Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi


08.02.2014 - Bu Yazı 1806 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Beklenilmeyen 17 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonundan sonra memlekette haber değeri olan başka bir şey kalmadı. 17 Aralık en önemli katalizör oldu. Hukuk, adalet, ahlak, demokrasi, devlet, kanun, yargı, kolluk kuvvetleri vb. gibi onlarca kavram birden tüm anlamını yitirdi. Başbakan Erdoğan adı geçen kavramlara Saddam Hüseyin tarzı bir muamele yaptı.

Bilal kendisini ifadeye çağıran savcıyı dinlemedi. Aksine Bilal’in babası Bilal’i ifadeye çağıran savcıyı görevden aldı.Uday ve Kusray’ın babası bununla kalmazdı elbette.

İtibarı ve iktidarı sarsılan Erdoğan inanılmaz bir hızla darbeci orduyla, mahkum olan generallerle uzlaşmanın yollunu aradı ve buldu. “Suç kavramını yaptıklarımızı ve yaptıklarınızı kapsamayacak şekilde daraltıyorum” dedi Başbakan Erdoğan. “Ha şöyle imana gel!” dedi Veli Küçük.

“Apo çok iyi bir adam. Barışa büyük katkı sunuyor” diyor Başbakanın yakın çevresi. Apo’nun çevresi de “Rüşvet, yolsuzluk bizi ilgilendirmez” diyor. AKP BDP’ye “İyi yoldasınız, devam edin” diyor.

İtibarı ve iktidarı sarsılan Erdoğan İran’a gitti. İranlıları memnun etti. Fransa Cumhurbaşkanı geldi, onu da memnun etti. Almanya’ya gitti, Merkel’i de memnun etti. Tüm kabadayılığı “hukuk, adalet, insaf, ar, edep” diyenlere.

Türk seçmeni de hâlâ AKP’den memnun gözüküyor. En şaşırtıcı ve önemli olan da budur. Tayin edici olan budur. Seçmen diktatörlük karşıtı tercih yapmadığı sürece “skandal, hırsızlık, yolsuzluk, hukukun ayaklar altına alınması” vb. diyerek bağırmak anlamsızdır.

Türk seçmeninin yukarıda bahsi geçen kavramlara yüklediği kesin bir anlam yoktur. Anlamı kesin olmayan kavramların ayaklar altında çiğnenmesi de önemsiz sayılmaktadır. Adı geçen kavramların tümü rafa kaldırılsa da olur. Seçmen çoğunluğu bunu sorun yapmaz. Az çok hukuk ve demokrasi kültürü olan bir toplumda asla hoş görülemeyecek olan rezilliklerin, yaptırımların bu denli rahat yapılmasının temelinde yatan seçmeninin kültürüdür.

Liberal yazarlar normal bir hukuk devletinin vatandaşlarıymış gibi yazıyorlar. Başbakana bu çerçevede yöneltilen eleştiriler anlamsızdır. Seçmen az çok demokrasi kültürü olan bir seçmen olsaydı, hükümet çoktan düşerdi. İktidar olmak kriminal olma hakkını doğurmuyor. Demokrasi kültürü olmayan seçmenler ülkesinde ise hükümetler rahatlıkla kriminal olurlar ve hükümet olmaya devam ederler. Türkiye’de yaşanan durum budur.

Başbakan Erdoğan’ın 17 Aralık’a kadar müttefiki olan “paralel devlet”e karşı derin devletle ittifak yapması, niyetinin hiç de iyi olmadığını ortaya koyuyor.

 

“Paralel devlet” yoktur iddiası da gerçekçi gözükmemektedir. Devlette yabancı bir şey olmalı, aksi halde AKP’nin büyük yolsuzlukları 17 Aralık’ta açığa çıkmazdı. 17 Aralık AKP’nin “normal devlet”i çerçevesinde izah edilecek bir şey değildir. Bilal’in babasının yaşadığı şok sahihtir. Rol yapmıyor. Bu durumu rasyonel bir biçimde izah etmeden her türlü “paralel devlet” iddiasını küçümsemek yanlıştır.

 

“Paralel kuvvet”i demokrasi yanlısı bir kuvvet olarak görme yanılgısı çok tehlikelidir. İslamı referans çerçevesi olarak kullanan güçlerin demokrasi yanlısı olmaları mümkün değildir. Bu güçler demokrasiye asla inanmazlar.

 

Solun sokak gösterileri de yersiz ve tehlikelidir. Geçmişten gelen bir alışkanlıkla toplam seçmen kitlesi içinde önemli bir yer tutmayan küçük gruplarla büyük kalabalıkların rolünü üstlenmek  bir çözüm üretmeyecektir. Gençlerin tekrar öldürülme riskini göze almamak gerekir. Her şeyi seçmen belirleyecektir. Onu beklemek tek doğru tutumdur.

.

Facebook Yorumları

Kod8
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8