Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

Öcalan nasıl serbest kalır?


09.06.2014 - Bu Yazı 2729 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Yakın tarihin en önemli olayları, 12 Mart darbesi, akabindeki faşist devlet terörü, MC Hükümetleri terörü, polis destekli MHP-Ülkü Ocakları terörü, generallerin kitle katliamları (Alevi katliamları, 1 Mayıs katliamı), darbeye kanlı hazırlık, MİT’in Öcalan’a PKK’yı kurdurtması, PKK’nın doğu ve güneydoğudaki terörü, Öcalan’ın Suriye’ye kaçması, 12 Eylül darbesi, Suriye desteğindeki silahlı PKK eylemleri, işkenceler, polisin sokak infazları, kitle terörü (köylerin yakılıp yıkılması, zorla göç vb.), AKP’nin iktidara gelmesidir.

Uzun yıllara yayılan barbarlık insanlarda akıl ve vicdan bırakmadı. İnsanların büyük çoğunluğu kıyımın, işkencenin, cinayetlerin, terörün yarısını telin ediyor. Diğer yarısını ise meşru göstermeye çalışıyor.

İki yıla yaklaşan “ateşkes” bir diğer önemli olaydır. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte bu olay Türkiye’nin yakın geleceği üzerinde önemli bir rol oynayacaktır. Kan durmuşken yeniden çok kolay bir biçimde akmaya başladı. Roboski katliamının ardından Gezi eylemleri sırasında gençler ve çocuklar hunharca öldürüldü. Başbakan Erdoğan gururla “Kararı ben verdim” dedi. Öldürülen küçük çocukların ölüsüne bile kin kustu. Suratı ne korkunçtu! Lice olayları yeni bir döneme girildiğinin işaretini veriyor. Tayyip Erdoğan’ın suratı giderek korkunçlaşıyor.

Sözümona müzakere masasına oturan tarafların bu kadar kolay savaş çığlıkları atmaları akıllara durgunluk veriyor. Demek ki ortada ciddi bir müzakere yoktur. AKP, PKK temsilcileriyle siyasi düzeyde görüştüğü iddiasını bile kendisine atılmış bir iftira olarak kabul ediyor. HDP ise bir heyet aracılığıyla İmralı’ya gidip gelmeyi, Öcalan’a çamaşır götürmeyi, ondan aşk mektuplarını almayı tek yanlı olarak abartmakla, süslemekle yetindi. Öcalan’la görüşmeyi devletle yapılan ciddi bir müzakere gibi sunanlar Lice’ye gidince de savaş naraları atıyorlar. İmralı’dan geldikten sonra soluğu Şişli’de veya Gazi Mahallesi’ndeki sokak gösterilerinde alıyorlar. Ciddi bir müzakere olsaydı, müzakerecilerin böyle bir şey yapması patolojik bir tutum sayılırdı. Bir düşünün, sorunun en yetkili muhataplarıyla doğrudan, yüz yüze konuşmayı bırakıyor sokağa dönüyorsunuz. Sorunu çözecek en yetkili devlet yöneticileriyle konuşmayı bırakıyor yüz zavallı kadını Şişli’de sokağa çıkarıyor veya Lice’de sivil halkı ordunun üzerine sürüyorsunuz. Bu çok sorumsuz ve anormal bir tutum olurdu.

Ateşkes reeldir, 20 aya yakındır kan dökülmüyordu. Ancak müzakere sayılabilecek hiçbir şey yoktur. AKP ve HDP samimiyeti, dürüstlüğü, demokratlığı olmayan iki siyasi aktördür. Sahtekarların karşılıklı oyunları aracılığıyla hiçbir ilerleme sağlanamaz. Olan yine fakir fukaraya oluyor. Fakir fukara ucuzdur ve boldur. Hayatının hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

Birbirlerini karşılıklı olarak samimiyetsizlikle suçlayan taraflar sahtekardır. MİT görevlileri aracılığıyla ruh sağlığı öteden beri yerinde olmayan Öcalan’ı oyalayıp duran AKP, “Kürt açılımı” çerçevesinde ciddi hiçbir şey yapmaya niyeti yoktur. HDP bunu bilemeyecek kadar saf olmamasına rağmen, heyetler halinde İmralı’ya gidip gelmek suretiyle oyun oynamayı tercih ettiler.

Her şeyden önce Öcalan’ın ruh sağlığı böyle bir rol oynamaya müsait değildir. Öcalan bir şizofreni hastasıdır. Tarafların her ikisinin de bunu bilmemesi izah edilebilecek bir durum değildir. Öcalan’ın bütün konuşma videoları bu hastalığı hiçbir tereddüde mahal vermeyecek bir biçimde açığa vuruyor. Öcalan’ın kullandığı dil normal bir dil değildir. Cümleleri baştan sona bozuktur, anlamsızdır. Kelimelerinin önemli bir kısmı uyduruktur. Düşünceleri izlenebilir değildir. Bir bütün oluşturmazlar. Hangi tema hakkında konuştuğu belli değildir. Halüsinasyon görmektedir. Gerçeklik duygusu kaybolmuştur. Empati kurmayı, üzülmeyi, sevinmeyi, gülmeyi bilmiyor. Gülmeye çalışırken insan yüzüne bakmaya korkuyor. Bakışlarında bir mana yoktur. İmralı’da çekilen kazaklı son resmi o şizofrenik bakışı çarpıcı bir biçimde sergiliyor; o resmi oradan alıp tıp kitaplarına koymaya değecek kadar. Öcalan’ın söz konusu resmini afiş yapan HDP ve PKK sırf bu hareketleri nedeniyle şuurlu insanların üzerinde korkunç bir terör yaratıyorlar. Öcalan’ın suretinde gelecekteki Kürt faşizmini veya Polpotçuluğunu okuyoruz.         

Öcalan’ın en absürt, en münasebetsiz ifadelerinin bile sanki müzakereler çerçevesinde Öcalan düşünce belirtiyormuş gibi kamuoyuyla paylaşılması HDP heyetinin ruh sağlığı konusunda da ciddi kaygılar uyandırıyor. Örneğin, aşk mektubunda Kürt kadınlarını “etiğe ve estetiğe yoğunlaşmaları”nı önermesi nasıl normal kabul edilebilir? “Umarım çözüm süreci bedenen de hepimizi yakınlaştırır. Derinli sevgiyle kucaklar, selamlarım.”

Söyler misiniz, bu cümlede düzgün, anlaşılır, sağlıklı, normal kabul edilebilecek ne var? “Birincisi benimle 24 saat yaşama metaforuna ilişkindi. Buna yanıtlarınızı hep anlamlı buldum. Doğru yaklaştığınız kanısındayım. Ne kadar derinlisiniz, orasını bilemem." Bu cümleler şizofreni hastalarının tipik cümleleri sayılır. Doktorların teşhis için aradıkları tüm semptomlar bu cümlelerde mevcuttur.

Kürt sorununun tek sağlıklı çözümü demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları çerçevesinde bulunabilir. Öyle gözüküyor ki ne AKP ne de HDP böyle bir sürecin aktörleri olabilirler. Geriye bir tek seçeneğimiz kalıyor: Öyle anlaşılıyor ki, Öcalan’ın serbest bırakılması HDP-PKK cephesi için yeterli olacaktır. Bu fırsatı kaçırmamak gerekir. Human Rights Watch ve Amnesty International’dan bir hekimler heyeti Öcalan’ı muayene edebilir. Hastalığından dolayı cezai ehliyeti olmayan Öcalan serbest bırakılır. Böylece kimse AKP’yi “Öcalan’a teslim oldular. Öcalan’ı serbest bıraktılar” suçlamasını da yöneltemez.

Barış ortamını sürdürmeye değmez mi? Yeter artık, çocuklar ölmesin!

.

Facebook Yorumları

Kod8
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
1 0
Ad Soyad Giriniz... 09.06.2014 - 12:34:55
"..Polpotçuluğunu okuyoruz.." tek yanli Bilgi edinme ve bu Bilgi ile birçok konuyu degerlendirme ki$iyi, insanlik dü$mani yapar.. Ve gözünü kirpmadan, insan öldürmeye istekli olur, Ocalan dan daha da "korkunç" olur. Hele söylermisin, Polpotu tanimak için "tarafsiz" kaç ki$i ile sohbetin oldu, kaç tane yazi, kitap..vs okudun.? Evet, deseler ki; dünyada iki sevip saydigin taninmi$ devlet yöneticisi veya lider kimlerdir..vs? Hiç çekinmeden biri Mustafa Barzani, digeri de Polpot tur.. çünkü ben ikisini de biraz taniyorum ve ikisinin de insan sevgisi ile dolup ta$tigini rahatlikla söylebilirim.. Not; Sava$an Kamboçya isimli kitabi okumani öneririm.. Bu kitabi okudugunda, edindigin bilgilerin ne derece zalimce, yalan..vs bilgiler oldugunu görebilirsin..
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%45,00
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8