Fethiye Çetin, Anneannem'in yazarı, Hrant Dink yakın dostu, avukatı, 'Utanıyorum' adlı bir kitap yayınladı.

Düne, bugüne, çözülmeyen meseleye ve meselelere, kökteki derin güçlere dair kuvvetli bir tanıklık ve değerlendirme kitabı bu.

'Hrant Dink cinayetinin en yakın görgü tanıklarından biri bendim' diyor Fethiye...

Hayır sanıldığı gibi tükenmedi, bitmedi, çözülmedi.

Dink cinayetiyle ilgili söylenecek çok şey, sorulacak çok soru var.

Sorular sadece vicdana değil, hukuka, siyasete de değiyor.

Ve her bir soru bugüne, bugünün sıcak siyasetine, sıcak siyasetin karanlık noktalarına gönderme yapmaya devam ediyor.

Çetin'in kitabında bu açıdan pek çok 'kritik sayfa' var.

Birlikte gözatalım:

'Hrant Dink cinayetini soruşturma savcıları tarafından İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne hitaben, 25 Ocak 2007 tarihinde, yani cinayeti izleyen ilk günlerde yazılan bir yazıda şu talepte bulunulmuştu:

'Güvenilir bir kaynaktan alınan bilgide; Yeni Hayat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olan şahsın bu olay ile ilgili ve şüpheliler ile irtibatlı olabileceği değerlendirildiğinden şahsa ait cep ve sabit telefonların tespiti ile geriye doğru görüşme detaylarının temini ve incelemenin yapılması (...)'

Dosyayı altüst ettiğimiz halde talebin cevabını bulamadık...

Yeni Hayat dergisini ve derginin genel yayın yönetmeninin kim olduğunu kendi kısıtlı olanaklarımla araştırdım.

Akın Birdal suikastinin azmettiricisi olarak tanınan Semih Tufan Gülaltay'ın dergisiydi Yeni Hayat. Semih Tufan Gülaltay ismi, Ergenekon iddianamelerinde, Muzaffer Tekin ve Veli Küçük'le yakın irtibatı olan kişi olarak geçiyordu.

Yeni Hayat dergisi artık yayımlanmıyor ancak künyesinde yer alan bilgilere göre 2007 yılında sahibi olarak görünen kişi Hanifi Altaş.

Hanifi Altaş benim için tanıdık bir isim. Hrant Dink'ın adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs etmekle suçlandığı davanın müşteki avukatlarından...

Ergenekon örgütü tarafından kurulduğu iddia edilen Ayasofya Derneği, Büyük Güç Birliği Derneği, Büyük Hukukçular Birliği, Türkiyem Topluluğu gibi dernek ve oluşumların hepsinde kurucu ya da üye olarak ismi geçiyor.

*

Ergenekon operasyonu sırasında Veli Küçük'ten elde edilen ajandalardan birinde rastladığım bir not, bu konuya ve adı geçene yeniden odaklanmama yol açtı.

*

'Ergenekon davası sanıklarından Emin Gürses, bir telefon görüşmesinde, o sırada Ümraniye'de bulunan el bombaları sonrasında tutuklanan astsubay Oktay Yıldırım'ı kastederek 'Bunun arkasındaki güç başka biri. O ekibe hiç dokunmuyorlar'...' diyordu.

Sorulunca, 'Emin Gürses ... arkasındaki güç sözüyle de Hanifi Altaş'ı ve diğer şahısları kastettiğini ... anlatıyor...'du.

*

Danıştay saldırısı soruşturmasında gözaltına alınan Hüseyin Görüm'e, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde Muzaffer Tekin'in irtibatları sorulmuştu. 26 Mayıs 2006 tarihli ifadesinde Hüseyin Görüm şunları söylemişti:

'...Hanifi Altaş Yeni Hayat dergisinin sahibidir. Muzaffer Tekin bu dergi ile ilişkilidir...'

*

Yeni Hayat dergisinin üzerinde durmamın diğer nedeni, derginin yazarlarından, zaman zaman başyazılar da yazan bir başka isim: Trabzon'da emekli albay, Hüseyin Mümtaz Beyazıtoğlu.

Danıştay saldırısında Beyazıtoğlu'nun adı nasıl gündeme gelmişti, Muzaffer Tekin'e, Beyazıtoğlu'nu tanıyıp tanımadığı neden sorulmuştu?...

Beyazıtoğlu'nun ismi Hrant Dink cinayeti ve Ergenekon dava dosyalarında da sıkça geçtiği halde, hiçbir soruşturmanın konusu yapılmadı, kendisine soru dahi sorulamadı. Bu isim dokunulmazlığını nereden alıyordu?...

Dink cinayetini izleyen ilk günlerde, Emniyet ve Jitem'le telefon görüşmelerini beş ayrı sim kart üzerinden yapan Erhan Tuncel'in telefon dökümlerinde bir emekli albayla görüşmeler yaptığının tespit edildiği, basına sızdırılan bilgiler arasında yer alacak ve bu emekli albayın Hüseyin Mümtaz Beyazıtoğlu olduğu iddia edilecekti. Erhan Tuncel'in telefon görüşmelerine ait detaylar, Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nde yok edilecekti.

Devamını kitaptan okursunuz.

Kitapta yer alan aynı kapıya, derin yapıya çıkan pek çok karanlık noktadan sadece birisi bu...

Kimi aksaklıkları genelleştirerek kimilerinin aklamaya çalıştığı bir Ergenekon resmidir bu.

O yapı bir yönüyle hala sırıtıyor...

Bilesiniz...

  • Abone ol