Mehmet YILDIZ

yildizmemed@gmail.com



Bookmark and Share

Öcalan serbest bırakılmalıdır


22.06.2014 - Bu Yazı 3125 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararının ardından, tüm Balyoz Davası sanıklarının yeniden yargılanmak üzere tahliye edilmeleri Öcalan’ın da tahliye edilebileceği spekülasyonlarını tekrar canlandırdı. Sırrı Süreyya Önder Diyarbakırlılara “Öcalan sizi bir yıl sonra bu meydanda selamlayacak” dedi.

Öcalan’ın serbest bırakılması hukuki ve siyasi olarak zordur, ancak mümkündür. HDP ve Öcalan’ın avukatları baştan beri yanlış bir strateji uyguluyorlar. Öcalan’ın serbest kalmasını istemeleri yeterli değildir. Bu çerçevede karşı tarafın kararı belirleyici olacaktır. “Game theory”sinde buna stratejik durum denir. Makul ve uygulanabilir bir yol bulmak gerekiyor. Bu yol benim önerdiğim tıbbi muayene yoludur. Öcalan bir şizofrendir. Şizofreni (schizophrenia) bir beyin hastalığıdır. Şizofreni hastalarının cezai ehliyetleri yoktur. Şizofreni hastalarına normal kriminallermiş gibi muamele etmek hukuksuzluktur. Devlet yıllardır ağır bir ruh hastasını kullanarak terör estiriyor ve ahlaksızlık yapıyor. Bu barbarlık artık son bulmalıdır.

Şizofreninin belli başlı beş semptomu şunlardır: Delusions, hallucinations, disorganized speech, disorganized behaviour, negative symptoms (absence of normal behaviours). Hastanın beynindeki fiziki anormallikler ise “ventricular enlargement and decreased cerebral (cortical and hippocampal) volume” gibi bulguları içerir (Paul J. Harrison, The neuropathology of schizophrenia- A critical review of the data and their interpretation http://brain.oxfordjournals.org). Doktorlar MRI ve CT scan aracılığıyla şizofreniyle özdeşleştirilen bu anormalliklerin beyinde olup olmadığını kolayca tespit edebilirler.

Devlet Öcalan’ın rahatsızlığını bilerek inkar ediyor. Ağır bir ruh hastasını kullanarak ülkeyi uzun yıllar kan gölüne çeviren barbar devlet Öcalan’ın hastalığının bilinmesiyle birlikte çirkin yüzünün açığa çıkacağını çok iyi biliyor. PKK’yı Öcalan’a devlet kurdurdu.

Öte yandan, PKK’nın ahlaki ve entelektüel gelişmişlik düzeyi hiçbir ruh hastalığını hastalık olarak kabul etmeye imkan vermez. PKK modern psikiyatriye ve nörolojiye tamamen yabancı ilkel bir harekettir. Hukuk devleti, demokrasi, insan hakları gibi değerleri olmadığı için liderlerin her türlü barbarlığını meşru görür. Liderler ne yaparlarsa yapsınlar yaptıkları asla anormal sayılmaz.

Şafii Kürtler de fukara bir halktır. Ruh hastalıklarını sadece delilik olarak bilirler ve delilerinden utanırlar. Bir liderin hareketlerinden, yaptıklarından, konuşmalarından dolayı deli olabileceğini hiç düşünmezler. Bunu bir hakaret sayarlar.

Liberal Türkler de Öcalan’ın bir şizofren olduğunu bilerek veya bilmeyerek hep inkar ettiler. Öcalan’daki bu rahatsızlığı fark etme fırsatı öncelikle M. Ali Birand için doğdu. M. Ali Birand kendisini ısrarla bir devlet elçisi olarak gören, kendisinin “Hayır beni buraya devlet göndermedi, ben devlet elçisi değilim” şeklindeki itirazını hiç dinlemeyen “delusions” sahibi Öcalan’daki korkunç anormallikleri görmedi. Öcalan, Birand’ın karşısında mutfak rulosundan kopardığı koca peçetelerle önce sümük dolu burnunu sildi sonra aynı sümüklü peçeteyle gözlerini sildi durdu. Seyredilmesi çok zor bir durumdu.

 

 

 

Daha sonraki tarihlerde Hasan Cemal Öcalan’la buluşmaya gitti. Bu buluşmayı da içeren kalın bir kitap yazdı. Hasan Cemal gece yarısı bir çuval meyveyi yiyen ve cola, fanta vb. gazlı içecekleri içen Öcalan’ı kitabında hafifçe alaya aldı ama asıl sorunu görmedi veya görmek istemedi. Oysa Öcalan’la aynı odayı paylaşmadıktan sonra Öcalan’ın gece yarısı bir çuval meyveyi yemesinin ne önemi olabilirdi ki?

Hasan Cemal, Ertuğrul Kürkçü ve Sırrı Süreyya Önder’i “Heat and Dust” romanındaki Harry karakterine benzetiyorum. Yumuşak huylu, eğitimli liberaller doğunun esmer, vahşi, kanun tanımaz, acımasız, karizmatik eşkıyasına aşık oldular. Hindistanlı Müslüman prensin (the Nawab) gönüllü köleleri oldular. The Nawab her hareketiyle, her düşüncesiyle büyüledi yumuşak huylu centilmenleri.

The Nawab bununla da yetinmedi, bir sürü Türk Olivia yarattı. Olivia’lar vahşi esmer doğuluya aşık oldular. Aşklarından gidip Diyarbakır meydanında ağladılar. Sayıca o kadar kalabalıklar ki, kimin adını anacağımı bilmiyorum. Yine de Pelin Batu’yu, Nuray Mert’i, Pınar Selek’i, Oya Baydar’ı anmadan geçemeyeceğim.

The Nawab  20 yıl boyunca (1979-1999) Kürtlere karşı sayısız insanlık dışı suç işledi. Arkadaşlarını öldürdü, işkence etti, tecavüz etti, harem kurdu. Tecavüz mağduru Kürt Dilara’lar başlarından geçenleri tüm ayrıntılarıyla anlattılar ancak Türk Harry’ler ve Olivia’lar bütün bunları önemsiz sayıyorlar. Esmer vahşi doğulu, Türk Harry’leri ve Olivia’ları cezbetmeye devam ediyor.

Türk Harry’lerin, Olivia’ların, PKK yandaşlarının, Şafii Kürtlerin bu ısrarlı tutumları yüzünden umutsuzluk içindeyiz. Umutsuzluğuma rağmen hekimler bu işe el koysun diye çığlık atmaya devam ediyorum.

Bu bapta biricik amacım hekimlerin bir an önce İmralı’ya gitmesini sağlamaktır. Bu nedenle yazıma şizofreninin belli başlı beş semptomundan biri olan “konuşma bozukluğu”nu daha ayrıntılı bir biçimde inceleyerek son veriyorum.

Şizofrenideki konuşma bozukluğu aşağıdaki unsurları içerir:

·         Loose associations: Konudan konuya atlama, konular ve düşünceler arasında bir bağlantının olmaması.

·         Neologisms: Kelime uydurmak veya yalnızca hasta için anlamı olan terimler kullanmak.  (“Derinli sevgilerimle.” “Ne kadar derinlisiniz bilmiyorum.” İmralı aşk mektubu)

·         Perseveration: Tekrar tekrar aynı kelimeleri kullanmak.

·         Clang: Kafiye için manasız cümleler kurmak: (“I said the bread and read the shed and fed Ned at the head"). Öcalan’dan: “Etik ve estetik.”

.

Facebook Yorumları

Kod8
09.09.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (2)
26.08.2014
Maggotlaşan İnsanoğlu ve Yerel Dar Kafalılık (1)
15.08.2014
La Catedral Hapishanesi veya Çankaya Köşkü
06.08.2014
Kasımpaşalı Tayyip cumhurbaşkanı olurken
15.07.2014
Dersim ve solculuk
22.06.2014
Öcalan serbest bırakılmalıdır
12.06.2014
Anadolu’da Bir Hümanizm Şavkı
09.06.2014
Öcalan nasıl serbest kalır?
07.06.2014
Öcalan'nın aşk mektubu ve barış
20.05.2014
“Vura vura büktüler bizi, eğildikçene eğildik”
06.05.2014
“Autoritair en corrupt, maar mateloos populair; hoe doet Erdogan dat?”
14.04.2014
Erzurumlu “bebe” ve Mısır Bildirisi
01.04.2014
Türkiye’de sıfırlamacı Tayyip, Dersim'de 'yırtık' Apo kazandı !
10.02.2014
Öcalan’ın Videoları ve Gönüllü Köleleri
08.02.2014
Hukuk, adalet, ahlak ve demokrasi
01.11.2013
HDP’deki Aleviler yahut Caligula’nın atları
16.10.2013
Roman ya da Ğışto’nun hançeri
02.10.2013
“Devrimci faşizm” olur mu?
14.09.2013
Ah Anadolu’da bir Pirahã olsaydım
13.09.2013
Önemsiz yazarın önemsiz notları
13.08.2013
Dersim Notları
03.08.2013
Anwar Congo ve Dersimli TİKKO’cuların benzer kişilikleri
17.07.2013
Karl Marx, toplumsal yoksulluk ve Siirt’in kızları
16.07.2013
Kalbim çat diye dursa...
29.06.2013
Sosyal Ontoloji Forumları ve Demokrasi
27.06.2013
Ethem Sarısülük Cinayeti ve Kadıköy Eylemi
20.06.2013
No Anonymous One Victim (Mağdur)
10.06.2013
Erdoğan’ın Sosyal Mühendisliği, Mezhepçiliği ve Kızgınlığı
04.06.2013
Gezi Parkı’ndaki Öfkeli Kalabalık ve Mezhepçi Bir Külhanbeyi
26.05.2013
General Ludd’un Bedbaht Manifestosu
18.05.2013
Dersimli Kemal, Kamer ve Hüseyin
10.05.2013
Boş Konuşmak İmtiyazı
03.05.2013
AKP İslamcılığı, Dinin Avucundaki Toplum ve Solcu Ritüelizmi
28.04.2013
Üç Soru, Üç Cevap
20.04.2013
Alevilik
12.04.2013
Katatonik Şizofreniden Muzdarip Toplum
09.04.2013
Hayalet Kimlik Sendromu ve Tevekkül
08.04.2013
MEHDİ ÖMERLİLİ ABDULLAH EFENDİ
03.04.2013
Erdoğan, Öcalan ve Dersim
29.03.2013
Barış, siyasi zombiler ve siyasi kriminaller
27.03.2013
Abdullah Öcalan ve barış
24.03.2013
Dersimlilere de bir Hakan Erdem lazım
23.03.2013
PKK silah bırakırsa
1 0
Ro$ev sîtav 21.06.2014 - 12:04:08
Evet, hastalik olayini dikkate almak lazim.! Tesedüf te olabilir fakat, Ocalan in hareketleri ve konu$malari ile bir $izofrenin hareketleri ve konu$malari birbirlerine çok benziyor..
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,94
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8