantıksızlığına düşmemeliyiz. Elbette her şey bunun için değildi ve herkesin bildiği gibi, Öcalan Şam’da bir eli yağda, bir eli balda mutlak bir hükümdar gibi yaşıyordu. Mutlak bir hükümdarın saltanat içinde yaşıyorken bu denli sefil bir amacının olabileceğini ileri sürmenin mantıki bir temeli yoktur.

Kürt sorunu hiçbir koşulda PKK/BDPile anlaşmak suretiyle çözülmez. PKK/BDP’nin ilgilendiği tek konu Öcalan sorunudur. Kürt sorunu PKK/BDP için bir kamuflajdan, bir bahaneden ibarettir. Öcalan sorunun çözülmesiyle birlikte PKK Kürt şehirlerinde silahlı zorba bir güç olarak kalmaya çalışacak ve bu sefer de bunu “ulusal mücadele” şeklinde kamufle  edecektir.

Devlet Öcalan’ın İmralı’da evlenmesine veya cezasının ev hapsi  cezasına çevrilmesine izin verir mi? Rasyonel bir hükümetin bu evliliğe veya evliliği de içeren ev hapsine karşı çıkması düşünülemez şüphesiz. Silahlı çatışmalara son vermek için bu fırsatı kullanmak gerekir. Bundan daha kolay, daha ucuz bir çözüm bulunamaz. Öcalan’ın bir an önce evlenmesine müsaade edilmeli ve ayak bileğine elektronik bir bilezik takıldıktan sonra evine gönderilmelidir. Bunun için savaşmaya ve gencecik insanların öldürülmesini göze almaya değmez.

AKP cephesinde  bu konuda büyük bir korkaklık gözleniyor. Özellikle egosu büyük Başbakan Erdoğan delikanlılığına bunu pek yakıştıramıyor; tarihe “Öcalan’ın evlenmesine ve hapisten çıkarak ev hapsi cezasını  çekmesine izin veren başbakan” olarak geçmek istemiyor. Devlet Bahçeli’nin ve Ergenekoncuların çirkin sözlerini daha şimdiden işitir gibi oluyor.

Halbuki en azından askerlerin ve Kürt gençlerinin anneleri Erdoğan’dan dualarını esirgemeyeceklerdir. Demokrat olmasını beklemiyoruz, hiç olmazsa dindar bir insan olarak annelerin dualarına ırkçıların küfürlerinden daha çok değer vermesini bekliyoruz. Aksi halde telekinezici danışmanıyla küfürbaz ulusalcılar onu iyice işlevsiz hale getireceklerdir.

Öte yandan, Öcalan’ın direktifleriyle PKK yönetiminde yapılan son değişikliklerin neye işaret ettiği konusunda yapılan hummalı tartışmaların çok anlamsız ve gülünç tartışmalar olduğunu söylemek zorundayız. PKK uzmanı olarak tanınan insanlar PKK gerçeği konusunda en çok yalan-yanlış düşünceler öne sürmüş insanlardır. Basit bir Pol Pot hareketini akademik olarak analiz etmeye çalışıyorlarken PKK ve Öcalan gerçeğini anlaşılmaz kılmaya çalışmışlardır.

PKK yönetiminde yapılan  değişikliklerin  hiçbir zaman hiçbir önemi olmadı. Son değişikliklerin de bir önemi yoktur. Öcalan’ın kişisel olarak ne istediğine bakmak gerekir. Anahtar Öcalan’ın kişisel istekleridir. Öcalan’ın kişisel istekleri karşılanırsa barış sağlanır, karşılanmazsa sağlanmaz.

.

Facebook Yorumları

Kod8
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8