Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri


03.08.2013 - Bu Yazı 6426 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 

Anwar Congo 1965 yılında Endonezya’da bir yıl gibi kısa bir süre zarfında bir milyondan fazla insanı “komünist” olmakla suçlayarak öldüren PancasilaYouth adlı paramiliter örgütün üyelerinden biridir. Kendi ifadesine göre tek başına binden fazla insanı öldürmüştür.

Anwar Congo’ya göre “komünist” olmak sorgusuz sualsiz öldürülmek için yeterli bir sebeptir. Darbecilere muhalefet eden herkesin, topraksız köylülerin, entelektüellerin,  Çinli azınlığın kategorik olarak “komünist” sayılması gerekir.

PancasilaYouthörgütünün yahut hükümetin “komünistler”i karalamak için yaptıkları propaganda filmlerinde anlatılanların hiçbirinin doğru olmaması sorun değildir. AnwarCongobu filmler sayesinde en azından PancasilaYouth mensubu katillerin kendilerini iyi hissettiklerine inanıyor. Katillerin kendilerini iyi hissedecekleri bir hikayeye, filme, ideolojiye, uyuşturucuya, dansa, müziğe ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç mutlaktır.

Anwar Congo 2012 yılında işlediği cinayetleri gurur duyarak anlatıyor. Aslında o bir Hollywood aktörüdür; yakışıklıdır, gençliğinde kolonya kullandığında sokakta rastladığı kadınlar “Adam ne güzel kokuyor” diyorlarmış. Çocukluğundan beri hep western filmlerinde oynamak istiyor. Genre olarak western filmler birinci tercihini oluşturmasına rağmen mafya filmlerini de kendisine uygun görüyor. Hollywood dünyası ona kapılarını açmadığı için tüm aktörlük yeteneklerini 1965 katliamlarında sergilemiş. Katliamlar başlar başlamaz kendisi için bir at, kovboy kıyafetleri ve malzemeleri satın almış. Kurbanlarını canı istediğinde ormanlık bir alana götürerek olmadık işkenceler yaptıktan sonra at sırtında kovboyların sığırları boyunlarından kementle yakalamaları gibi yakalıyormuş. Tıpkı John Wayne gibi. Bir yıl boyunca  John Wayne’ı oynamış. Endonezya  ormanlarında senaryosunu yazdığı, yönettiği ve başrolde oynadığı sayısız film yapmış.Endonezya  ormanları AnwarCongo’nun tüm hayallerini gerçekleştirdiği bir yerdir. Bu ormanların başka bir benzeri yoktur. “Endonezya  ormanları” denilince akla hemen PancasilaYouth ve AnwarCongo geliyor.AnwarCongo bundan gurur duyuyor.

2012 yılında Danimarkalı bir belgesel yapımcısı 1965 yılında yapılan kitle katliamını anlatan bir filmde işlediği cinayetleri canlandırmak isteyip istemediğini sorunca bir filmde rol alacağı için çok heyecanlanmış ve hemen “evet” demiş.

Çekim aşamasında göründüğü sahneleri yakından izliyor, bölümleri evde izledikten sonra çoğu sahnenin yeniden çekilmesini istiyor. Bulduğu öldürme tekniğiyle özellikle gurur duyuyor; çok temiz ve pratik bir teknik. Bıçaklayarak, boğazlarını keserek, sopalarla kafalarını parçalayarak insanları öldürmeyi çok yorucu ve pis buluyor. Cesetlerin yarattığı kirliliği temizlemek çok yorucuymuş. Her toplu infazdan sonra ecstasy alarak müzik eşliğinde dans ediyormuş.

Torununa ısrarla  “theact of killing” filminden bir sahne göstermek istiyor. Çocuk dedesini dinlemiyor ağlayarak kaçıp gidiyor. AnwarCongo büyük bir hayal kırıklığına uğruyor.

AnwarCongo söz konusu film nedeniyle bir televizyon stüdyosuna davet ediliyor. Endonezyalılar başarılı bir film yıldızını onurlandırmak istiyorlar. Program sunucusu kadın AnwarCongo’yu sahneye davet ettiğinde stüdyodaki seyircilerden güçlü bir alkış istiyor. Stüdyo alkışlarla yıkılıyor. AnwarCongo oturmuş kahkahalar atarak işlediği cinayetleri, yaptığı işkenceleri, tecavüzlerini anlatıyor. Sunucu kadın affedersiniz fahişelere özgü şuh kahkahalar atıyor. Stüdyo seyircileri neşeden, heyecandan, eğlenmekten mest oluyorlar...

AnwarCongobebext, bemezg, befam, bevijdan... AnwarCongo vicdansız, unscrupulous,gewetenloos...

PancasilaYouthörgütünün en az üç milyon en çok on milyon üyesi varmış. 1965 katliamı yüzünden hiç kimse yargılanmamış. Öldürülen bir milyonun üstündeki insanın yakınları arasından bir tek kişi dahi bugüne kadar intikam almaya yeltenmemiş.

1937-38 Soykırımı’ndan sonra devlet terörü Dersim’de hiç eksik olmadı. 1970’li yıllarda devlet terörüne TİKKO ve PKK’nın terörü eklendi. 1990’lı yılların başında  ise devlet güçleri PKK ile anlaşmalı bir biçimde tüm Dersim köylerini imha ettiler.

2002 yılından itibaren devlet teröründe AKP hükümeti sayesinde ciddi bir düşüş yaşandı. Devlet terörü gerilerken PKK ve TİKKO terörü bölgede hiç kesintiye uğramadı.

PKK son barış görüşmeleri nedeniyle her yerden silahlı güçlerini çekerken Dersim’den çekmedi. Çekilmek  yerine uzun yıllardır taşeron örgüt olarak kullandığı TİKKO kılığına büründü. Barış sürecinde PKK eylemlerine hiçbir yerde rastlanılmadığı halde Dersim’de saldırılarını sürdürüyorlar. Köyleri basarak rastgele ateş ediyorlar, işçileri ve taksicileri kaçırıyorlar vb. En son Cemal Beyazgül adındaki bir taksiciyi kaçırarak öldürdüler.

TİKKO’cular taksicinin kaçırılmasını üstlendi ve kalp hastası adamı ilaçlarını vermemek suretiyle öldürdüklerini web sayfalarındagururla ilan ettiler. 

TİKKO’cuların devlet kuvvetleriyle şimdiye kadar ciddi bir çatışması olmadı. Çoğunlukla pusuya düşürülerek veya uykuda topluca öldürüldüler. Topluca öldürülmeleri her zaman şaibeli oldu. Zaman zaman birbirlerinin ajan olmalarından şüphelendiler. 14 arkadaşlarını feci işkenceler yaparak öldürdüler. En çok sıradan Dersimli köylüleri işkence ederek öldürdüler. Kurbanları arasında yaşlılar, kadınlar, çocuklar ve kötürümler de vardır. Felçli bir köylüyü sırtlarına alarak ormana götürüp öldürmeleri AnwarCongo’yu kıskandıracak bir hayal gücüne sahip olduklarını ortaya koyuyor. TİKKO’yuDersim’de bir dönem “Bozo” lakaplı Yusuf Geyik adındaki bir MİT görevlisi yönetti.

TİKKO Maocu bir örgüttür. Maoculara göre devrim kırlardan başlayarak şehirlere yayılır. Kır Dersim’dir, onun için 40 yıldan beri Dersimli köylüleri  öldürüp duruyorlar fakat Dersim’in dışına adım atamıyorlar. Başka şehirlere gittiklerinde sokakta nasıl gezeceklerini bile bilemedikleri için kısa sürede yakalanıyorlar.

TİKKO Çorumlu olan İbrahim Kaypakkaya tarafından kuruldu ancak örgüt bir Dersim örgütü sayılır. Yurtdışındaki ve yurt içindeki Dersimlilerin desteği olmasaydıTİKKO’nun bölgedeki varlığını koruması olanaksız olacaktı. TİKKO’nun bölgede işlediği cinayetler şimdiye kadar bir kez olsun kitlesel olarak protesto edilmedi.

Dersimliler bu gruba mensup insanlarla her yerde iç içeler; gecelerine, festivallerine, pikniklerine, tatil kamplarına katılıyorlar, yayınlarını okuyorlar, bağış veriyorlar vb.  Sokakta karşılaştıklarında “Kewra ne haber?” diyerek hal hatır soruyorlar, yarenlik ediyorlar. “Kewra” (kirve) burada kullanılan özel bir şifredir. Dersimliler bununla “Senin TİKKO’cu olduğunu biliyorum ve size sempati duyuyorum” mesajını veriyorlar. Tüm yapılanları, cinayetleri, terörü normalize ediyorlar.

Örgüt çevresi sanata, müziğe, şiire, edebiyata ve tiyatroya da el atıyor. Tüketicileri her zaman Dersimliler. Bazen “yerel dilde yerel sokak tiyatroları” bile yapıyorlar. Adamın biri kadın kılığına girmiş bir başka oyuncuyu “Nere Xece tu oncia sona kot?”  (Nere Hatice yine nereye gidiyorsun) dediğinde seyirci çocuklar kahkahadan kırılıyorlar. Anne babalarının gönüllü olarak kendilerine öğretmedikleri dede dilinden bir şeyler duymaları hoşlarına gidiyor. Yaşı kemale ermiş eski tüfekler “Devrimciliğin Dersimi bir karaktere bürünmesinden gurur duyduğumu söylemem gerekir” diyorlar.

Dersim’de “devrimci sanat”, “devrimci müzik” gerçekten Endonez bir karakter taşıyor; talihsiz taksici Cemal Beyazgül’ün cenaze törenine yalnızca çocuklar ve kadınlar katılırken, Grup Yorum’un aynı tarihteki konserineçok sayıda Dersimli katıldı. Eski değerlere göre düşmanının cenazesi kaldırılırken gülmek, eğlenmek, düğün yapmak aşağılık bir davranış sayılırmış.

Cinayetler karşısında zaman zaman birkaç insan “Yeter artık!” deme cesaretini gösteriyor. Bu gibi cılız tepkilere ne yazık ki sevinemiyorsunuz çünkü yazılanları dikkatle okuduğunuzda yazarların katillere yalvardığını, devrimciliğe ve sosyalizme asla bir itirazlarının olmadığını dile getirdiklerini fark ediyorsunuz.

Katillerin sözcülerine de söz veriyorlar. Katillerin sözcüleri tıpkı film yıldızı AnwarCongo gibi konuşuyorlar: “Kadın garson çalıştırılan birahanelere, uyuşturucu satışına, beş kuruş için kesilen güzelim ormanımıza karşı çıkmıyorsunuz, Cemal Beyazgül adlı ajanın öldürülmesine karşı çıkıyorsunuz. Sizin yaptığınız resmen devrim düşmanlığı.”

Dersim’e kötülük tarih boyunca dışarıdan geldi. Yalnız benim kanaatim odur ki Dersim’in içteki kötülüğü hiçbir zaman açık yüreklilikle tartışılmadı. Soykırım mağduru olmak bunu özellikle imkansız kıldı. Bugünkü çirkinlik, kötülük, gewetenloosheid bu iç kötülüğün ürünüdür.

“Yeter artık!” diyen iyi niyetli insanlar yazılarında Cemal Beyazgül cinayeti arkasındaki PKK-TİKKO ittifakının aslında bir yerel seçim ittifakı olduğunu keşfettiklerini söylüyorlar. Nitekim TİKKO yerel seçimlerde PKK ve EMEP ile ittifak yapacaklarını gururla ilan etti.

Peki bu seçim ittifakı Dersim toplumunun karakteri-duruşu hakkında bir şey söylemiyor mu? Bence çok şey söylüyor. Eğer bir toplumda cinayet şebekeleri cinayet şebekesi olmayan marjinal grupları da yanlarına alarak demokratik bir seçimde başarılı olabiliyorsa dönüp bu topluma daha dikkatlice bakmak gerekir. Bu nasıl bir toplumdur? Medeni, demokrat, hukuka ve insan haklarına saygılı bir toplumda cinayet şebekeleri böyle bir şey yapmaya cesaret eder mi?

Dersim toplumundan neden ŞafiîKürtlere aşık olup da “Şah İsmail zalimdi, Yavuz Sultan Selim merhametli ve cömertti” diyen binlerce insan çıktı?  A. Öcalan Dersim’de o kadar müridi nasıl buldu? M. Bedri Gültekin Alanlıdır, 1937-38 Soykırımı’nı alenen savunur. Seyit Rıza’nın feodal bir eşkıya M. Kemal’in ise büyük bir devrimci olduğunu söyler.

Kemere Duzgın’da, Ana Fatma’da neden bugün gönül rahatlığı içinde kurban kesmek bile mümkün değildir?

Dersim minyatür bir Endonezya sayılır; AnwarCongo’ları çoktur. Her yaz yapılan Bodrum-Dersim kıyaslamalarıyla boş yere övünüp durmayın. Kendinizi daha fazla aldatmayın, aynayı biraz da kendinize tutun.

AnwarCongobebext, bemezg, befam, bevijdan... AnwarCongo vicdansız, unscrupulous,gewetenloos...

 

.

Facebook Yorumları

reklam
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
1 0
dursun 03.08.2013 - 11:27:38
Sayın yazar, yazdıklarınıza baştan sona katılmamak mümkün değil. Bir toplum bu kadar mı kendine öz saygısını yitirir. Bahsettiğiniz örgütün uyuşturucu ticareti yaptığı, uyuşturucudan elde edilen gelirin paylaşımı yüzünden bölündükleri ve bölünen taraflardan birinin lideri konumunda olan K.Kutan isimli şahsın devlet ajanı olarak 17 arkadaşını pusuya düşürtüp öldürttüğü herkesin malumudur. Dersimlilerin, bunları içlerinde barındırdığı sürece, 'medeni, demokrat, hukuka ve insan haklarına saygılı bir toplum' olmaları bir hayalden öteye gitmeyecektir.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%55,08
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı